Selam veren kimse karşısındaki bir tek kişi bile olsa, çoğul zamirlerini kullanarak “esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh: Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun” diye selam verir. Selamı alan da “ve aleykumu’s selam ve rahmetullahi ve berekatuh” der. “Aleykum”un başına atıf vavı getirir. Selamın bu tarzda verilip alınması müstehaptır.
•İmran İbni Husayn radıyallâhu anh şöyle dedi:
Nebi sallallâhu aleyhi vesellem’e bir adam geldi ve:
– es-Selamu aleykum, dedi. Hz. Peygamber onun selamına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebi sallallâhu aleyhi vesellem:
– “On sevap kazandı” buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da:
– es-Selamu aleykum ve rahmetullah, dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selamın aynıyla mukabelede bulundu. O kişi de yerine oturdu. Hz. Peygamber:
– “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve:
– es-Selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh, dedi. Hz. Peygamber o kişiye de selamının aynısıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Efendimiz:
– “Otuz sevap kazandı” buyurdular.
Açıklama:
İmran’m bu rivayeti, Peygamber Efendimizin huzurunda gerçekleşen selam verme ve alma şekilleri ile bunların fazilet açısından kıymetlerini ortaya koymaktadır. Bilinmesi gereken ilk husus, Hz. Peygamberin, gelen kişilerin verdiği selamların her birinin doğru, geçerli ve caiz olduğunu tasdik ettiğidir. Ancak, bu selamlar, fazilet açısından birbirinden farklıdır. Daha önce de belirtildiği gibi selamın en kısa olanı “es-selamu aleykum” demektir. Bu şekilde selam verene Allah katında on sevap yazılır. Bunun üzerine ilave edilen her selam lafzı için on sevap ilave edilir. Peygamberimiz, kendisine nasıl selam verilmişse öyle mukabelede bulunmuştur. Yani “es-selamu aleykum” diyene “ve aleykumu’s selam” şeklinde karşılık vermiş, bunun üzerine artırana kendisi de aynı şekilde artırmışlardır.
