Cümum’dan birkaç kilometre ileride bir dar boğaza gelirsiniz. Buraya “Madiyk Boğazı” deniliyor. Özelliği Efendimiz’in(sas) Ebu Süfyan’ı hemen solumuzdaki cepheye oturtarak ona İslam ordusunun geçişini seyrettirmesi. Ebu Süfyan’m İslam ordusu içinde ne işi vardı acaba?
İslam ordusu, Mekke’ye bir konak mesafede bulunuyordu. O gece 10 bin ateş yakılmıştı. Strateji gereği yakılan bu ateşler gerekli etkiyi yapmış; bu ateşleri gören Mekkeliler, her bir ateşi on asker şeklinde hesaplayarak karşılarında 100 bine yakın asker olduğunu düşünmeye başlamışlardı. Ebu Süfyan, Müslümanların niyetlerini öğrenmek üzere Cümum’a kadar geldi. Burada Peygamber Efendimiz’inlsas) amcası Hz. Abbas’m yanına giderek kendisini Hz. Muhammed’le görüştürmesini istedi. Hz. Abbas onu Peygamberimiz’eisas) götürdü. Peygamber Efendimiz(sas) bu görüşme sırasında Ebu Süfyan’a, “Ebu Süfyan, hâlâ Müslüman olmayacak mısm?” diye sordu.
O da, “Bana biraz daha zaman tanı,” diye cevap verdi. Peygamber Efendimizlsas) daha sonra Hz. Abbas’a, Ebu Süfyan’ı bu gece burada bekletmesini ve şehre ertesi gün göndermesini söyledi. Efendimiz(sas) Ebu Süfyan’ı bir gün orada bekletip ona Madiyk Boğazı’ndan geçecek olan İslam ordusunu gösterecek ve onun son direncini de kıracaktı. Nitekim ertesi gün Ebu Süfyan işte tam bu sırttan ordunun geçişini izledi. Mekke’ye döndüğünde, “Öyle bir orduyla geliyor ki, böyle sadık bir ordu, hiçbir dünya melikinde yoktur. Direnmenin hiçbir faydası olmayacaktır,” dedi. Peygamber Efendimiz’in15®’ arzusu yerine gelmişti. Şehre girişte hiçbir direniş olmadı ve böylece 1-2 istisna olay dışında kan dökülmedi. O sabah İslam ordusu farklı yönlerden, muhtelif kollarla Mekke’ye girmeye başladı. Giriş sırasında münâdiler mütemadiyen halka seslenip endişe edecek bir şeyin bulunmadığını bildirdiler. Kendi evinden çıkmayanlara, Kâbe’ye sığınanlara ve Ebu Süfyan’m evine girenlere dokunulmayacak!” denirken, Ebu Süfyan’m gönlü bu vesileyle kazanılmaya çalışıldı.
Peygamber Efendimiz’in(sas) şehre girdiği yer olan Hucun (eski adı Keda) tarafında herhangi vukuat meydana gelmezken Şubeyke yönünden giren Halid bin Velid Hazretleri’nin bulunduğu mevkide küçük bir direniş oldu. Ancak her şeye rağmen şehir artık en şerefli misafirine kavuşmuştu. Mekke’de bundan böyle taştan tahtadan yapılma putlara değil, tek ve yegâne hâkim olan Allah’a secde edilecekti.
