Kıyametin Dehşetli Durumu

By | 24 Temmuz 2014

feraceler

 

kıyametHz. Aişe (r.a.) dedi ki; Rasûlüllah’a (s.a.v.) sordum:

“— Ey Allah’ın Elçisi! Kıyamet günü kişi sevdiklerini hatırlar mı?”

Dediler ki:

“— Üç yerde hatırlamaz.”

1-                       Ameller tartılırken, kişi sevapları mı günahlarımı ağır gelecek diye telaşa kapıldığı an.

2-                       Defterler dağıtılırken, sağdan mı soldan mı gelecek diye merakla beklerken,.

3-                       Cehennemden bir boyun dışarı çıkarak, ben üç zümreyi almak için görevlendirildim der. Allah’a ortak koşanları, inatlarından dolayı Allah’ın buyruklarına uymayanları ve ahiret’e inanmayanları… Cehennemden uzanan boyun bunların boyunlarına dolanarak onları cehenneme atar. Cehennem üzerinde kıldan ince kılıçtan keskin köprü kurulur. Köprünün üzerinde de­mir dikenler ve mahmuzlar bulunur. Cennetlikler bunun üzerinden yıldırım hızıyla geçerler, giderler.

Ebu Hûreyre’den (r.a.) naklen Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“— Allah-u Teâlâ yeri ve göğü yarattıktan sonra, Sur’u yarattı. Onu meleklerinden İsrafil’e verdi, İsrafil Sur’u ağzına almış, üflemesi için emir bekliyor.”

Ebu Hureyre (r.a.) dedi ki:

Rasûlüllah’a (s.a.v.) “Sur nedir” diye sordum.

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dedi: “Nurdan bir boynuzdur.”.

Ben: O nasıl bir nurdan boynuzdur?” diye tekrar sordum.

Şöyle cevap verdiler: Daire biçiminde büyük bir ağzı vardır. Allah’a yemin ederim ki, onun çapının büyüklüğü yerle göğün genişliği kadardır. Ona üç kere üfler. Birinci üflemede canlıları korkutmak ister. İkinci üfleme­de canlıların hepsi ölürler. Üçüncü üflemede ruhlar arıların kovanından bo­şandığı gibi, yerle gök arasına dağılırlar. Her ruh tekrar genizden cesede gi­rer.”

Peygamber (s.a.v.) devamla şöyle buyurdu:

“Ben yer yarıldıktan sonra ilk çıkacak insanım!”

Başka bir rivayette Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Allah ilk olarak, Cebrail, Mikail ve İsrafil’i diriltir. Onlar , cennet el­biseleri giyinmiş olarak Allah Rasûlünün mezarına gelirler. Yer yarılır, pey­gamber (s.a.v.) Cebrail’e bakar ve der ki:

—                     Ey Cebrail bugün nedir?

Cebrail:

—                     Bugün kıyamet günüdür, der.

Rasûlüllah (s.a.v.) tekrar sorar:

—                     Ey Cebrail, Allah ümmetime ne yaptı?

Cebrail şöyle dedi:

—                     Sana müjde! Sen yerden çıkan ilk insansın!

Rivayet edildiğine göre Ebu Hureyre (r.a.) Peygamber (s.a.v.)’den şöy­le nakletti:

—                     Allah mahşer günü buyurur ki: “Ey insanlar ve cinler, ben size za­manında öğütler verdim. Amel defterlerinizdeki okuduklarınız sizin amelle- rinizdir. Kim hayırları görürse, Allah’a hamd etsin. Kim de şerle karşılaşırsa, kimsede kusur aramasın!”

Mu az İbni Razi dedi ki; Yahya (k.s) birgün derste şu ayeti okudu:

“Muttakileri, merhametli ve acıyanı Allah’ın huzuruna binitli olarak toplayacağız. Günahkarları da yaya ve susuz olarak cehenneme sevk edeceğiz (Meryem/85-86)

Bundan sonra şöyle buyurdular:

“Ey insanlar, bakınız, yarın hepiniz haşr olacaksınız… Mezarlardan çı­karak bölük bölük toplanacaksınız. Allah’ın huzuruna getirilecek, yaptıkları­nızdan tek tek hesaba çekileceksiniz. Allah’ın sevgili kulları binitlerle Al­lah’ın huzuruna çıkarılacak, asiler ise aç, susuz ve yaya olarak cehenneme atılacaklar. Ey kardeşlerim, önünüzde bildiğiniz günlere kıyaslarsanız, uzun­luğu elli bin yıl olan günler var… Ogün sıkıntı ve endişe günüdür, o gün Al­lah’a kavuşma günüdür. O gün, Allah’ın hüküm vereceği ve insanların kabir­lerden çıkartılarak bir anda toplanacağı gündür. Ogün pişmanlık, tartışma ve hesap verme, soruşturma, bağırma ve çığlık atma günüdür. O gün gerçekten vuku bulacak gündür. O gün kalbler dehşetle çarpacak ve canlılar tekrar di- riltileceği gündür. O gün kişinin dünyada yaptıklarını görüp bileceği gündür. O gün malın evlâdın faydasının olmadığı gündür. O gün zalimlerin mazeret­lerinin geçerli olmadığı gündür. O gün gönülden Allah’ın buyruklarını tutan­ların günüdür.

Süleyman İbni Mukatil (k.s.) dedi ki:

“— Kıyamet günü canlılar yüz yıl konuşmadan ayakta bekletilirler. Yüzyıl şaşkınlıkla bekletilir. Yüzyıl Allah’ın huzurunda hesap vermek için bekletilir. O gün insanlar, birbirleriyle çekişirler. Bildiğiniz gibi, kıyametteki birgün elli yılın uzunluğuna denktir. Bu günler mü’min için bir an gibidir.

Rasûlüllah (s.a.v.) buyurdu ki:

“Kul dört şeyden hesaba çekilmeden kıyamet günü sona ermez.

1-                       Ömrünü nerede harcadığının hesabını vermeden,

2-                       Vücudunu nerede ve niçin kullanıp yıprattığından,

3-                       İlmiyle amel edip etmediğinden,

4-                       Malını nasıl kazanıp ve nasıl harcadığından.”

Rivayet edildiğine göre İbni Abbas (r.a.) dedi ki;

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Her peygamberin dünyada kabul edilen bir duası vardır. Bütün pey­gamberler şüphesiz kabul olan bu dualarını dünyada yaparlar. Ancak ben duamı, kıyamet günü, şefaat edeceğim esnaya sakladım.”

Allah’ım, o kıyamet günü, peygamberi kendi yanında bize şefaatçi kıl…