Efendimiz’in(sas) 1400 sahabe ile tam üç hafta konakladıkları bu yere baktığımızda, buranın son derece stratejik bir konuma sahip olduğunu görüyoruz. Çünkü Mekke’den gelecek herhangi bir kişinin görünmeden buraya yaklaşması mümkün değil. Peygamber Efendimiz’in(sas) yerleşme sonrasında ilk işi Mekke’ye bir elçi göndererek niyetlerini aktarmak olur. Bu amaçla da Hz. Osman(ra) seçilir. Buralara savaşmak için değil sadece haccetmek maksadıyla geldiklerini anlatmak üzere Mekke’ye doğru yola çıkan Hz. Osman’m(ra) ayrılmasından bir süre sonra, “Müşrikler Hz. Osman’ı şehit ettiler!” şeklinde acı bir haber alınır. Bu haber sahabenin arasında bir infial meydana getirir. Peygamber Efendimiz(sas) orada bulunan bir ağacın altında tüm sahabeden biat alır. Bu biata “Rıdvan Biati” denmektedir. 1400 sahabe ile biatlaşılan bu mevki sahabe ve tabiîn tarafından yıllarca muhafaza edilerek yerinin kaybolması önlenmiştir.
Bir süre sonra Hz.Osman’ın öldürüldüğü haberinin asılsız olduğu anlaşılır ve Mekke’den gelen elçilerle görüşmeler başlar. Gelen birkaç elçiyle anlaşmaya varılamaz. Çünkü hepsi kendi katı çizgilerinden taviz vermek istemezler. Görüşmelerin tıkandığı bir sırada Mekke yönünden görüşme yapmak üzere gelen bir kişi görünür. Peygamber Efendimiz(sas) gelen kişinin kim olduğunu sorar, “Süheyl bin Amr” derler. Efendimiz, “İşte anlaşmaya varabilecek bir kişi,” diye mukabelede bulunur. Gerçekten de Süheyl bin Amr birçok müşrike göre daha mülayim bir insandır. Nitekim görüşmeler olumlu bir çizgide
devam eder ve anlaşmaya varılır. Sadece birkaç konuda sinirler gerilmiştir. Bunlardan bir tanesi anlaşmanın başında geçen, “Allah’ın Resulü Muhammed” ibaresidir. Süheyl, “Biz bunu kabul etseydik zaten bu anlaşmaya gerek kalmazdı,” der. Efendimiz maddeleri yazan Hz. Ali’den(ra) bu ibareyi silmesini ister. Fakat Hz. Ali’nin(ra) eli buna varmaz. Bunun üzerine Peygamber Efendimizlsas) bizzat kendi eliyle ibareyi silerek yerine, “Abdullah oğlu Muhammed” yazdırır.
Anlaşmanın en kritik anı imza aşaması olmuştur. Çünkü anlaşma henüz imzalanmıştı ki Süheyl bin Amr’ın oğlu Ebu Cendel, ellerinde zincirlerle çıkageldi. Kendisini Peygamber Efendimiz’in(sas) yanma atıp, Kurtar beni ya Resulallah,” dedi. Babası Süheyl, oğlunu İslamiyet’le şereflendi diye zincire vurmuştu. Hz. Peygamber(sas) Süheyl’den Ebu Cendel’i kendisine vermesini istedi. Ama Süheyl bunu kabul etmedi. Çünkü anlaşma maddelerinden biri de, “Müslümanlardan bir kişi müşriklere sığınırsa geri verilmeyecek, fakat müşriklerden bir kişi Müslüman olduğunda teslim edilecek,” ibaresi idi. Peygamberimiz(sas) gözyaşları içinde Ebu Cendel’i geri verdi. Gerçekten de anlaşmanın maddeleri görünüşte Müslümanların aleyhine gibiydi fakat kader bu maddeleri kısa bir süre içinde Müslümanların lehine çevirdi ve görülmemiş bir fütuhat gerçekleşti.
