Semâ’ın Edebleri

By | 4 Ağustos 2014

hac-umre-seti

Dua İle İlgili HadislerSemâ’ın Edebleri
Semâ’da üç şey gözetmelidir: Zaman, yer ve arkadaş.
Kalb meşgul olduğu zaman, meselâ namazda iken, yemek yerken, yahut kalb çeşitli şeylerin düşüncesi ile meşgul iken semâ’ın faydası olmaz.
Semâ’ yeri, yol başlan veya beğenilmeyen karanlık bir yer, yahut bir zâlimin evi olursa daima kuruntulu ve kalbi dağınık olur.
Arkadaşlarından bulunanların hiçbiri semâ’a yabancı olmamalıdır. Ehli olmalıdır. Dünyayı seven bir mütekebbir, semâ’ı inkâr eden cahil, her zaman kendini zorlayarak hâl geliyor gibi gösteren bir kimse, gafil olup semâ’da bozuk düşüncelerle yahut lüzumsuz sözlerle meşgul olanlar, sağa sola, öteye beriye bakanlar, hürmetle durmayanlar, seyreden kadınlar, cemaatin arasında gençler olursa, birbirinin düşünceleri ile ilgilenenler bulunursa, böyle semâdan fayda gelmez. Cüneydi Bağdadî’nin (kuddise sirruh) semâ’da, zaman, mekân ve ihvan şarttır, sözünün mânâsı budur.
Genç kadınların, kızların seyretmeye geldikleri yerde ve gafil genç erkekler, şehvetle kalbleri dalgalanan delikanlıların bulundukları yerde semâ’ haramdır. Semâ’ın Edebleri  Çünkü semâ’ bu anda her iki tarafın da şehvetini coşturur, kabartır. Herbiri şehvetle bir tarafa bakar. Hattâ kalbi oraya takılır. Bu ise birçok fısk, günah ve fesadın doğmasına sebep olur. Aslâ böyle semâ’ yapmamalıdır.
O hâlde semâ’a ehil olup, semâ’a oturan kimseler edebe riayet edip, başını önüne eğip durmalı, kimseye bakmamalı, elini, başım sallamamak, zorla hiçbir hareket yapmamalı, namazda teşehhüde oturur gibi, kalbini tamamen Allahü Teâlâ’ya vermeli, semâ’ sebebi ile gaibten nasıl keşif ve açılmalar olacağım gözetmeli, isteyerek kalkmaması ve hareket etmemesi için kendini tutmalıdır. Vecd hâlinin galebesi sebebiyle kalkan olursa, onunla kalkmalı, sarığı düşerse kendi sarığını da çıkarmalıdır. Bütün bunlar bid’at ise de, sahabe ve tâbiinden bildirilmemiş ise de bid’at olan her şey haram değildir. Birçok hasene olan bid’atler vardır, imam Şâfiî (rahmetullahi aleyh) buyurur ki, teravihi cemaatle kılmak, Ömer (radı yallahü anh) tan kalmadır. Bu ise Peygamberimizden (sallâllahü aleyhi ve sellem) sonra meydana çıktı. O hâlde kötü bid’at, sünnete uymayandır. Fakat güzel ahlâk ve insanların kalbini sevindirmek şeriatta iyidir. Semâ’ın Edebleri
Her memleketin âdeti vardır. Onların yetişme tarzında onlara uymamak, onlara muhalif olmak fena huyluluk olur. Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm) «Herkesle âdet ve huyuna göre geçin», buyurdu. Bu insanlar, bu uyma ile sevinirler ve buna muhalefetten alınırlar, kırılırlarsa uymak sünnet olur. Ashâbı kirâm, Peygamberimize (aleyhisselâm) ayağa kalkmazlardı. Çünkü bu işi sevmezdi. Fakat ayağa kalkmamayı ayıpladıkları yerde, gönlünü etmek için ayağa kalkmak iyi olur. Zira Arapların âdetleri başka, Acemlerin ki de başkadır. Her şeyin doğrusunu en iyi olarak ancak Allah bilir.