Unutkanlığın İlacı Nedir?

By | 1 Ağustos 2019

Hafıza problemlerinin en önemli nedenlerinden biri de, unutmadır. Unutmanın tedavisi, Allah dışında zihni yoran dünya meşgalelerinin hayattan çıkarılması ve stres kaynaklı düşüncelerle meşguliyetin kesilmesi yoluyla mümkündür. Zaten unutma belleğe giren herhangi bir bilginin geçici veya tamamen kaybolması durumuna denir. Unutmanın gerçekleşmesine öğrenmenin yeterli olmaması, öğrenilen malzemenin anlamlı olmaması, öğrenmenin ardından yeterli tekrar yapılmaması gibi nedenler etkili olabilir.
Unutmaya karşı önlem alabilen ve ilmi-anlayış kapasitesini aynı anda dileyen bir insan, hikmetin de sırrına varabilir. Kur an-ı Kerîmde Allahu Teâlâ, Hz. Lokmana hikmet verdiğini müjdeliyor ve ona hikmet verildiği için şükretmesi gerektiğini bildiriyor:
“Yemin olsun ki, biz Lokmana Allah’a şükretsin diye hikmeti verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah şükre muhtaç değildir ve zengindir; O her türlü övgüye layıktır.”
Bu bağlamda hikmet, bilginin arkasındaki gerekçeyi, niçin ve nasılları fark etmektir. İmtihanlarımızın arkasındaki gizli sır ve hikmetleri anlayacak bir idrake ulaşmaktır. Her zorluktan sonra biri dünyada, diğeri ahirette iki kolaylığın olduğunu görmek, her şerden sonra gelen hayrı keşfetmektir. Âyetler kadar hadisleri de yaşamak ve hissetmek; âyetler kadar hadislere de değer vermektir.
Kâinata ve insanlara İlâhî isimlerin tecellileri ile bakmaktır. Çok cömert olan insanda Rabbimizin ‘Kerîm’ isminin tecellilerini görürken “Rabbim ne kadar sonsuz bir cömertliğe sahip; kullarına da ummanda bir katre kadar da olsa cömertliğini ikram etmiş, kimbilir Rabbimizin ikramı ne kadar sonsuzdur” deme güzelliğine ulaşmaktır.
Çok cimri olan insanda da Rabbimizin Kerîm isminin tecellisinin, ne de güzel olduğunu fark etmektir. Rabbim sonsuz ikram sahibi, sınırsız ve menfaatsiz veren… Cimriliği ile insanların canını yakan bir insan bile, bize Rabbimizin sonsuz ikram ediciliğini hissettiriyorsa ve Kerîm olan Allah’ı bize hayran bırakıyorsa, bu da kâinata ve insana hikmet nazarıyla bakışın bir sonucudur. Bu nedenle sadece zihin açıklığı ve hafıza enginliğini değil; Kur an-ı Kerîme, insana ve kâinata hikmet nazarıyla bakmayı da Rabbimizden dilemeliyiz. Bu ise bize hafızayı rahatlatan ve yaşamı anlamlı kılan bir bakış açısı sağlayacaktır. Böylece hikmetin, bilgi kadar önemli; hatta daha da önemli, şükredilmesi gereken bir ikram olduğunu da görmüş oluyoruz.
Hafızamızdaki bilgileri korumak için hafızamızı rahatlatmak çok önemlidir. Hafızayı rahatlamak ise, ancak zihnimize olumlu duygu, düşünce ve mesajlar yüklemek suretiyle olur. Mesela “Aklıma hiçbir şey girmiyor” diyen bir kişi, zihnini kendi eliyle kilitler, hafızasını kendi iradesiyle zayıflatır. Bu noktada hafızamızı rahatlatarak, hafızamızdaki bilgileri Alîm,’ ‘Hafız’ ve ‘Hakîm’ isimleriyle koruyarak, daima Allah’a dua, yakarış ve yöneliş içerisinde olmalıyız.
Her işin ve dersin başına duayla oturmalıyız: “Rabbim, ‘Alîm’ isminle Senden iki cihanım için hayırlı ve faydalı bilgileri istiyorum; o bilgilerle hem Senin ve Resûlü’nün, hem de yaratılmışların sevgisini diliyorum. Rabbim, ‘Hafız’ isminle Senin ve bütün yaratılmışların rızasını kazanacağımız, iki cihanımız için bize nur ve hidayet kaynağı olan bilgileri muhafaza etmeyi diliyoruz. O bilgileri zihnimizin ve gönlümüzün derinliklerinde hissedip yaşamayı Senden istiyoruz. Rabbim ‘Hakîm’ isminle Senin iki cihan saadetimiz için ikram ettiğin bilgilerin arkasındaki hikmet ve sırları idrak etmeyi Senden diliyoruz. Sana, insanlara ve kâinata hikmet nazarlarıyla bakmayı Senden istiyoruz.”
İnsanlara ve kâinata hikmet nazarlarıyla bakmayı öğrenen insan, “Rabbim bilgimi ve anlayışımı arttır ve beni iyi kullarının arasına kat” duasıyla, vakti ve mevcut hali en güzel şekilde değerlendirmeyi tecrübe eder. Geçmişi veya geleceği düşünmek, mevcut hali de ziyan etmekten başka bir sonuç vermez. Halbuki vakit, içinde bulunduğun andır. Yani zihnin ve gönlün neyle meşgulse, senin vaktin işte odur. Eğer gönlün dünya ile meşgulse, vaktin dünyadır. Eğer gönlün ahiret ile meşgulse, vaktin ahirettir. Eğer gönlünde neşe varsa, vaktin neşe; gönlünde hüzün varsa, vaktin hüzündür. Yani sende hangi hal galip ise, vaktin odur. Şu halde gönlü ahirette olan bir tür Rabbani hayatı yaşar.
Az önceki satırlarda da vurguladığımız gibi hafıza problemleri ve akut zihin bulanıklığının en güçlü çözümü, kişinin kendisini günahlardan ve haramlardan korumasıdır. Bu noktadaki ikinci sıkıntı ise, faydasız bilgi ve streslere engel olmamaktır. Modern toplum, günlük sıkıntı ve dertleri bir kambur gibi insanın sırtında taşıdığı için, hafıza problemleri ve zihin bulanıklığı yaşanmaktadır. Halbuki başta zikrettiğimiz iki dua, hafıza ve zihin bulanıklığının tedavi yoludur. Bu bağlamda akut zihin bulanıklığı, uyuşukluk, heyecan, yönetim kaybı ve bir tür hezeyan sayılabilir.
Biliyorsunuz hezeyan, bir hastalık olmasa da pek çok ruhsal ve psikolojik kaynaklı hastalığın altında yatan nedendir. Dikkat problemi, zihinsel karmaşa ve duygusal hareketlenme bir hezeyan belirtisi olabilir. Bu manada hafızayı rahatlamaya ve zihin bulanıklığını gidermeye yönelik bu iki mucizevî dua, hezeyanı yenmenin de en önemli yolu olabilir.