Salli ve Barik Duaları Bize Ne Anlatıyor?

By | 1 Ağustos 2019

Biz, Allahümme Salli’ duasında Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’in şahsında Allah’ın varlığını ve birliğini anlatmak üzere mücadele eden bütün peygamberleri, peygamber ailelerini, yakınlarını, dostlarını ve ümmetlerini dua ile anıyoruz. Yani bu duayla, Hz. İbrahim’in ve Hz. Muhammed’in şahsında Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’in ümmetinin son ferdine kadar bütün geçmiş ve gelecek insanlık ailesini dua ile hatırlıyor; onların hepsini vefa ve sevgi ile kucaklıyoruz.
Allahümme Salli’ duasında “Allah’ım O’na salât et…” derken Rabbimize şöyle dua ediyoruz: “Yâ Rabbi Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’in şahsında bütün peygamberleri, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’i, onların ailelerini, yakınlarını ve ümmetlerini eksik ve kusurlardan temizle. Onlara rahmet et;
meleklerin dua ve istiğfarlarını onlara bol et, sonsuz nimetlerini onlara ihsan et.”
‘Allahümme Bank’ duasında “Allahümme Barik…” derken de Rabbimize şöyle dua ediyoruz: “Yâ Rabbi, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’in şahsında bütün peygamberleri, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’i, onların ailelerini, yakınlarını ve ümmetlerini mübarek kıl; onların üzerine İlâhî iyilik ve güzellikleri sabit ve devamlı eyle. Rabbim, onları daimî bir saadet ve yüce derecelere yükselt; onlara şeref ve yücelik adına verdiğin nimetleri arttır.”
Hülâsa, ‘Salli-Barik’ dualarında Rabbimize, “Hz. İbrahim’i bütün âlem için mübarek ve mukaddes kıldığın gibi Hz. Muhammed’i de bütün âlem için mübarek ve mukaddes kıl” diyerek niyaz ediyoruz.
“Bu dualarda Hz İbrahim niye anılıyor?” diye merak ediyorsak şayet, o, asırlar öncesinden Hz. Muhammed ümmetini vefa ve sevgi içerisinde anarak bize şöyle dua etmiştir: “Ey Rabbimiz, onlara içlerinden Senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder.” Bu nedenle Efendimiz, “Ben İbrahim’in duasıyım” demektedir. Ayrıca Hz. İbrahim’in “Benden sonra gelecek nesiller içinde iyilikle anılmamı nasip eyle” diye de niyazı bulunmaktadır. Hz. İbrahim ettiği bu dualarla, bize bir insanın dünya hayatı içinde hangi amaç için yaşaması gerektiğini öğretiyor.
İnsanoğlu, asırlar sonrasının insanlarına dua edecek, dua ile hizmet edebilecek zengin bir yüreği kazanmak için yaşamalıdır. İnsanoğlu, öyle hizmetler ve eserler bırakmak için dua etmeli ve çalışmalıdır ki, asırlar sonrasının insanlık ailesi de onu dua, saygı, vefa ve sevgi ile ansın. O, asırlar sonrası için dua etmeli, asırlar sonrasında yaşayan insanlık ailesinden dua alabilmelidir. Allah böyle bir saadeti hepimize yaşatsın. Hizmetlerimizi ve eserlerimizi yüce, kalıcı ve istifadeli kılsın.
‘Salli-Barik’ dualarında Allah’a verdikleri kulluk sözüne
sadık kalan bütün insanlık ailesi, birlik ve bütünlüğü yakalar. Sıdk; söz, fiil ve hareketlerde doğruluk manasına gelir. Aynı zamanda söz, fiil ve davranışlardaki tutarlılık, iç ve dışın birbirine uygunluğu da demektir.İç-dış bütünlüğü ve davranışsal tutarlılık, aynı amaç ve tevhid inancına sahip insanların bütünleşmesi manasında ‘Salli-Barik’ dualarında kıyamete kadar devam edecek manevî bir güçtür.
Bu bağlamda, İslâm’daki ibadetlerin ve duaların bir hedefi de, insanı ruhen ve bedenen sağlam tutmak, ruhî ve bedenî hastalıklara karşı korumaktır; hatta malının ‘sağlığını’ bile korumaktır. Çünkü namaz gibi bir ibadet abdest ve yıkanmayı ön şart kabul etmekle beden temizliğine; özellikle namaz, oruç ve hac, insanın ruh temizliğine; zekât ise bilhassa insanın malının temizliğine birer vasıtadır. Bu bakımdan dua ile beraber bütün ibadetleri de, bir terapi olarak tarif etmek mümkündür.