Tag Archives: krnkrklm1

Eyyam-ı Bîyz veya Her Aydan Üç Gün Oruç Tutmak Nedir?

Her ay üç gün oruç tutmak, Resulüllah’ın güzel âdetlerindendir. Oruç tutulan bu günlerin kamerî ayın 13, 14, 15. günlerinde olması daha faziletlidir. İşte bu günlere “eyyam-ı biyz” denilir. Bu ismin verilme sebebi, bu zaman dilimlerinde gecelerin ay, gündüzlerin de güneş ile aydınlatılmış olmasıdır. Bu günlerde tutulan oruçların sevabı, katlanmak suretiyle yıl boyu tutulan orucun sevabı… Read More »

Çalışan Kadının İzin Problemi

   Ailenin reisi koca olduğu için, kocanın izni olmadan kadının çalışması caiz ve mümkün değildir. Kadın, kendisi için meşru bir işte çalışmak ister, kocası da buna izin verirse problem yoktur. Netice olarak, müslüman bir kadın çalışmak için kocasından izin almış olsa bile, iş ve çalışma yerlerinde örtünemiyorsa, ibadetlerini kolaylıkla yerine getiremiyorsa, İslâm’ın halvet ve ihtilât… Read More »

Pazartesi-Perşembe Günlerinde Oruç Tutmak

Rasulü Ekrem (aleyhissalatu vesselâm) bazı zamanlarda ibadet ü ta- ata daha çok özen gösterir, diğer vakitlerdekinden daha hassas davranırdı. Hz. Aişe de bu mevzu ile alâkalı olarak: “Allah Rasulü, Pazartesi Perşembe günleri oruç tutmaya çokça özen gösterirdi.” buyurmaktadır. Allah Rasulü’nün hususiyle bu günlerde oruç tutmasının sebebi ise, bu günlerin insanların amellerinin Cenab-ı Hakk’a arz edildiği… Read More »

Çalışan Kadının İhtilat Problemi

    Dinimizde, birbirine yabancı kadın ve erkeklerin bir arada, senli benli yaşa­maları, beraber oynayıp eğlenmeleri, gülüşüp söyleşmeleri, yanyana oturmala­rı… sakıncalı bulunmuş ve bütün bunlar ihtilât terimi ile ifade edilmiştir. Türki­ye’de, ihtilât yasağına uygun bir ortam da yoktur.

Savm-ı Dâvûd

Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) farz orucun dışında nafile olarak tutulan en faziletli orucun Savm-ı Dâvûd olduğunu bildirmiştir: Abdullah b. Amr rivayet ediyor: “Resulüllah’a (aleyhissalatu vesselam) benim, yaşadığım müddetçe mutlaka geceleyin namaz kılacağım ve gündüzün oruç tutacağım, dediğimi haber vermişler. Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam), ‘Bunu sen mi söylüyorsun?’ diye sordu. Kendisine, evet, bunu ben söyledim ya… Read More »

Çalışan Kadının Halvet Problemi

    Dinimiz, evli olmayan ve aralarında nikah düşen kadın ile erkeğin, yanların­da üçüncü bir şahıs bulunmadığı zaman ve zeminlerde başbaşa kalmalarını, ay­nı odada bulunmalarını yasaklamıştır. Bununla hem tarafları korumuş, hem de başkalarının kötü zanlarda bulunmasına engel olmuştur. Türkiye’de, çalışan ve­ya çalışmak isteyen müslüman kadınlar için, bu sınırlamaya uygun bir ortam mevcut değildir. Erkeklerle bir… Read More »

Nafile Oruçlar

Diğer bir adı da tatavvu olan nafile, farz olmayan ibadetlerle Allah’a yaklaşmadır. Kudsî bir hadiste Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm), nafilenin önemini şu sözleriyle ifade buyurmuşlardır: “Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum nafilelerle bana yaklaşmaya devam eder. Nihayet ben onu severim. Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören… Read More »

Çalışan Kadının İbadetlerinde Problem

    Beş vakit namaz kılması için abdest alması gerekecek. Müslüman kadının iş yerlerinde abdest almaları ise hem orada erkeklerin bulunmaları sebebiyle, hem de başka sebeplerle mümkün olmayacaktır. Çünkü, hemen hemen bütün iş yer­lerinde kadınlar için abdest alıp namaz kılacakları bir yer mevcut değildir. Hay­di abdest aldı, bu sefer de namazını mesai saatine rastladığı için… Read More »

Bozulan Nafile Orucun Kazası

Prensip olarak başlanılan bir ibadeti özürsüz olarak bozmak haramdır. Çünkü başlanmış bir ibadeti devam edip bitirmek vacibdir. Ayet-i Kerîmede şöyle buyurulmaktadır: “..Başlanmış olan herhangi bir ameli bozacak bir fiilde bulunarak amellerinizi ibtal etmeyin” Başlanılan bir ibadetin tamamlanması esas olmakla birlikte, nafile olarak başlanılan namaz veya oruç gibi bir ibadet tamamlanmadan, herhangi bir sebepten dolayı bozulursa,… Read More »

Çalışan Kadının Örtünme Problemi

   Ne yazık ki müslüman kadınlar, kendi ülkelerinde inançları gereği örtün­dükleri için, okullardan kovulmakta, resmî kurumlarda çalışmalarına izin veril­memekte; hiçbir memuriyet alamamaktadır. Müslüman kadınlar, bu gibi görevlere alınsalar bile, bu defa da -kanunların ve düzenlemelerin eksiklikleri sebebiyle- İslâm’ın kurallarına, hükümlerine riâ­yet edememekle karşı karşıya kalmaktadırlar.