Tarihte Boşanma
Tarih boyunca görmekteyiz ki boşanma bugün olduğu gibi eski milletlerde de vardır. Ve bu hak, İslâmda olduğu gibi erkeğindi. Şimdi eski medeniyetlerde boşanma şekillerini anlatarak konumuza giriş yapalım.
Romalılarda Boşanma:
Roma aile hukukunda boşanma iki sebebden olurdu.
a) Karı veya kocanın ölümü, esir düşmek veya vatandaşlık hakkını kaybetmek gibi elde olmayan sebeblerle boşanmanın vuku bulması.
b) Karı veya kocadan birinin isteği üzerine evlenmeye son vermek. Bu ayrılma, mahkeme kararma bağlı olmazdı. Daha önce evliliği doğuran hukukî muameleye dayalıdır.
Bunu maddeler halinde belirtmeye çalışalım: 1) Koca hâkimiyatine bağlı (Manus’lu) bir evlenme şeklinde kızın satın alınması veya erkekle bir sene müşterek yaşaması suretiyle evlenme vuku bulmuşsa, aynlma, kadının diğer bir şahsa satılmasıyla olurdu. Bu boşama ancak koca tarafından yapılır, kadının burada hiç bir rolü yoktur. Daha doğrusu bu, boşanmadan ziyade kadının kocası tarafından reddedilmesidir. Şayet evlenme dinî bir merasimle yapılmışsa boşanma rahipler tarafından yapılırdı. Tarihte Boşanma Ayrılmak için dini teamül ve hukuk tarafından kabul edilen esaslı bir sebep olmadıkça rahip evlenmenin bozulmasına mani olurdu.
2) Koca hâkimiyetine dayanamayan (Manus’suz) evlenmelerde, herhangi bir sebeple veya sebepsiz olarak karı ve kocadan her ikisinin arzusu ya da yalnız birinin isteği ile evlenme bozulabilirdi.
Bu şekil boşanma, sonraları Roma’da tercih edilmiş ve bu sebebsiz boşanmalara mani olacak kanunî hükümler olmadığı için de hudutsuz bir şekilde artmıştı.
Mısırlılarda Boşanma:
Eski Mısırlılar kadın haklarına hürmet göstermekle bilinirler. Eski çağlarda Mısır’da boşanma yetkisi erkeğe tanınmıştı. Fakat, erkeğin boşayacağı kadına bir miktar para vermesi ve bu evlilikten olan çocukları için de boşama anında elinde bulunan ve sonradan sahip olacağı mallara varis tanıdığını taahhüt etmesi gerekiyordu.
MakedonyalIların Mısır’ı istilâ etmelerinden sonra işgalcilerin hukuklarının etkisiyle kadına da boşanma hakkı verilmiştir.
Sümerlerde Boşanma:
Sümerlerde kadının boşanması, yani kendi isteği ile evlilik birliğini sona erdirmesi diye bir mesele yoktu. Erkeğin mutlak hakimiyeti esastı.
Bunun en belirgin ifadesi de, bir kadının kocasına, «Sen benim kocam, değilsin!» demesi, yani onu boşamak istemesi halinde kanunen o kadm nehre atılırdı. Ancak erkek eşine böyle bir söz söyler, yani eşini boşamak istediğini bildirirse ona bir menn miktarında gümüş vermesi gerekirdi.
Çinlilerde Boşanma:
Çinlilerde çok kadın evliliği vardır. İlk kadın, bas kadındı ve bütün diğer hanımlardan doğan çocukların da annesi sayılırdı. Çin’de boşanma karşılıklı anlaşma ve iki tarafın rızası ile olabilirdi. Bu normal geçimsizlik sebebi ile boşama yoluydu. Tesbit edilmiş 7 sebepten dolayı koca, karısını doğrudan doğruya boşayabilirdi.
Zina halinde yakalanan evli kadın kocası tarafından dilerse öldürülebilirdi. Bu durumda koca, karısını öldürmemişse onu boşamak zorundadır.
Bu sebeple boşanan bir kadını kocası satıp parasını da alırdı. Her ne şekilde olursa olsun boşanan bir kadın çocuklarını kocasına bırakarak kendi (baba) evine yalnız dönerdi.
Japonlarda Boşanma :
Japonya’da Çin’den farklı olarak evli kadın zina halinde yakalanırsa kocası tarafından hem kendisi ve hem de aşığı öldürülürdü. Bu kanunen kocaya verilmiş bir hak idi. Yalnız Japonlarda Çinlilere nazaran tek kadınla evlilik daha yaygın bir durumdadır.
Yahudilerde Boşanma:
Tevrat’da boşanma hususunda şöyle denilmektedir: «Bir adam bir kadın alıp onunla evlendiği zaman, onda utanılacak bir şey bulursa ya da kadın onun gözünde lütuf bulmazsa, onun için boş kâğıdını yazacak ve onun eline verip onu evinden gönderecektir.
Kadın evinden ayrıldıktan sonra gidip başka bir erkeğin karısı olabilir.
Ve sonraki adam da ondan nefret ederse ve onun için boş kâğıdını yazarsa ve onun eline verip onu evinden gönderirse; yahut onu kendisine karı olarak almış olan sonraki adam ölürse; onu göndermiş olan evvelki kocası, kadın murdar edildikten sonra, onu kendisine karı olarak tekrar alamaz; çünkü Rabbin önünde bu mekruh bir şeydir.»
Tevrat’a göre koca, boşadığı kadını, ancak ikinci kocaya varmadan alabilir.
Hindularda Boşanma:
Hindularda bir erkeğin yakın akrabası ile evlenmesi yasaktır. Hindular, evlendikleri kadından daima bağlılık isterlerdi. Evlenen kadın sekiz sene içinde bir erkek çocuk dünyaya getiremediği takdirde kocası onu kanunen boşamaya hak kazanırdı. Fakat adam boşamadan önce kendi erkek kardeşleriyle karısını bir veya iki defa temasa geçirmek suretiyle, kadının erkek çocuk doğurup doğura mıyacağım kontrol ederdi. Bundan başarı sağlayamadığı takdirde karısını boşardı.
Babillilerde Boşanma:
Babil uygarlığı, en parlak devirlerini siyasî bakımından olduğu kadar hukukî alanda da kralları Hammurabi zamanında Mezopotamya’da yaşamışdır. Hammurabi kanunlarına göre boşama erkeğin hakkıdır. Ancak kadın, boşayan kocadan para yerine bazı şeyleri bir nevi tazminat olarak alır. Fakat burada kadının suçlu olmaması ve çocuğunun bulunup bulunmaması esastır. Eğer boşama kadının suçluluğu yüzünden meydana geliyorsa koca eşini terkeder ve hiç birşey vermez.
Yahut da onu evde hizmetçi gibi kullanır. Koca, yeni bir evlilik de yapabilir.
Hristiyanlarda Boşanma:
Boşama hususunda İncil’in muhtelif yerlerinde şöyle denilmektedir:
«Kim karısını boşarsa, ona boş kâğıt versin. Fakat ben size derim ki, zinadan başka bir sebeple karısını boşıyan adam onu zaniye eder ve kim boşanmış kadınla evlenirse, zina eder.»
«Ve İsevîler onu deniyerek gelip dediler: Her sebeple karısını boşamak caiz midir?
İsa cevap verip dedi: Başlangıçta yaratanın onlan erkek ve dişi yarattığını ve: «Bunun için insan babasını ve anasını bırakacak ve karısına yapışacaktır ve ikisi bir beden olacaktır,» dediğini okumadınız mı?
Şöyle ki, onlar artık iki değil, artık bir bedendir.Tarihte Boşanma Allah’ın birleştirdiğini insan ayırmasın.
Onlar İsa’ya dediler: Öyle ise, Musa niçin bir boş kâğıdı vermeyi ve kadını boşamayı emretti.
İsa onlara dedi ki: Yüreklerinizin katılığından ötürü karılarınızı boşamanıza Musa müsaade etti; fakat başlangıçta böyle olmamıştır.
Ve ben size derim: Kim zinadan ötürü olmayıp karısını boşar ve başkası ile evlenirse, zina eder; boşanmış olanla da evlenen zina eder.
Şakirtler İsa’ya dediler: Eğer erkeğin, karısı ile hali böyle ise, evlenmek iyi değil.
Fakat İsa onlara dedi: Bütün adamlar bu sözü kabul edemez. Ancak kendilerine verilmiş olanlar kabul edebilir. Çünkü, anadan doğma hadım vardır; ve insanlar tarafından yapılmış hadım vardır, göklerin uıelekûtu uğrunda kendilerini hadım edenler de vardır. Bunu kabul edebilen etsin.»
«Fakat evli olanlara ben değil, ancak Rab emrediyor: Karı kocasından ayrılmasın (fakat eğer ayrılırsa da, kocasız kalsın, yahut kocası ile barışsın) ve koca karısını bırakmasın.»
Incil’de evliliğe ve boşanmaya ait ve özellikle hukuka girmeyen arızî mülâhazalardan başka bir şey mevcut değildir. Bunun için de Hıristiyanlar çeşitli kanunlar yapmış ve ayn ayrı uygulamalar ortaya koymuşlar ve böy lece de İncil muharref olmuştur.

