Yetim Ve Zayıfları Koruyup Gözetmek

By | 1 Ağustos 2019

Mü’minlere kol kanat ger, alçakgönüllü ol ve onla­rı koru.” (Hıcr 88)

“Ve Rabbinin hoşnutluğunu umarak ‘Sabah akşam O’na yalvarıp yakaranlarla birlikte sen de sabret. Dünya hayatının cazibesine kapılarak gözlerini onlardan ayır­ma” (Kehf28)

“O halde yetime haksızlık yapma ve yüzünü ekşitme, yardım isteyeni de hangi çeşit olursa olsun boş çevirme…” (93 Duha 9-10)

“Gördün mü şu dini veya ahiretteki ceza ve mükafatı yalan sayanı. İşte o tip kimseler yetimi itip kakarlar. Fakir ve muhtaçları doyurmaya çalışmadığı bir yana başkaları­na bu iş için ön ayak bile olmazlar.” (Maun 1-3)

Sa’d ibni Ebi Vakkas -Allah ondan razı olsun- şöyle de­miştir: “Biz altı kişi Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanında oturuyorduk. Bu durumu gören müşrikler: Şunları yanından kov bize karşı saygısızlık etmeye kalkışmasınlar, dediler. Orada benden başka Abdullah ibni Mes’ud, Hüzeyl kabilesinden biri, Bilal ve şu anda isimlerini veremeyeceğim iki kişi daha vardı. Nihayet Rasulullah’ın kalbinden Kureyş büyüklerinin kalblerini İslam’a ısındırmak için bizleri huzu­rundan uzaklaştırmak geçmişti ki Allah hemen Enam suresi 52. ayetini indiriverdi: “Rabbinin hoşnutluğunu umarak sa­bah ve akşam ona yalvarıp yakaranları kovma.” (Müslim, Fezailüssahabe 46)

Beyat-ür Rıdvan’a katılan sahabilerden Ebu Hübeyre Aiz ibni Amr el Müzeni -Allah ondan razı olsun-’den rivayet edildiğine göre bir gün Ebu Süfyan, Selman-ı Farisi, Suheyb-i Rumi, Bilal-i Habeşi’nin bulunduğu bir grup müslümanın ya­nından geçti. Onu gören bu zayıf ve fakir müslümanlar:

-Allah’ın kılıçları Allah düşmanından hakkını alamamış­tır, dediler. Bunu duyan Hz. Ebubekir -Allah ondan razı olsun- bu sözü Kureyş’in büyüğüne ve efendisine mi söylüyorsunuz, dedi. Sonra da Rasulullah’ın yanına vararak olayı anlattı. O zaman Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

-Ey Ebubekir! Bu sözünle belki de onları gücendirdin. Eğer onları gücendirdiysen Rabbim da gücendirmiş ve gaza­bını çekmiş oldun,” buyurdu.

Hz. Ebubekir hemen o yoksul müslümanların yanma ge­lerek: -Kardeşlerim, sizi gücendirip kırdım mı? Diye sordu. Onlar da: Hayır, bizi gücendirmedin, Allah seni bağışlasın ey kardeşimiz, dediler. (Müslim, Fezailüssahabe 170) yurdu ve işaret parmağıyla orta parmağını biraz açarak işaret etti. (Buhari, Talak 25)

Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-‘den bildirildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuş­lardır: “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi gözetip kollayan kimseyle ben cennette şöyle yanyana bulunacağız.”

Hadisi bize aktaran Malik bin Enes Hz. Peygamber sal­lallahu aleyhi vesellem’in yaptığı gibi işaret parmağıyle orta parmağını gösterdi. (Müslim, Zühd 42)

Yine Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-’den bildirildi­ğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyur­muşlardır: “Bir iki lokma ve bir iki hurmayla kapılardan sa­vuşturulan kimse yoksul değildir. Asıl yoksul muhtaç olduğu halde iffetinden dolayı dilenmeyen kimsedir.” (Buhari, tefsiru Sure-i Bakara 48, Müslim, Zekat 102)

Buhari ve Müslim’in diğer bir rivayetlerinde ise şöyledir:

“Kapı kapı dolaşıp birkaç lokma birkaç hurma ile savuşturulan kimse yoksul değildir. Belki hakiki yoksul kendisini geçindirebilecek mala sahip olmayan, muhtaç olduğu bilinip de kendisine sadaka verilmeyen ve kimseden bir şey dilen­meyen kimsedir.” (Buhari, Zekat 53, Müslim, Zekat 101)

Yine Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-‘den bildiril­diğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle bu­yurdu: “Dul kadınlarla muhtaç ve yoksulların işlerine yardım eden kimse Allah yolunda cihad eden gibi sevap kazanır.”

Ravi: “O kimse bıkmadan gece ibadet edefı, iftar etme­den gündüzleri oruç tutan kimse gibidir, buyurduklarını zannediyorum.” dedi.

Yine Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-’den bildiril­diğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyur­du: “Yemeklerin (davetlerin) en şerlisi fakirlerden esirgenip zenginlerin çağrıldığı düğün yemekleridir. Mazeretsiz ve canı istemediği için düğün yemeğine gitmeyen kimse Allah ve Peygamberine isyan etmiş sayılır.” Müslim, Nikah 110}

Yine Buhari ve Müslim’in diğer bir rivayetinde Ebu Hüreyre’den şöyle bildirilmiştir: “Zenginlerin davet edilip fakirlerin çağrılmadığı düğün yemeği ne fena bir yemektir.” (Buhari, Nikah 72, Müslim, Nikah 107)

Enes ibni Malik -Allah ondan razı olsun-’den aktarıldığı­na göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Her kim iki kız çocuğuna ergenlik çağma gelinceye kadar İslâmî eğitimle eğitir ve yetiştirirse,* kıyamet günü ben ve o kimse şöylece yanyana bulunuruz,” buyurmuşlar ve parmak­larını birbirine bitiştirmişlerdir. (Müslim, Birr 149)

Hz. Aişe -Allah ondan razı olsun-’nin şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bir gün beraberinde iki kız çocuğu olduğu halde bir kadın gelmiş birşeyler istiyordu. Yanımda da tek hurma­dan başka bir şey yoktu. Onu kadına verdim. Kendisi hiç tat­madan çocukları arasında bölüştürüp kalkıp gitti. Bu sırada Peygamber sallallahu aleyhi vesellem yanımıza geldi. Olup bitenleri haber verince şöyle buyurdu: “Her kime Allah kız çocuklarından verir de o da onlara iyi davranarak İslâmî bir terbiye ile yetiştirirse o kız çocukları o kimse için cehenneme karşı perde olurlar.” (Buhari, Zekat 10. Müslim, Birr 147)

Hz. Aişe -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Sırtına iki çocuğunu yüklemiş bir kadın bir şeyler istemek üzere çı­kageldi. Ona üç hurma verdim. O da çocuklarına birer hurma verdi, öteki hurmayı da kendisi yemek üzere ağzına götür­müştü ki çocuklar onu da istediler. Kadın hurmayı ikiye böldü ve onlara verdi.

Kadının bu davranışına hayran kaldım ve olup biteni Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e anlattım. O da şöyle buyurdu: “Muhakkak ki Allah bu şefkat ve acıması sebebiyle o kadına cennetini vermiş veya bu sebeple onu cehennemden kurtarmıştır.” (Müslim, Birr 148)

Sa d ibni Ebu Vakkas’ın oğlu Mus’ab -Allah onlardan razı olsun- şöyle demiştir: Babam Sa’d şecaat ve başka sebeplerle kendisinin üstün olduğunu düşünürmüş. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuş:

“Allah size yardım edip rızık veriyorsa aranızdaki zayıf­lar sebebiyle değil midir.”

Ebu’d Derda Uveymir -Allah ondan razı olsun- şöyle de­miştir: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’i şöyle buyu­rurken işittim:

“Fakirleri kollayıp gözetiniz. Aranızdaki zayıflar sayesin­de Allah’tan yardım görüp rızıklanırsınız.” (Ebu Davud, Cihad 710)