Sultandan Mal Almanın Şartları

By | 1 Ağustos 2014

feraceler

Sultandan Mal Almanın ŞartlarıSultandan Mal Almanın Şartları
Eğer sultan bir âlime, hayırlı işlere harcamak için mal, para gönderirse bu malın veya paranın belli bir sahibi olduğunu bilirse, harcaması elbette câiz değildir. Hattâ, almayıp, sahibine vermesini söylemesi lâzımdır. Sahibi ortada yoksa, âlimlerden bir kısmı boyla malı alıp, harcamayı men’eylemişlerdir. Bize göre, böyle mal alınır ve hayra sarfedilir. Bu sûretle onların elinden çıkıp, zulüm yapmalarına yardımcı olmaz. Hattâ fakirlerin rahatına sebep olur. Çünkü bu malın fakirlere verilmesi lâzımdır. Fakat bunda da üç şarta dikkat etmelidir.
BİRİNCİ ŞART: Bu malı almakla sultan, zaten benim malım
helâl idi, helâl olmasaydı almazdı, diye düşünmemelidir. Sultandan Mal Almanın Şartları Çünkü harama helâl demenin günahı ve zaran, bu malı dağıtmaktan hâsıl olacak iyilikten daha çoktur.
İKİNCİ ŞART: Aldığı malı dağıtacağım herkes bilmelidir. Yoksa ona uyup başkaları alır ve dağıtmazlar. Nitekim bazıları İmamı Şafiî’nin (radıyallahü anh) halifeden mal Iparal aldığını senet olarak gösteriyorlar, ama hepsini dağıttığından haberleri yoktur. Vehb b. Münebbih ve Tavus (rahmetullahi aleyhimâ) Haccâc’ın. kardeşinin yanına gittiler. Tavus, sabahlan soğuk oluyor, dedi. Emretti, Tavus’un omuzuna bir kaftan koydular. Tavus hem konuşuyor, hem kımıldanıyordu. Kaftan sırtından düşünceye kadar böyle devam etti. Haccâc’ın kardeşi bunu anladı ve kızdı. Dışan çıktıkları zaman, Vehb (rahmetullahi aleyh) Tavus’a (rahmetullahi aleyh) dedi ki: «Eğer kaftanı alıp, bir fakire verseydin, onu kızdırmaktan daha iyi olurdu». Tavus da, «Bir başkasının da bana uyup, onlardan mal alacağını, fakat benim ise onu fakire verdiğimi bilmeyeceğinden emin olamadım», dedi.
ÜÇÜNCÜ ŞART: Malını alıp dağıttığı için, zalime karşı kalbinde bir sevgi hâsıl olmamalıdır. Çünkü zalimleri sevmek büyük günahlara yol açar. Dinde müdâhaneye, gevşekliğe sebep olur, ölümüne veya azline üzülmeye sebep olur. Onun haşmet ve hükmünün çokluğuna sevinir. Bunun için Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Yâ Rabbi, hiçbir fâcire bana iyilik ettirme ki, kalbim ona meyletmesin, onu sevmesin» (*). Böyle söylemelerinin sebebi, kalbin zaruri olarak kendisine iyilik edene meyledeceği içindir. Allahü Teâlâ buyurur: «Zulüm edenlere meylet
meyiniz» (2). Zamanın halifesi, Mâlik ibn Dinâr’a on bin dirhem gümüş gönderdi. O da hepsini dağıtıp, bir dirhem ayırmadı. Mu hammed ibn Vâsi’ onu görünce, «Doğru söyle, bu gümüşler sebebiyle kalbinde ona bir meyil, bir eğilim hissettin mi?» dedi. «Evet», diye cevap verdi. Vâsi’ dedi ki: «Bundan korkuyordum. Nihayet, o malın fo paranın 1 kötülüğü tesirini sende icra eyledi».
Basra şehrinin büyüklerinden biri, sultan malı alıp, dağıtmıştı. Ona, «Ona karşı kalbinde bir sevginin doğacağından korkmuyor musun?», dediler. Buyurdu ki: «Bir kimse elimden tutup beni Cennete götürse, sonra günah işlese, ona düşman olurum, ona benim elimi tutturup Cennete sokturan için ona düşman olurum». Bir kimsede bu kuvvet varsa, sultanlardan mal alıp, dağıtmasında bir beis yoktur. Her şeyin doğrusunu Allahü Teâlâ daha iyi bilir.