Nehyi Münker Yapan Kimse

By | 4 Ağustos 2014

kuran

tövbe2Nehyi Münker Yapan Kimse
Bunun Müslüman ve mükellef 1 âkil baliği olmaktan fazla bir şartı yoktur. Çünkü nehyi münker din hakkını (vazifesinil yerine getirmektir. Din sahibi olan kimse nehyi münkerle de vazifelidir. Zâhid ve âdil olması ve sultanın izin vermesi şart mıdır, değil midir? diye ihtilâf olundu. Bize göre şart değildir.
Nehyi münker yapanın âdil ve zâhid olması nasıl şart olur ki… Bir kimse hiç günah işlemeyip sonra nehyi münker yapayım dese nehyi münker yapılamaz. Çünkü hiç kimse günah işlemekten maşım değildir. Saîd ibn Cübeyr (radıyallahü anh) der ki: «Hiç
günah islemediğimiz zamanı bekleyip nehyi münker yapacaksak, hiçbir zaman nehyi münker yapamayız». Hasanı Basrî’ye, ‘Bir kimse diyor ki, kendinizi temizlemeyince, halkı dine davet etmeyiniz», dediler. Buyurdu ki: «Şeytanin, bu sözün kalbimize hos görünüp. nehyi münkeri terkefmemizden daha büyük arzusu yoktur». Bu iste orta yol, nehyi münkerin iki çeşit olmasını bilmektir:
Biri, nasihat ve va’zdır. Bir kimse bir işi yapar ve başkasına apma derse, kendiyle alay etmekten başka faydası olmaz. Onun va’zı tesir etmez. Bu nehyi münker fâsıka yakışmaz. Hattâ söz dinlemeyeceklerini, kendisine güleceklerini bildiği zaman, nehyi jnünker yaparsa günah bile işlemiş olur. Zira va’zın kıymeti, insanların gözünde aşağı görünür. Bunun için aşikâre günah işleyen âlimlerin va’zı insanlara zarar verir. Onlar da bu va’zlarıyle günah işlerler. Bu yüzden Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu «İsrâ gecesinde, dudakları ateşten makaslarla kesilen birtakım insanlar gördüm. «Siz kimsiniz?» diye sorduğumda onlar, “İyiliği emreder ve kendimiz yapmazdık, fenalıktan men eder, halbuki kendimiz yapardık” diye cevap verdiler» 0). İsa aleyhisselâma vahiy geldi ki: «Ey Meryem’in oğlu! Önce kendine nasihat ver. Kabul edersen sonra diğerlerine nasihat ver. Kabul etmezsen benden utan».
Nehyi münkerin diğeri, el ile ve zor ile olur. Şarap görünce dökmek, saz ve çalgı görünce kırmak; günah, kötülük yapmaya yönelmiş bir kimseye zorla, güçle mani olmak gibi. Bunu fâsık da yapabilir. Zira bir kimseye iki şey lâzımdır. Biri, kendi yapmaması, diğeri, başkasının yapmasına meydan vermemesidir. Birini yap mazsa, diğerini de niçin terketmeli.«İpek elbise giyip nehyi münker ederek diğerinin ipek elbisesini yırtarsa, yahut kendisi şarap için başkasının şarabını dökerse çirkin olur», denirse, cevabında deriz ki; çirkin olan, yırtmamak, kötü olanı dökmemektir. Bunun kötü olmasının sebebi, daha mühim olanı yapmamasıdır, bunu yapması değil. Bir kimse namaz kılmayıp oruç tutsa, daha mühim olanı yapmadığı için kötüdür, yoksa oruç tuttuğu için değil. Nehyi Münker Yapan Kimse Çünkü namaz daha mühimdir. Bunun gibi yapmak söylemekten mühimdir. Gerçi her ikisi de farzdır; fakat biri diğerinden şart değildir. Şart olursa, içki içmemek farzını yapmayanın, içkiden men etme farzını da yapmaması gerekir. Halbuki bir farz yapılmayınca, öbür farzın da ondan düşmesi muhaldir.
İKÎNCİ ŞART: Sultanın izni ve emri ma’rûf ve nehyi münker için emir yazması da şart değildir. Çünkü din büyükleri sultanlara ve halifelere emri ma’rûf ve nehyi münker yantılar. Bu hususta Çok hikâyeler de vardır. Bu işin esası nehyi münkerin derecesini bilmekle anlaşılır. Nehyi münkerin dört derecesi vardır.
BİRİNCİ DERECE: Nasihat vermek ve Allahü Teâlâ ile korkutmaktır. Bu, bütün Müslümanlara farzdır. Sultanın iznine ne için lüzum kalsın? Hattâ ibadetin en üstünü sultana nasihat etmek ve onu Allahü Teâlâ ile korkutmaktır.
tl) ibn Hibban, Enes’den.
İKİNCİ DERECE: Kötü söz söylemektir. Fâsık, zalim, ahmak cahil böyle yapmakla Allah’tan korkmuyor musun, gibi… Bu sözler fâsık hakkında doğrudur. Sultandan izin almaya lüzum yoktur.
ÜÇÜNCÜ DERECE: Eliyle menetmelidir. Şarabı dökmek, sazı kırmak, ipek başlığı başından çıkarmak gibi. Bunlar ibadet gibi farzdır. Birinci babda anlattıklarımız gösteriyor ki, mü’min olan herkese şeriat, sultanın iznine lüzum kalmadan bu saltanatı vermiştir.
DÖRDÜNCÜ DERECE: Dövmeli ve dayakla, canını yakmakla korkutmalı, tehdit etmelidir. Dövülenin tarafları toplanır, ona yardım ederlerse, kendi insanlarını toplayıp, sultandan izinsiz bu fitneyi bastırmalıdır. Fakat sultanın izni olması daha iyidir.
Nehyi münkerin derecesi değişirse şaşmamak lâzımdır. Oğul babasına nehyi münker yaparsa, nasihattan da daha yumuşak söylemelidir. Yoksa doğru olmaz. Hasanı Basri buyurur: «Nasihat verir ve kızdığı zaman susar». Fakat, ahmak, cahil gibi aşağı sözleri babaya söylemek olmaz. Dövmek ise katiyen olmaz. Babası kâfir olsa, yahut had cezası vurulacak olsa, oğlu cellâd olsa da, yine yapmamak iyidir. Elinden gelirse içkisini dökmek, ipek elbisesini çıkarmak, sultandan haram olarak aldığı malı sahibine ulaştırmak, gümüş bardağı kırmak, duvara yapılmış resimleri sökmek, kazımak ve bunun gibi şeyleri yapmak câizdir. Bunları yapmak doğru olduğu için babası kızsa bile, kızması yersizdir, boştur. Bu, babasını dövmek ve sövmek demek değildir. Babasının çok kırılacağım, üzüleceğini birisi söylerse yapmamalıdır. Hasanı Basri (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: «Kızdığı zaman susmalı ve nasihati bırakmalıdır». Nehyi Münker Yapan Kimse
Efendinin kölesine, kölenin efendisine, kadının kocasına, em rindekilerin devlet reisine nehyi münkeri, çocuğun babaya nehyi münker etmesi gibidir. Çünkü üzerinde büyük hakları vardır. Fakat talebenin üstadına nehyi münker etmesi daha kolaydır. Zira ona hürmeti yalnız din içindir. Ondan öğrendiği ilimle onu ikaz edebilir. Belki ilmi ile amel etmeyen âlime hürmeti kesmelidir.