Muhammed’in(sas) hayatını bilmek, 0’nun (sas) yaşantısına ait detayları öğrenmek İslam dinini anlamanın en kısa yollarından biridir. 0’nu (sas) anlamak için de bu topraklara gelmek ve izinin tozuna yüz sürmek gerekir. Mekân mekân, olay olay o’na(sas) ait hatıraları, o hadiselerin geçtiği mekânlarda devşirmek icap ediyor. Bizler de o’nu(sas) anlamak adına bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu yolculuğa Peygamber Efendimiz’in(sas) doğumu ile şereflendirdiği şehir; Mekke ile başlayacağız.
Genelde bu yolculuğa çıkanlar başlangıç yeri olarak ya Mekke, ya da Medine’yi tercih ederler. Önce Medine’ye gelenler, Kâinatın efendisi’nin (sas) mübarek türbelerini ziyaret eder, Mescid-i Nebevî’sinde namaz kılar sonra Mekke’ye geçerler. Mekke’ye geçecekleri günün sabahında otellerinden ihramlı olarak çıkarlar. Çünkü Mikad sınırını ihramlı iken geçmeleri gerekmektedir. Erkeklerin hepsi beyaza bürünürler, kefenlenmiş bir kişinin son yolculuğuna uğurlanması gibi hazırlanırlar. Ağızlarda tekbir ve tehliller, içlerinde o güzel beldeye gidecek olmanın heyecanı, ağızlarında dualarla başlarlar Mekke yolculuğuna…
Tabii bu kutlu yolculuğa çıkıp boş da dönmemek lazımdır. Zaten genelde kimse boş dönmez. Herkes çantasını doldurarak döner. Ama valizler ne ile dolmaktadır? Muhammed İkbal; hacdan gelenlere, “Oralardan ne getirdiniz?” diye sorar. Teşbih, takke, seccade vb. cevaplar alınca da, “Keşke oralardan teşbih yerine Hz. Peygamber’in güzelliklerini, takke yerine Hz. Ebubekir’in sıdkını, seccade yerine Hz. Ömer’in adaletini, Hz. Osman’ın hilmini şefkatini getirebilseydiniz,” diyecektir.
Medine ile Mekke’nin arasındaki uzaklık, İstanbul ile Ankara arası kadardır. Yolculuğumuz yaklaşık 5 saat sürdü. Yolculuk başladıktan bir süre sonra Zülhuleyfe’de durduk. Çünkü burası Medine-Mekke arasındaki Mikad sınırı ve burada niyet edilerek umre namazı kılmıyor. Böyle hareket etmek Efendimiz’in(sas) sünnetidir.
Medine-Mekke arasında yok ama eğer Cidde üzerinden gelecek olsaydık, “Buradan sadece Müslümanlar geçebilir,” ya da “Müslüman olmayanlar yan yoldan ayrılsınlar,” tabelalarıyla karşılaşabilirdik. Çünkü Cidde’den bu mukaddes topraklara uzanan yolda gayrimüslimler belli bir mesafeden sonrasına giremiyorlar. Ayrıca yine aynı yol üzerinde dev bir Kur an-ı Kerim rahlesi var. Allah’ın yüce kelâmına tâbi olan herkes bunun altından geçer.
( ıdde’den Mekke’ye doğru ilerlerken coğrafyada da değişimler havlın O dümdüz kumluk arazi yerini kayalıklara bırakır. Yüksek dağlar ve yeşillikten yoksun, zor bir arazi yapısı vardır. Necip Fazıl, hac hatıralarında bu manzarayı görünce, “Allahu Teâlâ Mekke civarını tamamen kayalık bir halde yaratarak, buraya gelenlerin gönüllerini çevredeki hiçbir şeye kaptırmadan sadece kendisine yöneltmelerini istemiş,” diyor.
