Merhamet Eğitimi…

By | 19 Şubat 2015

Merhamet Eğitimi...Merhamet Eğitimi…

Çocukların mahremiyet eğitimi asla sadece nasihatle veya korkutmalarla tamamlanamaz. Çocukların kendi bedenlerine yönelecek tehlikelerden kurtulabilmeleri ve korunabilmeleri için verilmesi gereken mahremiyet eğitimine “Temel Davranış Refleksi” denir. “Temel Davranış Refleksi”ni eskiler “utanma-haya duygusu” olarak da tanımlarlar. Ancak üzülerek be­lirtmek gerekirse günümüz anne-babaları kendi ço­cukları açısından hayati önem taşıyan Temel Davranış Refleksi’nin nasıl kazandırılacağı konusunda yeterince bilgi sahibi değiller. Halbuki Temel Davranış Refleksi gelişmiş bir çocuk kendine yönelecek tehlikeyi fark etmese bile ani ref­lekslerle koruyabilir kendini. Çocuk, bedenine yönelen anormal davranışın ne anlama geldiğini bilmese dahi ciddi rahatsızlık duyar ve hemen o ortamdan uzaklaş­mak ister

Temel Davranış Refleksi hangi yaşta ve nasıl kazandırılmalıdır?

Temel Davranış Refleksi çocuklara en kolay 4-7 yaş arasında kazandırılır, iste bu konuda izlenecek yol ve yöntemler: “Bedenim bana aittir” bilinci:Daha bebekliğinden itibaren kendini rahatlıkla yetişkinlerin eline bırakan bebeğin ilerleyen yıllarda bedeninin farkına varması ve çevresindeki yetişkinlerden ayrı bir birey olduğunu hissetmesi gerekir. Bedeninin kendisine ait olduğu hissini kazanamamış ve vücudu üzerinde başkalarının bir şeyler yapabile­ceğini düşünen çocuk, rahatlıkla taciz tuzağına düşer. Anne-babalar çocukları 4 yasına yaklaşmaya baş­ladığı andan itibaren vücudunun kendisine ait olduğu bilincini vermelidir. Bu bilincin oluşturulmasındaki en temel faktör ebeveynlere düşer. Çocuklarının bedenleri üzerinde yapacakları tasarruflarda muhakkak onların onayını almaları gerekir. Örneğin terlemiş çocuğun atleti izin alınmadan ani­den çıkartılmamalı, altını ıslatmış çocuğun pantolonu kızgınlıkla ve öfkeyle değil, çocuktan izin alınarak çıkar­tılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur zaten.

“İzin verirsem dokunabilirsin” bilinci:Bu bilincin oluş­turulması için anne-baba, çocuğunun vücudunu hoy­ratça kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynlerin çocuk­larını öperken “Seni öpebilir miyim?’’ diye izin istemeleri bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz be­deninin herkes tarafından izinsiz kullanılması, çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kırar.

‘‘Dokunulması yasak olan yerlerim” refleksi: Çocuk­lar 4 yasından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsızlık duymaya başlamalıdır. Özellikle genital bölgelere dokunulması çocukta ani tepkiye neden olmalıdır. Bu bilincin kazandırılması için dört yasından itibaren çocukların genital bölgelerine temas azaltılmalıdır. Es, dost ve akrabalar tarafından, cinsel organlarına dokunularak, öpülerek, vurularak sevilmemelidir çocuklar.

“Fiziksel baskıya direnme” refleksi:Küçük yastaki ço­cuklar kendi güçsüzlüklerini ve çaresizliklerini büyüklerin gücünü keşfettikçe anlar. Anne-baba ve akrabalar, sev­gi gösterileri yaparken çocuklara kendi güçsüzlüklerini hissettirecek kadar büyük ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebevyenler oğluna-kızına kendine güç uygulandığında karşılık vermesi gerektiğini öğretmelidir. Bunun için çocuğun istemediği bazı durumlarda verdiği tepki zor kullanarak kırılmamalı, çocuğun direncinin ise yaradığı bizzat yasayarak gösterilmelidir.

“Vücudum görünmemeli” hissi:Çocuklar yürümeye başladığı andan itibaren çırılçıplak şekilde ortada bırakılmamalıdır. Çocuk, hatırlayabildiği en küçük yaslar­dan itibaren kendisini, genital bölgelerini giyinik olarak anımsamalıdır. Özellikle dört yasından itibaren çocuklar çırılçıplak ev içinde veya dışında bulunmamalı, giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verilmelidir. Bedenini başkalarının yanında çıplak görmeye alışmamış çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkarılmasından ciddi ra­hatsızlık duyacaktır.

“Banyoda çıplak olunmaması” bilinci: Çocuğun temel dav­ranış refleksi kazanma­sı için dört yasından iti­baren anne-babasıyla birlikte tamamen çıplak şekilde banyoda bulun­maması gerekir. Ayrıca çocuk banyo yapar­ken üzerinde külotu da olmalıdır ki çocuk genital bölgelerinin görülmemesi gerektiğini pratikte yasayarak öğrensin.

“Tuvalette benden başkası olmamalı” bilinci:Bazı ebeveynler çeşitli nedenlerle ya çocuklarıyla birlikte tuvalete girer ya da tuvaletin kapısını aralık bırakır. Bu davranış çocuğun temel davranış refleksi kazanma­sını engeller. Her ne sebeple olursa olsun dört yasına gelen bir çocuk, tuvaletin “özel” bir mekân olduğunu öğrenmeli, tuvalet ihtiyacını gideren birinin başkaları tarafından görülmesinin uygun olmayacağını bilmelidir. Çocuk genital bölgelerinin görülmesinden rahatsızlık duymamaya, kendisini tuvalette iken gören birine tepki vermemeye alısmamalıdır.

“Soyunma ve giyinmede yalnızlık” ilkesi:Çocuğun dört yasından itibaren genital bölgelerinin başkaları ta­rafından görülmesinden adım adım uzaklaşması gerekir. Bu bağlamda çocukların elbiseleri herkesin içinde degiştirilmemelidir. Çocuklar mümkünse elbiselerini kendileri görmediği ortamda giyip çıkarmalıdır. Eğer çocuk kendi ihtiyacını karşılayamıyorsa annesiyle ayrı bir odaya giderek elbiseleri değiştirilmelidir.

“İzin verirsem kabul edilirsin” ilkesi: Anne için çocuk ne kadar büyürse büyüsün çocuktur. O yüzden anne, çocuğunun odasına girerken izin alınması gerektiğini düşünmez. Ancak çocuk dört yasına geldiğinde “izin verirsem kabul edilirsin.” ilkesi hayata geçirilmelidir. An­ne-baba, çocuğun odasına girerken izin istemeli, her şeye rağmen onun çıplak vücuduyla karşılaştığında özür dileyip kapıyı kapatmalıdır. Bu davranış kalıbı hem çocuğun kişiliğine saygı duyulduğunu hem de çocuğun rahatsızlık duyduğunda itiraz edebilme becerisi kazan­ması açısından önemlidir.