Zihnin kilitlerini açan başka bir başarı sırrı, yaptığımız işi ibadet bilinciyle yapmaktır. Kitabımızı açıp ders çalıştığımızda, işimizin başında iş meşguliyetlerinin içine boğulduğumuzda, sıcak bir çorbayı karıştırdığımızda, tarlada toprağı sürdüğümüzde vs. yaptığımız bütün işlerin ibadet olduğu bilincinde olmak, başarının ve zihnin kilitlerini kaldırmanın anahtarıdır. Yeter ki yaptığımız her iş, başta Allah rızası ve insanların hoşnutluğuna talip bir gönül ve zihinle yapılsın.
Zihnin ve ruhun huzuru, başarının sırrı; Rabbimizin bildiği her çeşit şerden O’na sığınıp, Rabbimizin bildiği ve ikram edeceği her hayrı, Ondan yanık bir kalple dilemektir. Hayırları dileyip şerlerden O’na sığınırken, istiğfarla Ondan bağışlanma dilemektir. Çünkü istiğfar; içimizdeki başarı hırsına, her nimeti kendimizden bilme zafiyetine, kibre, aşağılık kompleksine ve nimetin sahibi olan Allah’tan uzaklaşmamıza mâni olur.
“Allah’ım Senden her işte ve dinde sebat etmeyi, doğruluğa da azmetmeyi istiyorum. Rabbim nimetine şükretmeyi, Sana güzel ibadette bulunmayı da talep ediyorum. Rabbim Senden doğruyu konuşan bir dil, eğriliklerden uzak bir kalp diliyorum. Allah’ım Senin bildiğin her çeşit şerden Sana sığınıyorum, bilmekte olduğun bütün hayırları Senden istiyorum; bildiğin günahlarımdan Sana istiğfar ediyorum” duasıyla Allah’tan bütün hayırları dileyerek ve bütün şerlerden O’na sığınarak din ve doğrulukta azmederek şükre koşmak; kişinin ilâhî ve manevî bütünleşmesini sağlayabilir. İlâhî isim ve sıfatlarla bütünleşme ve kendi ilâhî özünü hissetme tecrübesini bu duayla yaşayan kul, kendini gerçekleştirebilir.
‘Kendini gerçekleştirme;’ yetenekler, hedefler, yetiler de dâhil olmak üzere bireyin kişiliğinin bütün yanlarının dengeli ve uyumlu gelişimi, yapısal ve kişisel potansiyellerin gerçekleştirilmesi anlamını taşır.Kendini gerçekleştiren birey, kendi potansiyel ve kapasitesinin en yüksek düzeyde farkında olup, sahip olduğu bu potansiyeli gücünün nihaî noktası ile içsel bir tatmin sağlayarak bütünleştirebilir. Bu yönüyle herhangi bir konuda başarıya ulaşma ile kendini gerçekleştirmeyi başarma birbirinden ayrılır.
İnsan, ilâhî isim ve sıfatlarla bütünleştikçe; dinî ve İnsanî değerlerde sebat ettikçe ve Rabbin nimetlerini şükürle avlayıp bağladıkça; kendini gerçekleştiren insanların özelliklerini taşıyabilir. Bu manada insan bu dualar vasıtasıyla hem kendi yetenek ve potansiyellerini en yüksek düzeyde gerçekleştirebilir, hem de manevî özünü kendisiyle bütünleştirebileceği ilâhî özüyle karşılaşabilir. Böylece kişi ‘Vâfı’ ismiyle vefayı, ‘Rauf’ ismiyle şefkati, ‘Vedûd’ ismiyle sevgiyi, ‘Rahmân’ ismiyle merhameti yaşayabilir ve içselleştirebilir.
Sonuç itibarıyla, “Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim, dayandım, güvendim ve yalnız O’na yönelirim” niyazı ile Allah’a dayanan ve güvenen insanın en yüce varlık olduğunu ve bu manevî gücüyle kâinatın hâkimi olacağını anlıyoruz. Zaten insan âlemdeki en son ve mükemmel varlıktır. Allah onu âlemin hakikatlerini birleştirici olarak yaratmış ve onu yeryüzünde halife kılmıştır. Bu da, insanın Allahu Teâlâ’nın isim ve sıfatlarını kendinde topladığı anlamına gelmektedir. Böylece insan, O’nun sıfatlarını yansıtan bir ayna hükmündedir.
O’nun sıfatlarını yansıtan bir ayna olarak ilâhî ve ruhsal bütünlüğü sağlayabilen ve kendini gerçekleştirebilen bir kişi, zihin açıklığının ve ‘Fettah’ isminin sırrına varabilir. ‘Fettah’ ismi ise, bize Rabbimizin zihnimizin ve gönlümüzün kapılarını açan hakiki bir sevgili olduğunu müjdeler. Biz de zihin açiklıği ve maddî-manevî başarı için bu ismin manevî gücünden istifade etmeliyiz:
Rabbim ‘Fettah’ isminle bize zihin açıklığı ve gönül huzuru ikram et. Zihnimizi ve gönlümüzü hayırlara aç. Hayır kapılarını sonuna kadar aç. Şer kapılarını sonuna kadar kapa. Hayırlı işlerde bizi önde ve öncü kıl!
