Hocanın Nitelikleri “Kişilik ve Karakter”

By | 1 Ağustos 2019

İbn Cemaa, öğretim kadar eğitimle de görevli saydığı ho­cayı (âlim), peygamber varisi olarak ele alıyor, çevresindeki insanların örnek alacağı numune kabul ediyor. Bu nedenle ho­ca, sadece çocukların değil, çevresindekilerin tümünü uyaracak; iyiliğe teşvik edecek kötülükten uzaklaştırmaya çalışacaktır. Bu yükümlülük onu, tüm güzel ahlaki niteliklerle bezenmeye, kötü ahlaktan uzak kalmaya mecbur etmektedir. Önemli olan çok bilgili olmak değil; bunu aşarak bildiklerine göre davrana­bilmektir. En yüksek rütbeye sahip olan hoca, gerekli bilgiler kazanmış ve onlara göre yaşayabilen hocadır. Hoca, Allah’a karşı son derece saygılı, her an adımını, O’nu düşünerek atan insan olmalıdır.

Hocanın kişiliği ve karakteri üzerinde ciddiyetle duran İbn Cemaa, onun ideal ölçüde ahlaki yapıya sahip iyi bir Müslü­man olmasını öngörmektedir. Ona göre hoca, her türlü kötü huydan arınmalı, iyi ahlakla, tüm güzel huylarla bezenmelidir. O, İslam’ın bütün ilkelerini layıkıyla yerine getirmekle birlikte, caiz olanlarla yetinmeyip en güzel, en hoş olanı yapmayı yeğlemelidir. Sözgelişi, otururken, toplumca hoş karşılanmaya­cak biçimde oturmamalıdır.

Hoca, töhmet altında kalması olası yerlerden de uzak dur­maya özen göstermeli; böyle bir durumda kalırsa mutlaka gö­renlere durumu açıklayarak onların kötü zanna kapılmaları­nı önlemelidir.

Hoca, son derece alçak gönüllü, yumuşak huylu olduğu ka­dar, onurlu ve ağırbaşlı da olmalıdır. İlminin izzetini korumalı, hor hakir duruma düşmemeli, zilleti asla göze almamalıdır. Öy­le ki, dini bir fayda veya zorunluluk olmadıkça çocuğu olan ki­şinin “idareci bile olsa” ayağına gidip ders vermemelidir. Bu nedenle hoca, mala, makama, şöhrete düşkün olmamalı; göste­rişten, desinlercilikten, böbürlenmekten sakınmalı; çok kanaat­kar ve zahidane yaşamayı tercih etmeli; ilmini dünyalık men­faatlere alet etmemelidir. Hatta çocuklarından bile hiçbir men­faat ummamalıdır. Biricik amacı, Allah’ın hoşnutluğunu ve sevabını kazanmak olmalıdır.

İbn Cemaa, hocanın kişilikli, onurlu yaşamasına verdi­ği önemin uzantısı olarak onun geçimini temin etmek için se­çeceği mesleğe de dikkat etmesini; deri tabakçılığı, kan alıcı­lık, sarraflık, kuyumculuk gibi toplumun itibarlı saymadığı ve­ya sahibinin töhmet altında kalabileceği işlerden kaçınması­nı öneriyor.

İçiyle, dışıyla hocanın tertemiz olmasını isteyen İbn Ce­maa, onun, çağının anlayışına göre tertemiz ve düzenli bir kı­yafetle, güzel kokular sürünerek derse gelmesini gerekli gör­mektedir. Ona göre, hocanın böyle yapması, ilme ve dine say­gının bir gereğidir.

İbn Cemaa, hocanın farz ve vacipler dışında nafile ibadet­leri de aksatmadan yerine getirmesini; aynı biçimde okuma, yazma ders mütalaa etme, araştırma, düşünme, yazma gibi çalışmalarını da ara vermeden düzenli biçimde ve arttırarak sürdürmesini isterken, onun planlı, programlı ve düzenli bir in­san olmasının gerekliliğini de vurgulamış oluyor.

Sonuç

İbn Cemaa’nın, hocayla ilgili görüşlerini, bugünkü eğitsel an­layış doğrultusunda kompoze ederek özetlemeye çalıştım. Bu­nu yaparken, içeriği olduğu gibi vermeyi amaçladım. Onun söy­lediklerini, zorlayarak bugünkü fikirleri taşır duruma getirmeyi aklımdan geçirmedim. Kullandığı kavranılan çevirirken de, bu­günkü en uygun karşılığı bulmaya özen gösterdim. Diğer kla­sik eğitsel eserlerimiz gibi, İbn Cemaa’nın bu eseri de, bir bakı­ma yönetmelik mahiyetindedir. Bununla birlikte onun, günü­müz eğitim bilimcilerince de evetlenen özgün görüşler ortaya koyduğunu görüyoruz.