Peygamber Efendmiz, İyi Bir Öğretmen Ve Eğitmendi

By | 1 Ağustos 2019

Peygamber Efendimiz İnsanî her özellikte olduğu gibi sevgide de dünyanın en güçlü insanıydı. Ve dünyamız O’nun bu gücünü agele edecek birini asla göremeyecektir.
Ego merkezli, menfaat maksatlı sözüm ona sevgiler, ucuz meta günümüzde. Bu eğreti sevgilerin hiçbir derde ilaç olmadığı ortada. Biz, O’nun bir gül kadar güzel, temiz; ruhumuza ve gönlümüze huzur verecek, yüzümüzü güldürecek ve de sevgiyi gerçek sevgi kılacak, gönlünden gelen ve karşılık beklemeyen sevgisine muhtacız bugün. Dünya, bu sevgiye ihtiyacını anladığı an aydınlık şafağına kavuşur ancak.
Örnek Alınması Gereken Bir Öğretmen
Yeryüzüne O’nun gibi bir Öğretmen gelmedi elbette, gelmeyecek de…
Dersini Yüce Allah’tan alıp insanlara anlatan ve öğreten bir Öğretmen.
Peygamber Efendimiz sadece anlatan değil, anlattığını yaşayan ve yaşatan bir Öğretmendi.
Özellikle yaşayışıyla ders veriyordu.
Ümmiydi, ama ders aldığı makam Yüceydi. Dersini vahiyle Allah’tan alıyordu. Onun adı KuBan’dı. Ders aldığı ikinci bir kitap vardı: Kainat kitabı. KuPan’ı, hayatıyla yaşatıyordu, kâinat kitabını ise çok iyi okuyordu.
Her dakikası dolu olan bir öğretmen ve eğitmendi. Ne tatili, ne de izni vardı. Özel zamanları dışında kalan tüm vaktini, Müslümanları eğitmeye, onlara dinleri ile ilgili bilgiler vermeye ve yetiştirmeye ayırmıştı. Hep onlarla iç içeydi. Çünkü onlardan görev bekliyordu. Görevlerini eksiksiz yerine getirebilmeleri için de bilgi sahibi olmaları gerekiyordu.
Çift yönlü bir Öğretmendi. Müslüman’ın nasıl oturup kalkması gerektiğini öğrettiği gibi, ebedi saadetin kapısını nasıl açabileceğinin yolunu da ders veriyor, gösteriyordu.
O’nun ne denli güçlü bir öğretmen olduğunu anlamak için devrini bilmek gerek.
Hani hiçbir şey bilmeyen insana “kara cahil” deriz ya, görev aldığı zamanki toplum, tam da “ kara cahil”ler ordusuydu. Bir elin parmaklan kadar olanları istisna tutarsak ne okumaları vardı, ne de yazmalan… En büyük cehaletleri ise kendilerini yaratan Allah’ı gerçek anlamda tanımamalan, bilmemeleri ve O’na putları ortak koşmalarıydı. Bu nedenle döneme “Cahiliye Dönemi” deniliyor…
Bildikleri ve yaptıkları; cansız putlara tapmak, hırsızlık, yol kesme, soygun, yoksulu ezme, adam öldürme, zina, içki, leş yeme, kan içme ve kadını insandan bile saymama…Ve bu zalim ve çirkin adetler adeta damarlarındaki kana karışmıştı…Sığındıkları tek güzellikleri olan şiirlerinde bile şairleri, nasıl adam soyduklarını, nasıl içki içtiklerini, kadına nasıl çirkin muamelede bulunduklarını anlatıyorlardı. Yani güzellik bildikleri şiiri de içeriğiyle kirletmişlerdi…
İbretli bulmuşumdur hep, bir çok olay gibi aktaracağım olayı da. İnsanların alışkanlıklarını kolay kolay değiştiremeyeceklerini, hatta alışkanlığı uğruna bazen ona huzur verecek bir inanca bile çok yaklaşmışken geri çekildiğini. Hem o dönem insanının karakteri konusunda da bir fikir edinmeniz için anlatacağım.