Ufku geniş olan kişi, kendisinin kainatın bir parçası olduğunu, hüzün ve elemlerden nasibi olduğu gibi mutluluktan da nasibinin olduğunu hisseder. Dolayısıyla bunları bir sürpriz olarak görmez ve açgözlülükte yapmaz. Bu problemin bir şer olduğunu veya sadece kendisine isabet ettiğini zanneden ufku dar kimselerin hissettiği gibi, kendisine hep sorunların geldiğini, insanların kendisine komplo kurduğu ya da talihinin hep kötü gittiği kompleksine kapılmaz. Ufku geniş olan kişi, bu duygulardan hiçbirini hissetmez. Ancak o, hayatın yapısını kavrar, kendisinin de onun bir parçası olduğunu bilir. En iyisini gerçekleştirmek yolunda bütün gücünü ortaya koyduktan sonra hayata razı olur.
Hayatta bizler için güzel ve mutluluk verici olaylar olduğu gibi, sıkıntı ve kedere düşüren hallerde başımıza gelmektedir. Her biri için bizde birer mana vardır ve her iki durumda da kendimizde bir pay ve ibret almalıyız. Başımıza gelen musibetleri, sadece bize geliyor ya da bizim için hazırlanıyor mantığı ile değil, insanlar içinde yaşanan sıkıntıların, benimde başıma gelebileceği şuuru ve sabrı içerisinde olmalıyız.
Aksi halde ufuk çizgimizden kaymış ve daraltmış oluruz. İmanımızın bize öğrettiği sabır ve dua ile başımıza gelebilecek her şeyi vakarla karşılamalıyız.
İyimser düşünerek başımıza uğrayan sorunları çözmemiz mümkün olacaktır. Kötü düşünceler ile günaha düşmekten ve Allah (cc)’ın rızasından uzaklaşmaktan kaçınmalıyız.
Rabbim sabırla, musibetleri karşılama gücünü cümlemize nasip eylesin.
