Yetime İyilik Yapmak Ve Zulümden Kaçınmak

By | 24 Temmuz 2014

kuran

 

yetim-cocuklara-cocuk-yazarlar-destek-verdiBuharinin rivayet ettiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Ben ve yetimin bakımım üzerine alan kimse, cennet ile şu iki parmak gibiyiz.”

Müslim’in rivayet ettiğine göre peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kim bir yetimin korunmasını üstlenirse, o benimle cennette beraber­dir.”

Bezzar’m rivayet ettiğine göre:

“Kim akraba veya akrabası olmasın biryetimin mesuliyetini üzerine alırsa onunla iki parmağın beraber olduğu gibi o, benimle cennette beraber olacaktır. Kim üç yetim kızın bakımını üzerine alırsa, o cennette benimle be­raberdir. O kişiye oruç, namaz ve cihadtan kazınılacak bütün mükafatlar ve­rilecektir.

İbni Macenin rivayet ettiğine göre peygamber (a.s.v.) şöyle buyurdu:

“Kim üç yetimin sorumluluğunu üstlenirse, gece namazlı, gündüz oruçlu ve devamlı Allah için cihad edenin mükafatını alır. Ben ve o kişi cen­nette kardeş oluruz. Nasıl ki, şahadet parmağı ve orta parmak beraberlerse, oda benimle beraberdir.”

Tirmizi sahih olarak şu hadis-i rivayet ediyor:

“Kim bir müslüman yetimi doyurmak, içirmek ve giydirmek için yanı­na alır bakarsa, Allah onu affı mümkün olmayan bir günah işlemedikçe cen­nete koyar.

İbni Mace’nin rivayet ettiğine göre:

Müslümanın evlerinin en hayırlısı evi içinde yetim bulunan ve ona iyi muamele edilen evdir. Evlerin en çirkini yetim bulunduğu halde yetime çir­kin muamele edilen evdir.

Ebu Ya’la sahih bir senetle peygamberden şöyle rivayet etmektedir:

“Cennetin kapısını ilkin ben açacağım. O sırada önümden bir kadın ba­na doğru gelir. Ona “senin neyin var? Sen kimsin? diye sorarım: O bana şöyle cevap verir.

“Ben yetimlere bir zarar gelmesin diye onların üzerine titreyen kadı­nım!”

Taberani güvenilir bir senetle rivayet etmektedir. Peygamberimiz:

“Beni peygamber gönderen Allah’a yemin olsun ki; Allah, yetime iyi davranan, aciz ve zayıflara acıyan ve Allah’ın verdiği nimeti, komşusuna ve insanlara kibirlenmeden dağıtanı cehenneme atmaz.”

İmam-ı Ahmed ve diğer hadis kitaplarının rivayet ettiğine göre:

“Kim Allah için bir yetimin başını merhametle sıvazlarsa, eline değen her saç teli için bir sevap vardır. Kim yetim erkek veya kızın bütün mesuli­yetini üstlenirse, ahirette onlar iki parmağın beraber olması gibi benimle be­raber olurlar…

Buharı ve Müslim ebu Hureyre (r.a.)’dan. Peygamber (s.a.v.) şöyle de­diğini rivayet etmektedir:

“Dul ve yoksulların ihtiyaçlarını giderenler, Allah yolunda cihad eden­ler ve Allah için geceleri namaz kılıp gündüzleri oruç tutanlar gibidir…”

Selef den biri şöyle anlatıyor:

“Ben önceleri, devamlı içki içen, sarhoş ve devamlı günah işleyen biri­siydim. Birgün bir yetimle karşı karşıya geldim. Ona kendi çocuğum gibi hatta daha iyi muamele ettim. O gece uyuyunca rüyamda beni zebaniler ce­henneme götürüyorlardı ki o çocuk karşımıza çıktı ve şöyle dedi: “Onu nere­ye götürüyorsunuz? Ben Rabbime onun için dua ettim!” Onlar durdular ve zebaniler bir miktar durakladılar. Bir müddet sonra bir ses işitildi: “Onu bı­rakınız! O bir yetime iyilikte ve yardımda bulunmuştur.” Sonra uyandım, ar­tık günah işlememeye niyet edip, yetimlere iyilik etmeye ve onları koruma­ya başladım.”

Kocası vefat etmiş, birkaç kız çocuğuyla yapayalnız kalmış, yoksul bir kadın vardı. Utancından yaşadığı şehri bırakarak başka bir şehre gitti. Gittik­leri yerde içinde ibadet edilmeyen bir cami de konakladılar. Kadın çocukları orada bırakarak, yiyecek bulmak için oradan ayrıldı. Şehrin önde gelenlerin­den birinin evine giderek kapıyı çaldı… Evin sahibine durumunu arzetti. Ev sahibi kadıdan fakirliğini tesbit eden belge istedi. Kadın:

—                      Ben buranın yabancısıyım, diyerek oradan ayrıldı. Daha sonra zen­gin putperest bir adamın kapısını çaldı ve ona durumunu anlattı. Mecusî ka­dını dinledikten sonra, evin hanımını camide bulunan yetim çocukların yanı­na gönderdi; onları oradan getirterek karınlarını doyurdu. Kadının ilk gittiği evin sahibi o gece rüyasında Peygamberimizi ve “Livaül Hamd” sancağının kendi üzerinde olmadığını ve Peygamberimizin (s.a.v.) yanında bir köşk ol­duğunu gördü.

Adam:

“— Ey Allah’ın elçisi, bu köşk kime aittir?” diye sordu.

Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:

“— Burası bir müslümana aittir.”

Adam:

“— Ben Allah’ın birliğine şahitlik ederim, zira ben müslümanım!”

Rasûlüllah (s.a.v.) ona dedi ki:

“— Müslüman olduğuna dair belgen var mı?”

Adam bunu işitince şaşkına döndü. Peygamber (s.a.v.) gündüz gelen kadının hikayesini hatırlattı.

Adam korku ve kan-ter içinde uyandı, zira kadından fakir olduğuna da­ir belge istemişti. Kadın belge gösteremeyince eli boş geri göndermişti. He­men hızlıca camiye gitti. Yalnız kadının ve çocukların bir putperestin yanın­da kaldıklarını öğrendi. Adam putperestin evinin kapısını çalarak, kadın ve yetimleri kendisine verilmesini istedi.

Putperest adam:

—                      Onlar bize bereket getirdi. Onları kimseye veremeyiz! Deyince, ilk adam onları aşağılamaya, küçümseyeme başladı.

Putperest adam ona şöyle cevap verdi:

— Senin benden almak istediğine ben de layıkım, zira rüyada gördü­ğün köşkü Allah benim için meydana getirdi. Müslüman olduğun için benim üzerime üstünlük mü taslıyorsun? Allah’a yemin olsun ki, biz ailece aynı rü­yayı gördük ve bu kadın ve yetimlerin sayesinde Hak din olan İslâm’ı seçtik. Peygamber (s.a.v.) bana sordu:

“— Dul kadın ve yetimler yanında mı? “Ben” evet Ya Rasûlüllah!” de­dim.

Rasûlüllah (s.a.v.):

“— Köşk senin ve ailen içindir!” buyurdular.

Adam bunları işitince boynu bükük hüzünle oradan ayrıldı.