Medine sokakları Hz. Muhammed’e(sas) ait nice iz ile süslü. Önünüze çıkacak herhangi bir mescidin adından yola çıkarak yüzyıllarca önceki bir hatırayı yakalamamanız mümkün değil. İşte onlardan bir tanesi, halk arasında farklı isimlerle anılan bir mescit. Buraya Abdurrahman bin Avf ya da Ebu Zer Gıfar! Mescidi diyenler var. Ama asıl adı: Secde Mescidi. Çünkü Kâinatın Efendisi(sas) burada uzun bir secde yapmış. Peygamber Efendimiz(sas) geceleri zaman zaman evinden dışarıya çıkar ve ıssız yerlere giderek Rabbine ibadet edermiş. Sahabeden bazıları da, “kendisine bir şey olur,”’ diye endişe ederek ö’nu(sas) gizlice takip edermiş.
Bir keresinde Peygamberimiz(sas) Medine dışına çıkarak bugün Secde Mescidi’nin olduğu yere gelmiş ve namaza durmuş. Arkasında da O’nu (sas) gizlice takip eden Abdurrahman bin Avftra) varmış. Peygamberimiz(sas0 secdeye gitmiş ama dakikalar geçtiği halde bir türlü doğrulmamış. Abdurrahman bin Avh”5 artık iyice endişelenmeye başladığı sırada Peygamberimiz(sas) başını kaldırıp selam vermiş ve arkasındaki kişinin kim olduğunu sormuş. Abdurrahman bin AvPra), “Benim ya Resulallah!” demiş.
Peygamberimiz(sas) gayet mütebessim bir haldeymiş. Sahabe bunun sebebini sorunca Peygamberimiz(sas) bu uzun secdesinin ’ sebebini anlatmış ve o secde sırasında kendisine, “Peygamberleri için salâvat getirenlere şefaat edileceği müjdesinin geldiğini,” haber vermiş. İşte bu nedenledir ki bu mevki yüzyıllarca secde mevkii olarak kalmış ve sonrasında buraya yaptırılan mescide de bu isim verilmiştir.
Secde Mescidi yeni bir yapıdır. Bugünkü cami binasının birkaç yıl önce yapıldığını, önceden bunun yerinde bir Osmanlı camiinin bulunduğunu öğreniyoruz. Böyle mübarek bir mekânda namaz kılmak, Peygamber Efendimiz(sas) gibi uzun secdeler yapmak ve ö’nun(sas) şefaatine nail olmak için çokça salâvat-ı şerife getirmek gerçekten çok anlamlı…
