Yakın akraba ile evlilikte esas itibariyle dinî bir yasaklama yoktur. Sözü edilen sıhhî sakıncalar da mutlaka olacak diye bir durum da mevcut değildir. Ancak, çocukta görülebilecek sakatlık ve benzeri hususlar, yabancı kadınla olan evliliğe oranla akraba evliliklerinde belli bir ölçüde daha fazla görülmektedir.
Bazı bölgelerimizde yakın akraba evliliği çok yaygınken, bazı bölgelerimizde böyle bir evlilik hiç hoş karşılanmaz. Hattâ uğursuz sayılarak karşı çıkılır.
Her iki anlayışta da ifrat ve tefrit vardır. Her ne kadar âdetlere hürmet edilir, bazı içtihadî meselelerde âdetler dikkate alınırsa da, aslında dinî bakımdan bağlayıcılık tarafı yoktur. Yaşayışımızda esas olan, dinin ölçüleridir.
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim yakınlık cihetiyle evlenilmesi haram olan kadınları açıklamıştır. Bunlar, kız kardeş, hala, teyze gibi yakın akrabalardır.
Bunların dışında kalan amca, dayı, hala ve teyze çocuklarıyla evlenmeye ruhsat vermiştir. Peygamber Efendimiz de bu ruhsatı kendisi ve yakınları üzerinde kullanmıştır.
Bilindiği gibi, Peygamberimizin (a.s.m.) hanımlarından Zeyneb binti Cahş, halasının kızıydı. Ayrıca kendi kızı Hz. Fâtıma’yı amcası oğlu Hz. Ali’ye nikahlamıştı. Peygamberimizin (a.s.m.) Hz. Zeynep’ten çocuğu olmamakla beraber, mübarek nesli Hz. Ali vasıtasıyla devam etmiştir.
Dinimizde her ne kadar böyle bir ruhsat mevcutsa da, birtakım kalıtımsal ve sağlık sakıncalarından dolayı bazı hâdislerde yakın akraba ile evliliğin tavsiye edilmediğini görmekteyiz.
Bu durum, tatbikî sünnetle bağdaşmıyor gibi görünse de; birisinde cevaz vardır, diğerinde de dikkat ve itinaya dâvet bulunmaktadır.
Bu meseleye İhya-u Ulumiddin’de temas eden İmam-ı Gazâlî Hazretleri, sünnet ölçüleri içinde evlenecek eşlerde aranan vasıfları sayarken, cinsel duygunun zayıf olacağından dolayı kızın yakın akrabalardan olmamasını da zikreder.
“Pek yakınınız olan bir kadınla evlenmeyin; çünkü çocuk zayıf, çelimsiz olur” hadis-i şerifi ile “Zayıfladınız, neslinizin güçlenmesi için akraba olmayan yabancı kadınlarla evlenin” meâlinde Hz. Ömer’in bir sözüne yer verilen İhyâ’da bu hususu müellif şöyle izah eder:
Çocuğun cılız ve zayıf olması şehevî arzuların zayıflığından ileri gelir. Çünkü insandaki cinsel duygu, bakmak ve dokunmak yoluyla meydana gelir. Bu duygu ise insanın yeni gördüğü yabancı bir kadınla daha kuvvetli olur.
Halbuki insan, yakın akraba kızlarının (genellikle) çocukluğundan beri görüp geldiği ve tanıdığından dolayı, akrabalık ciheti cinsel arzuya perde olmaktadır. Bu durumda kişi, yakın akrabasıyla evlendiği takdirde yabancıya oranla ona karşı olan şehevî hissi az olacağından çocuk zayıf düşer.
İmam-ı Gazâlî’nin bu fizyolojik ve psikolojik izahını, sanıyoruz, bugünkü ilim de inkâr edemez. Çünkü, bugünkü tıbbın da kabul ettiği gibi, yakın akraba evliliğinde aileden gelen bazı irsî hastalıkların devam etme ihtimali bulunabilmektedir.
Diğer evliliklere göre belli bir oranda akraba evliliklerinde doğan çocuk zayıf, çelimsiz, zekâca geri ve hatta sakat olabilmektedir.
İşte bu sakıncalara sebep olmamak için, çok yakın akraba ile evlenilmesi tavsiye edilmemektedir.
Yine bu hususta, “Yabancılarla evlenin, yakınlarınızla evlenmeyin” meâlindeki hadis de bu hikmetleri dikkate vermektedir.
Bu konuda ehemmiyetli bir sakınca da, zamanla eşler arasında bir geçimsizlik olduğu takdirde, akrabalar arasında devam etmesi gereken manevî bağların zayıflamaya yüz tutmasıdır.
Hadis imamlarından Deylemî’nin bir rivayetinde, akraba ile evliliğin sıla-i rahim bağlarının kopmasına sebep olacağı bildirilmektedir. Halbuki akrabaya iyilik ve sıla-i rahim farz olan bir ibadettir. Bu farza gölge düşürmemeye dikkat edilmelidir.
Bunun yanında akraba olmayan kadınlarla yapılan evliliklerde insanın çevresi daha da genişlemekte, yeni yeni akrabalar edinmekte, neticede insanlara daha çok faydalı olma yolları açılmaktadır.
Bütün evliliklerde olduğu gibi özellikle akraba ile olan bir evlilikte kan uyuşmazlığının tespit edilmesinin sıhhî bir önlem olarak düşünülmesinde büyük fayda vardır.
Yakın akraba ile evlilikte esas itibariyle dinî bir yasaklama yoktur. Sözü edilen sıhhî sakıncalar da mutlaka olacak diye bir durum da mevcut değildir.
Ancak, çocukta görülebilecek sakatlık ve benzeri hususlar, yabana kadınla olan evliliğe oranla akraba evliliklerinde belli bir ölçüde daha fazla görülmektedir.
