Hem o yıl Peygamber (S.A.V.)’in buyruğu ile Mekke muhacirleri ile Medineli Ansar arasında kardeşlik kurulduğu söylenir. Ansardan 45 kişi, bir rivayette her sınıftan ellişer kişi biribirine kardeş oldular.
Peygamber (S.A.V.)’in buyruğu ile siyer kitaplarında kardeş oldukları yazılı olanlar şunlardır:
1 — Hazreti Ebû Bekir ile Hârice bin Zeydil Ansâri,
2 — Hazreti Ömer ile Gassan Bin Mâlik-i Ansâri,
3 — Hazreti Osman Zinnûreyn ile Evs İbni Sâbitil Ansâri,
4 — Hazreti Ebu Ubeyde bin Cerrah ile Saad bin Muaz,
5 — Zubeyr bin El Avvâm ile Seleme bin Selâmetül Ansâri,
6 — Talha bin Abdullah ile Kâab bin Mâlik-i Ansâri,
7 — Abdurrahman Bin Avf ile Saad bin Rebîül Ansarî,
8 — Selman-ı Fârisi ile Ebûd Derdâ,
9 — Mus’ab bin Umeyr ile Ebû Eyyûbil Ansâri,
10— Ebû Huzeyfe İbni Utbe ile Ubâd bin Besirül Ansâri,
11 — Ammar Bin Yâser ile Sabit bin Kaysül Hazreci,
1 2 —Abdurrahman Cahş ile Asım bin Sabitil Ansâri,
13— Erkam bin Ebi Erkam ile Ebû Talhatül Ansâri,
14— Osman bin Maz’un ile Ebûl Hüyeşim bin Tîhan, kardeş oldular. Ve böylece 45 kişi Mekkeli Muhacirlerden ve 45 kişi Medineli ansardan kardeş oldular. (Allah hepsinden razı olsun).
Ve rivayet olunur ki her yolda biribirine yardım etmeğe, biribirinden miras yemeye senet yazdılar. Bu anlaşmalar üzerine ameller işlendi. Bedir gazasından sonra da şu âyet nazil oldu:
«Biribiriyle akrabalıkla yakınlığı olanlar, Allah’ın hükmüne göre mirasta biribirine daha yakındırlar.» (Enfâl sûresi, âyet: 75)
Ve bu miraslar âyeti ile amel olundu. Kardeşlikle olan miras ortadan kalktı.
Şeyh İbni Hacer (Allah rahmet eylesin) Buharı açıklamasında şöyle der:
— Bir kez muhacirler arasında kardeşlik kuruldu. Muhacirlerle Ansar arasında kardeşlik bağı bağlandı.
Gerek O, gerek Hâkim bin Abdullah Nişabûri bu yolda şu hadis-i şerifi rivayet eylemektedir:
— Resulullah (S.A.V.) İbn-i Ömer ile Hazret-i Ebû Bekir’i karındaş etmişti. Talha ile Zübeyr’i ve Osman ile Abdurrah- man’ı da kardeş etti. O zaman İmam Aliyyül Murtazâ (Allah onlardan razı olsun) dedi ki:
— Yâ Resûlâllah; Ashab arasında kardeşlik buyurdunuz. Bana hiçbir kardeş seçmediniz:
Allah’ın Resulü (S.A.V.) Hazretleri:
— Ben senin kardeşinim! diye buyurdu.
Bir başka rivayette de:
— Sen benim dünyada ve âhiret’te kardeşimsin! buyurdu. Ve böylece bilindi ki kardeşlik bağı iki kez olmuştur.
Naklolunur ki: Hem o yıl içinde vahşi hayvanlardan kurt dile gelmişti, o olay da şöyle olmuştu:
Bir kurt bir sürüden bir koyun aldı. O sürünün çobanı da kurdun ardına düştü. Koyunu kurtardı. Kurt bir tepenin üzerinde kuyruğu üstüne oturup açık bir dille şöyle dedi:
— Ey çoban: Hak Teâlâ’nın bana verdiği rızkı elimden aldın, alıkoydun!
Çoban ona şu cevabı verdi:
— Vallahi, kurdun konuştuğunu hiç görmemiştim!
Kurt:
— Bundan daha da şaşılacak şey var! dedi. Bu iki taşlığın arasındaki hurmalıkta bir kişi vardır ki size gelecektir ve gelecek zaman işlerinden haber verecektir. Halkı, Hakka çağırır. Bu kâfirler ona ayrı, muhalif yol tutarlar. İmana gelmezler.
O çoban da o gün Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’in huzuruna geldi ve Müslüman oldu. Kurt olayını ona haber verdi. Hazret-i Muhammed (S.A.V.):
m?
— «Anlaşıldı ki Âhir zamanda bir kimse evinden çıkacak, henüz evine dönmeden kamçısı ve ayağındaki ayakkabısı onun hallerini, durumunu ve çoluk – çocuğunun halini beyan edecek!» diye buyurdu.
