Hudeybiye Mikadı’nın bulunduğu yerdeki Harem hududunu gösteren işaret taşları bulunmaktadır. Bunlardan sağlı sollu ikisi tarihidir ve Osmanlı’dan kalmadır. Diğer ikisi ise daha gösterişli olup Suud dönemine aittir. Hudut taşlarının yanında bulunan Osmanlı çeşmesi de dikkatlerimizden kaçmıyor. Gerçekten çok güzel bir yapı. Üzerinde de bir zamanlar Osmanlıya ait bir kitabe bulunduğu anlaşılıyor. Zamanında Kral Abdülaziz tarafından restore edilmiş.
Üzerine de yeni bir kitabe eklenmiş. Artık suyu akmayan bu çeşmeyi inceledikten sonra çeşmenin yanında bulunan tarih! kuyunun başına geliyoruz. Son derece büyük ve derin bir kuyu bu. Burası çöl olmasına rağmen Allah’ın hikmeti kuyunun içinde su görülüyor. Kuyunun içinde gördüğümüz güvercinler de bizi şaşırtıyor. Zavallı hayvanlar öğle sıcağında etrafta sığınacak hemen hiçbir gölge bulamadıkları için kuyunun içine girmişler. Çünkü dışarıdaki 50 derece sıcaklığa göre kuyu gayet serin üstelik suyu da var. Bu kuyuyu inceledikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Birkaç km sonra Hudeybiye’de olacağız. Önümüzde uzayan asfalt yoldan sola dönüyoruz. Fakat bu dönüşü yaparken sakın yana doğru açılan bir yola saptığımızı falan düşünmeyin. Çünkü Hudeybiye Anlaşması’nm olduğu mevkiye doğru herhangi bir yol yok. Kumların üzerinde ilerlemeyi sürdürüyoruz. Birkaç yüz metre gidiyoruz ki birkaç ağaçtan oluşan bir öbeğin önünde duruyoruz. İşte burası Hudeybiye…
