Peygamber Efendimizin, Ağaca “Gel!” Demesiyle Ağacın Hareket Etmesi

By | 1 Ağustos 2019

Bir keresinde de Peygamber Efendimiz henüz Mekke’de ı ken ünlü bir pehlivan olan Rükâne’yi iman etmeye çağırmıştı. Rükâne, Efendimizin davetine olumlu cevap vermeyince, bu kez:
– İster misin güreşelim, demişti.
Rükâne, gülerek:
– Benimle mi?
– Evet, seninle… Ama bir şartla..
– Nedir şartın?
– Seni yıkarsam, iman etmeni istiyorum.
Rükâne, teklifini tereddütsüz kabul etmiş ve üç kez tuttukları güreşte Peygamber Efendimiz, onun sırtını yere getirmişti. Rükâne, üzülmüş ve şaşırmıştı. Sırtı üç kez yere gelmişti, ama yine de sözünde durmamıştı.
Peygamber Efendimiz bu sefer:
– Rükâne, demişti. İman edeceğine söz vermiştin. Sözünde durmadın. Sadece “şaşırdım doğrusu” demekle yetindin. Ama bundan daha şaşılacak olanı da var. Onu da görmek ister misin?
– Nedir o, diye sormuştu Rükâne.
O zaman Peygamber Efendimiz, az ötede bulunan bir ağacı işaret etti.
– Şu dikenli ağaç var ya… Çağırayım onu, yanıma gelsin de gör!
Rükâne heyecan ve biraz da korkuyla:
– Haydi çağır… gelsin de göreyim!
Peygamber Efendimiz ağaca:
– Alah’m izniyle yanıma gel, diye seslendi.
Ağaç, kumandanından emir alan bir asker gibi, yeri yara yara gelip önünde durdu.
Gözleri fal taşı gibi açıldı Rükâne’nin.
– Ey Muhammed! dedi hayretle. Doğrusu ben hayatımda
böyle bir sihir görmedim!
Ardından da:
— Ağacın tekrar geri gitmesini sağlayabilir misin? diye sordu.
Efendimiz, gülümseyerek ağaca seslendi:
— Allah’ın emriyle yerine dön!
Ağaç tekrar yeri yara yara yerine döndü.
Rükâne, hayretler içinde bir ağaca, bir Efendimize bakıp durdu öylece.
Efendimiz, Rükâne’nin korkudan sararmış yüzüne bakıp:
— Hâlâ iman etmeyecek misin? dedi.
Rükâne’nin imana niyeti yoktu. Küstah bir ses tonuyla:
— Hayır, dedi. İnanmayacağım. Şüphesiz sen büyük bir sihirbazsın!
Peygamber Efendimiz, onun yüzüne acıyarak baktı tekrar ve:
— Yazıklar olsun sana! dedi sadece.31 Ardından da Müslümanlarla yoluna devam etti.
Gerçeği kabul etmek istemeyenler, her zaman kendilerini teselli etmek için saçma sapan şeylerin arkasına sığınırlar. Tıpkı Rükâne’nin gözleriyle gördüğü bir mu’cizeye “sihir” dediği gibi.
Akıllı geçinen ve gücüyle gurur duyan Rükâne iman etmemişti. Ama ruhsuz kuru ağaç Peygamber Efendimizin sözünü Allah’ın izniyle dinleyip Peygamberliğini doğrulamıştı.
İnsanların, O’nu (sav) tanımaması ne kadar da acı ve ibretli değil mi