Emri Ma’rûf Ve Nehyi Münkerin Farz Olması
Bil ki, emri ma’rûf ve nehyi münker farzdır Ü). özürsüz emri ma’rûfu ve nehyi münkeri bırakan Allahü Teâlâ’ya âsi olur. Allahü Teâlâ buyuruyor ki: «Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki, (onlar herkesi) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükten vazgeçirmeye çalışsınlar…» (2). Emri ma’rûf ve nehyi münkerin farz olduğunu bu âyeti kerime gösteriyor. Fakat farzı kifâyedir. Bir kısmının bununla uğraşması kâfidir. Ama hiç yapılmazsa bütün insanlar günah işlemiş olur.
Allahü Teâlâ yine, «Onlar, (o müminlerdir ki) eğer kendilerine yer (yüzün) de bir iktidar mevkii verirsek dosdoğru namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emr ederler, kötülükten vaz geçirmeye çalışırlar…» (3) âyeti kerimesinde, emri ma’rûfu, namaz ve zekâtla bir yerde bildiriyor ve din sahiplerini böyle tanıtıyor. Resûlullah (aleyhisselâtü vesselâm) buyurdu ki: «Emri ma’rûf yapınız. Yapmazsanız Allahü Teâlâ en fenanızı size musallat eder, o zaman en Emri Ma’rûf Ve Nehyi Münkerin Farz Olması
(1) EmrI ma’rûf: Allahü Teâlâ’nin emirlerini bildirmektir. Nehy1 mün* ker: Kötülüklerden men’etmektlr. iyinizin de duası kabul olmaz» (*). Ebû Bekri’sSıddik (radıyallahü anh) bildirir. Kesûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Günah işleyip de iyileri onlara nehyi münker yapmadıkları insanlara, Allahü Teâlâ en kısa zamanda bir azab gönderiri» (2). Yine buyurdu: «Bütün iyi işler Allah yolunda harbetmenin yanında denizden bir damla gibidir. Allah yolunda harbetmek de emri ma’ rûfun yanında bir damla gibidir» (3). Yine buyurdu: «Herkesin söylediği sözün zararı kendinedir. Emri ma’rûf, nehyi münker ve Allahü Teâlâ’yı anmak bunun dışındadır» (4). Yine buyurdu: «Allahü Teâlâ, seçkin, günahsız kullarına avâm sebebiyle azab etmez. Fakat görür, menetmeye gücü yeter de susarlarsa onlara da azab eder» (5). Yine buyurdu: «Bir kimsenin zulümle öldürüldüğü veya dövüldüğü yerde oturmayınız. Çünkü orada bulunup da menetme yene lanet yağar» (G). Yine buyurdu: «Şeriate uymayan bir işin yapıldığı yerde durmak doğru değildir. Şayet orada olursa nehyi münker yapmalıdır. Nehyi münker ne ölümü öne alır, ne de rızkı azaltır». Bu da gösteriyor ki, zalimlerin sarayı ve gizli işlerin yapıldığı yer gibi, nehyi münker yapılmayan yerlere zaruretsiz gitmek câiz değildir. Bunun için geçmişlerin çoğu uzleti seçtiler. Zira çarşıları, pazarları ve yolları günahtan boş bulmadılar.
Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Bir kimsenin yanında günah işlenir de, onu beğenmezse, orada bulunmamış gibidir. Onun bulunmadığı yerde işlenen günaha razı olur, kötülemezse, yanında yapılmış gibi olur». Yine buyurdu: «Havarisi olmayan Resul (Peygamber) yoktur. —Yâni ondan sonra Allahü Teâlâ’ nın kitabı ile ve Resulün (aleyhisselâm) sünneti ile iş yapan ashâ bı— Bu, o zamana kadar devam eder ki, onlardan sonra bir kavim gelir, minberlere çıkarlar, güzel sözler söylerler, kötü işler işlerler. Her mü’minin bunlarla eli ile, yapamazsa dili ile cihad etmesi farzdır. Bunu yapamazsa bunun ötesinde Müslümanlık yoktur». Yine buyurdu: «Allalıü Teâlâ bir meleğe vahiy gönderip, filân şehri yerin dibine geçir, dedi. Melek, “Yâ Rabbi, bu şehirde öyle bir kimse var ki bir an günah işlemiş değildir, nasıl yaparım?”, deyince, “Yap. başkaları günah işlerken bir defa olsun yüzünü ekşitmedi”, (7) buyurdu». Emri Ma’rûf Ve Nehyi Münkerin Farz Olması
Hazreti Aişe (radıyallahü anhâ) Resûlullah’tan (sallâllahü aleyhi ve sellem) bildirir. Buyurdu ki: «Allahü Teâlâ, içinde ameli peygamberler gibi olan on sekiz bin kişinin bulunduğu bir şehirde bulunaların hepsine azab gönderdi». «Niçin yâ Resûlallah?», dediler. Buyurdu ki: «Zira öbürlerine Allah için kızmadılar ve nehyi münker yapmadılar». Ebıî Ubeyde ibn Cerrah (radıyallahü anh) buyuruyor ki: Resûlullah’a (aleyhisselâm) şehidlerden hangisi daha üstündür? diye sordum. Buyurdu ki: »Öldürülse bile zalim sultana nehyi münker yapan kimse; şayet öldürülmezse, ne kadar çok yaşasa da onun için kalem yazmaz» O. Hadîs i şerifte geldi ki: «Allahü Teâlâ, Yûşâ bin Nün aleyhisselâma vahiy gönderip, “Senin kavminden yüz bin kişiyi helâk edeceğim, seksen bini iyilerden, yirmi bini kötülerdendir”, buyurdu. “Yâ Rabbi, iyileri niye helâk ediyorsun?”, diye sordu. Allahü Teâlâ, “Diğerlerine düşman olmadılar, yemekte, içmekte, oturup kalkmakta ve alışveriş etmede onlardan sakınmadılar”, buyurdu».

