İbn Cemaa, öğretim kadar eğitimle de görevli saydığı hocayı (âlim), peygamber varisi olarak ele alıyor, çevresindeki insanların örnek alacağı numune kabul ediyor. Bu nedenle hoca, sadece çocukların değil, çevresindekilerin tümünü uyaracak; iyiliğe teşvik edecek kötülükten uzaklaştırmaya çalışacaktır. Bu yükümlülük onu, tüm güzel ahlaki niteliklerle bezenmeye, kötü ahlaktan uzak kalmaya mecbur etmektedir. Önemli olan çok bilgili olmak değil; bunu aşarak bildiklerine göre davranabilmektir. En yüksek rütbeye sahip olan hoca, gerekli bilgiler kazanmış ve onlara göre yaşayabilen hocadır. Hoca, Allah’a karşı son derece saygılı, her an adımını, O’nu düşünerek atan insan olmalıdır.
Hocanın kişiliği ve karakteri üzerinde ciddiyetle duran İbn Cemaa, onun ideal ölçüde ahlaki yapıya sahip iyi bir Müslüman olmasını öngörmektedir. Ona göre hoca, her türlü kötü huydan arınmalı, iyi ahlakla, tüm güzel huylarla bezenmelidir. O, İslam’ın bütün ilkelerini layıkıyla yerine getirmekle birlikte, caiz olanlarla yetinmeyip en güzel, en hoş olanı yapmayı yeğlemelidir. Sözgelişi, otururken, toplumca hoş karşılanmayacak biçimde oturmamalıdır.
Hoca, töhmet altında kalması olası yerlerden de uzak durmaya özen göstermeli; böyle bir durumda kalırsa mutlaka görenlere durumu açıklayarak onların kötü zanna kapılmalarını önlemelidir.
Hoca, son derece alçak gönüllü, yumuşak huylu olduğu kadar, onurlu ve ağırbaşlı da olmalıdır. İlminin izzetini korumalı, hor hakir duruma düşmemeli, zilleti asla göze almamalıdır. Öyle ki, dini bir fayda veya zorunluluk olmadıkça çocuğu olan kişinin “idareci bile olsa” ayağına gidip ders vermemelidir. Bu nedenle hoca, mala, makama, şöhrete düşkün olmamalı; gösterişten, desinlercilikten, böbürlenmekten sakınmalı; çok kanaatkar ve zahidane yaşamayı tercih etmeli; ilmini dünyalık menfaatlere alet etmemelidir. Hatta çocuklarından bile hiçbir menfaat ummamalıdır. Biricik amacı, Allah’ın hoşnutluğunu ve sevabını kazanmak olmalıdır.
İbn Cemaa, hocanın kişilikli, onurlu yaşamasına verdiği önemin uzantısı olarak onun geçimini temin etmek için seçeceği mesleğe de dikkat etmesini; deri tabakçılığı, kan alıcılık, sarraflık, kuyumculuk gibi toplumun itibarlı saymadığı veya sahibinin töhmet altında kalabileceği işlerden kaçınmasını öneriyor.
İçiyle, dışıyla hocanın tertemiz olmasını isteyen İbn Cemaa, onun, çağının anlayışına göre tertemiz ve düzenli bir kıyafetle, güzel kokular sürünerek derse gelmesini gerekli görmektedir. Ona göre, hocanın böyle yapması, ilme ve dine saygının bir gereğidir.
İbn Cemaa, hocanın farz ve vacipler dışında nafile ibadetleri de aksatmadan yerine getirmesini; aynı biçimde okuma, yazma ders mütalaa etme, araştırma, düşünme, yazma gibi çalışmalarını da ara vermeden düzenli biçimde ve arttırarak sürdürmesini isterken, onun planlı, programlı ve düzenli bir insan olmasının gerekliliğini de vurgulamış oluyor.
Sonuç
İbn Cemaa’nın, hocayla ilgili görüşlerini, bugünkü eğitsel anlayış doğrultusunda kompoze ederek özetlemeye çalıştım. Bunu yaparken, içeriği olduğu gibi vermeyi amaçladım. Onun söylediklerini, zorlayarak bugünkü fikirleri taşır duruma getirmeyi aklımdan geçirmedim. Kullandığı kavranılan çevirirken de, bugünkü en uygun karşılığı bulmaya özen gösterdim. Diğer klasik eğitsel eserlerimiz gibi, İbn Cemaa’nın bu eseri de, bir bakıma yönetmelik mahiyetindedir. Bununla birlikte onun, günümüz eğitim bilimcilerince de evetlenen özgün görüşler ortaya koyduğunu görüyoruz.
