İzzet veren demektir. Öldüğünüzü tefekkür edin. Ölüme birkaç nefes kalmış. Artık öleceğinizi düşünüyor ve hissediyorsunuz. Son dakikalarda ne düşünürsünüz? Geride bıraktıklarınıza bakarsınız, eşiniz, çocuğunuz, dostlarınız, eviniz, ziynet eşyalarınız, mesleğiniz, yeni aldığınız arabanız, aylarca taksit ödediğiniz koltuk takımlarınız… Her şey geride kalıyor hiç biri sizinle gelmiyor. Hayatım bitti dersiniz. Fakat kimin için, ne için?
Bazıları “hamdolsun Allah’a. Ben Allah’ın birliğine, azametine, güzel isimlerin yalnızca O’nun olduğuna iman etmiştim. Dönüşüm O’nadır” derler. Bazıları ise uzun bir “aaaaah” çekerler.
İnsanlar yaşarken ne uğruna yaşadıklarını, ne uğurda tükendiklerini düşünmek zorundadırlar. Bu hayat zillet içinde mi geçti, yoksa izzetli mi yaşandı? İnanan insanlar Allah’ı hedef edindiklerinden ve O’nun istediği gibi yaşadıklarından izzetli bir şekilde hayatlarını sonlandırırlar.
“En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na onlarla (o güzel isimlerle) El-Muizz dua edin ve O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.” Araf süresi–180
İnsan Muizz olan Allah’a tutunursa kendisi de izzetlenir. Aksi takdirde Allah’a tutunmayanlar nereden veya kimlerden izzet bekliyor olabilirler?
“İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi.(onlar) inananlarla alay ederler. Oysa korunanlar kıyamet gününde onlardan üstündürler. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” Bakara suresi- 212. insanlar kimliklerini çok farklı şeylerle tamamlarlar. Para ile eş ile mevki ile var olanlar, sahiplendikleri bu şeyler yok olunca ne ile var olacaklar? İzzeti parada, mevkide, ait olduğu ailede, toplumda, sınıfta görenler, ölüm gelince bunların hangisini kendiyle götürüyor bir baksın! İnsan kendine ait ne götürüyor ki bunları götürsün? Ne parası ne kariyeri, ne evladı ölüm sonrasında hiçbir fayda sağlayamayacak kendisine… Yine şöyle düşünelim
parası olduğunda kendisini izzetli, güçlü, dinamik görüyorsa, parası olmadığı zaman kendini zillette, başı eğik ve zayıf mı hissetmeli? Ya da eşi hasta olanlar, çocukları olmayanlar, fakirler, yetimler, bir gruba ait olmayanlar, mevkisi, koltuğu olmayanlar, dayısı emmisi olmayanlar kendilerini komplekste mi hissetmeliler?
Asla! Binlerce kez hayır! İzzet bu gibi geçici şeylerde değildir. İzzetli insan, inanan insandır. Onun bu kimliği başka hiçbir takviyeye ihtiyaç duymaz. Bir arkadaş çocuklarına sürekli markalı giyindirerek, çocuklarının kendilerine güvenlerini tamamladığını sanırdı. Çocuğunun kimliğini paranın gücüyle tamamlardı. Peki, marka giymeye gücü yetmediği zaman çocuk kendini nasıl hissetsin? Güzel giyime ulaşamadığı zaman duygularını nasıl yönlendirsin, ya da bu seviyeye ulaşmak için hatalı çareler mi arasın? O zaman da hayatta vazgeçemediği dünyalık değerler için kişiliğinden imanından ödün vermesi gerekecek. İsrailoğulları gibi…
“Bizim için Rabb’ine dua et de, bize yerin bitirdiği sebzesinden, acurundan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın.” Musa “iyi olanı, daha aşağı olana mı değiştirmek istiyorsunuz?…” Bakara suresi- 61. Yüce Allah, onları Firavun gibi bir zalimin elinden kurtarıyor, Kızıldeniz’de düşmanlarını boğuyor, onlara yeni bir medeniyet ve dolayısıyla devlet kurmaları için fırsatlar veriyor. Onlar ise yüksek amaçları bırakıp, tekdüze, yiyecek istemediklerini, değişik yiyeceklerden yemek istediklerini söylüyorlar. Yani insanı izzetlendiren değerlerden( inanma,
düşünme, yaşama hakkı, kendi emeğini elde etme, tercih etme, karar verme, hürriyet, bağımsızlık v.s) vazgeçip, oturdukları yerden değişik yiyeceklerin peşine düşüyorlar. Yüce Allah’ın kendilerine vermek istediği haklardan vazgeçip, basit dünya nimetlerini tercih ettiler.
Bugün de aynı olay oluyor. Lüks yaşamak, değişik yemek ve giyinmek, kariyer, eş, iş, v.s için Allah’ın ayetlerinden yüz çeviriyorlar. Allah’ın kendilerine verdiği hukuk ve hürriyetlerden vazgeçiyorlar. Mevkisini korumak için namazlarını terk edenler, paradan olmamak için başlarını açanlar, korku ve kaygılarını yenemedikleri için müslümanlardan uzaklaşanlar, altın ve dövizlerini Allah yolunda harcamak istemeyenler…
Allah’ın yanında izzet mi istiyorsunuz? Siz ne kadar İslam’a değer veriyorsanız, sizin değeriniz, izzetiniz de o kadardır. El-Muizz İzzet Allah’a sevgisini ve bağlılığını ispatlayanındır. Allah için verebilenindir, bedel ödeyenindir. Yüce Allah izzet sahibi olarak yalnızca iman etme sıfatı taşıyanlara izzeti bahşediyor. İman etmenin yanında da başka bir kimlik istemiyor. Yalnızca iman…
“Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” Bakara suresi–257. Allah, en zillete layık olarak da iman etmeyenleri gösterir.
“…Kâfirlerin dostları da tağuttur. O da onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdırlar. Orada ebedi kalacaklardır.” Bakara suresi- 257.
Yüce Allah’ın katında şu-bu ırk, zengin- fakir, kadın- erkek, üst sınıf- alt sınıf, o ülke- bu ülke diye bir ayırım yoktur. Tek ayırım vardır. O da inanan ve inanmayan ayrımıdır.
“Hiç Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın hışmına uğrayan, yeri de cehennem olan adam gibi olur mu? Ne kötü sonuçtur orası!” Ali İmran suresi- 162.
O halde biz kulların da yapması gereken ayrım bu olmalıdır. İnanıyorsak izzetli oluruz, inanmıyorsak zillete düşeriz… Bugün iman edip etmeyene göre ayrım yapmayıp, ırka, cinsiyete- mala, mevkiye, giyime, bulunduğu cemaate, mezhebe göre ayrım yapanlar, Rabb’lerinin kararına dayanmadan ayrım yapmış olurlar. Zillet- izzet sınırlarını karıştırmış, Allah’ın bu konudaki sınırını ciddiye almamış olurlar. Oysa izzet Allah’ın yanındadır.
“De ki; (Allah’ım) Ey mülkün sahibi, sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü alırsın, dilediğini yükseltirsin, dilediğini alçaltırsın. İyilik Senin elindedir. Sen her şeye Kadir’sin.” Ali İmran suresi–26.
Biraz olsun düşününüz; “hayatımı ne için tüketiyorum, bu gözler niye yoruluyor, bu vücut, bu kollar, bu dil ne diye tükeniyor? Hayatımı izzet üzere mi yaşıyorum, yoksa zillet içinde mi geçiriyorum” diye… Bir de sonunuzu düşünün izzet ipine mi tutundunuz, yoksa zillet ipine mi? Dünya hayatı izzet üzere mi, zillet üzere mi bitecek? Eğer iman etmiş ve Muizz olan Allah’a tutunmuşsanız, dünyada çektikleriniz bile ahirette size mükâfat olarak geri gelecek, mertebeniz yükseltilecek, ahiretiniz güzel olacak ve Allah’ın yanında değer verilen izzetli kullardan olacaksınız!
“Ey huzura eren nefs! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabb’ine dön! (iyi) kullarımın arasına gir! Sonra Cennetime gir!” Fecr suresi–27–30.
“Kim yücelik istiyorsa yücelik tamamen Allah’ındır. Güzel söz O’na yükselir. Salih amel de O’nu yükseltir. Kötülükleri tuzak kuranlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları mahvolur gider.” Fatır suresi- 10
Parolamız, yüce Allah’ın her sıfatının yanında El- Muizz olduğuna iman ettik. Biz izzeti Allah’ın yanında arıyoruz.
La Muize illallah.


