Bilâl-İ Habeşî’nin Dizelerinde Mecenne

By | 1 Ağustos 2019

Yunus Emre’nin dediği gibi Efendimiz’in(sas) izini araya araya ilerliyoruz. Yolumuzun devamında bizi tarihî bir pazar daha karşılıyor. Burası Mecenne Pazarı. Daha önce tam zıt istikamette Mekke’ye 40 km uzaklıkta bulunan Zü’l-Mecaz Pazarı’na gitmiştik.
Rivayetlere göre Efendimizisas) Mecenne Pazarı’na üç kez uğramış. Buranın havası bir hayli güzel. Az önce Mekke’de sıcaktan bunalmışken şimdi bir yaylada dolaşır gibiyiz. İklimin güzelliğinden bahsedince Mekke’de yaşayan hocamız, bize Bilâl-i Habeşî Hazretleri’nin bir şiirini hatırlattı. Mekke’den Medine’ye hicret eden Hz. Bilâl, Medine’ye geldikten kısa bir süre sonra sıtmaya yakalanır. O ateş içinde de şu şiiri söylemeye başlar, “Acaba birgün olur da ızhır ve çelil otlarının etrafa güzel kokular yaydığı bir vadide geceleyebilir miyim? Mecenne’nin tatlı sularına varıp içebilir miyim?”
Anlatıldığına göre, bu bölge gerçekten Hz. Bilâl’in şiirindeki gibi pek güzel bir yermiş. Onun bahsettiği ırmaklar günümüzde akmasa da yatakları hâlâ duruyor. Bu ırmaklar mevsimlik olduğu için yıl içinde akabiliyormuş.
17 Buhârî, Sahih, Medine, 12; Menâkıb, 46.
Mecenne’nin diğer bir özelliği Efendimiz’in(sas) hicret yolu üzerinde olması. Bugün Mekke-Medine arasında uzanan asfalt yola her ne kadar birçok kişi “Hicret Yolu” dese de bu doğru değildir. Efendimiz(sas), yanında Hz. Ebubekir’le(ra) bugünkü yolun paralelindeki dağların arasından geçerek ilerlemiştir. Bu çileli yolculukta Mecenne’ye de gelmişler, buradan Usvan-Huleyse-Kudeyd’den sonra Ümmü Mabed’in çadırını kurduğu yere kadar gitmişlerdir.
Ümmü Mabed, kocasıyla çobanlık yapan yaşlı bir kadındı. Neredeyse telef olacak kadar hasta bir keçileri vardı. Efendimiz(sas) mübarek elleriyle bu keçiye dokunduğunda keçi öyle bol süt vermişti ki yaşlı kadın şaşırıp kalmıştı. Bu sütten içen hicret yolcuları, yollarının devamında Sürâka ile karşılaşmışlardı. Peygamberimize(sas), bindiği atm üzerinden saldıran Sürâka’nm, atının ayakları kumlara battığı için Sürâka hiçbir şey yapamamış ve en nihayetinde İslamiyet’le şereflenmiştir. Hicret yolu bundan sonra Cuhre’ye, oradan Ebva’ya, sonra Herse’ye ve Bedir’e uzanmıştır.