Orucun Hakikati Ve Rûhu
Oruç üç derecedir: Avam orucu, havas orucu (seçilmişlerin orucul ve seçilmişlerin seçilmişlerinin orucu. Avamın orucu anlat tığımızdır. Bundan maksat da yememek, içmemek ve cimâ’ etmemektir. Bu da en aşağı derecedir.
Seçilmişlerin seçilmişlerine mahsus olan oruç, en yüksek derecedir. Bu derecedeki oruç, kalbini Allahü Teâlâ’dan başka her şeyi düşünmekten korumak ve bütün varlığını Allahü Teâlâ’ya vermektir. Ondan gayri olan her şeyden, zâhirde ve bâtında, oruçlu olmaktır. Allahü Teâlâ’nın birliğinden ve bununla alâkalı şeylerden başka her ne düşünürse, orucu bozulur. Dünya için düşündüğü birşey mübâh da olsa orucu bozulur. Ancak, din içinde yardımcı olan dünya işi, dünyadan sayılmadığı için bozmaz. Hattâ demişlerdir ki, eğer gündüzün, akşama orucu ne ile açacağını düşünse, ona bir günah yazılır. Çünkü bu hareketi. Allahü Teâlâ’mn kendisine vereceğine söz verdiği nzık hakkında tam itminan sahibi olmadığını gösterir. Bu, evliyanın ve sıddıkların derecesidir. Orucun Hakikati Ve Rûhu Herkes bunun zirvesine ulaşamaz.
Havassın Iseçilmişlerini orucu ise âzalarını, kötü ve günah olan şeylerden korumaktır. Yalnız yememek, içmemek ve cimâ’ etmemek ile yetinmez. Bu orucun tamamı altı şeyle olur:
1 — Gözü korumak: Kendini, Allahü Teâlâ’yı düşünmekten alıkoyacak her şeyden korumalıdır. Bilhassa şehveti tahrik eden şeylerden. Çünkü Peygamber Efendimiz buyurur: «Gözün bakışı, zehirle su verilmiş şeytanın oklarından bir oktur. AİJah korkusundan bundan sakınana iman mükâfatı verilir. Kalbinde iman tatlılığı bulur». Enes (radıyallahü anh) bildiriyor: Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Beş şey orucu bozar« Yalan, gıybet, söz taşımak, yalan yere yemin ve şehvetle bakmak».
2 — Dilini lüzumsuz ve ihtiyaç olmayan şeylerden korumaktır. Ya susmalı, ya Kur’ânı Kerim okumakla meşgul olmalıdır. Münazara ve mugalâta, zararlı lüzumsuz sözlere girer. Fakat, gıybet etmek ve yalan söylemek, âlimlerden bazılarının mezhebine göre, avamın orucunu da bozar.
İki kadın oruçlu idiler. Orucun Hakikati Ve Rûhu Susuzluktan ölecek gibi oldular. Peygamber Efendimizden (sallâllahü aleyhi ve sellem) oruçlarını açmak için izin istediler. Onlara bir çanak gönderdi ve buna kussunlar buyurdu. Her ikisinin de boğazından siyah kan parçası geldi. Orada bulunanlar şaşırdılar. Peygamber (sallâllahü aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurdu: «Bu İki kadın, Allahü Teâlâ’nm helâl kıldığı şeylerden oruç tuttular, sakındılar, haram ettiği İle oruçlarını açtılar. Gıybetle uğraştılar. Boğazlarından gelen de, yedikleri insanların etleridir!»
3 — Kulağını korumalıdır. Çünkü söylenmesi zararlı olan şeyi dinlemek de zararlıdır. Dinleyen; günahta, yalanda, gıybette ve diğer şeylerde söyleyene ortak olur.
4 — Elini, ayağını ve bütün uzuvlarını günahlardan korumalıdır. Oruç tutup da, kötülüklerden kaçınmayan, perhizden kaçınıp zehir içen hasta gibidir. Çünkü günah zehirdir. Yemek gda dır ama, çok yenirse zararlı olur. Fakat aslında zararlı değildir. Bunun için Peygamber Efendimiz, (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Birçok oruç tutanlar vardır kİ, oruçtan nasibleri açlık ve susuzluktan başka bir şey değildir».
5 — İftar vaktinde haram ve şüpheli şeyleri yememelidir. Hâlis helalden bile çok yememelidir. Gündüzün kaçırdığını gece tedarik edenin maksadı nasıl hâsıl olur? Çünkü oruçtan maksad; şehvetleri. arzulan zayıflatmaktır. İki vakitlik yemeği bir vakitte yemek şehveti artınr, isteği çoğaltır. Hele çeşit çeşit yemek yapıyorlar! Mide boş olmayınca, kalb nasıl sâf ve berrak olur? Sünnet olan gündüzün fazla uyumamak ve açlığın tesirini kendinde bulmaktır. Gece çok yerse, hemen uykuya dalar. Ve gece namazını kılamaz. Bunun için Peygamber Efendimiz buyurdu: «Dolu olan kaplardan, Allahü Teâlâ’mn mideden daha çok düşman olduğu dolu bir kap yoktur».
6 — İftardan sonra kalbi, korku ile ümid Ihavf ve recâl arasında olmalıdır. Çünkü orucunun kabul edilip edilmeyeceğini bilemez.
Hasanı Basrî (rahmetullah) bayram günü gülüp oynayan bir kısım insanlara rastladı. Buyurdu ki: «Allahü Teâlâ, Ramazan ayını kullarının kendisine ibadette daha çok ve daha ilerisini arayacakları bir meydan yaptı. Bir kısmı ileri gitti, bir kısmı geri kaldı. Gülenlere ve hâllerinin, işlerinin hakikatini bilmeyenlere çok şaşılır! Allahü ‘feâlâ’ya yemin ederim ki, eğer Allahü Teâlâ yaptıkları işlerin önünden perdeyi kaldırsa, hakikati gösterse, makbûller kendi neş’esiyle meşgul olur, reddolunanlar yas tutarlar ve hiç kimse oyun ve eğlence ile meşgul olmaz».
O hâlde, bu anlattıklarımızdan anlaşılmış oluyor ki, yemek yemeyip, su içmeyip oruç tutmakla iktifa edenin orucu ruhsuz bir suret olur. Orucun hakikati ise kendini meleklere benzetmektir. Çünkü meleklerde hiç şehvet yoktur. Hayvanlarda ise şehvet galibtir. Bunun için meleklerden uzak oldular. Şehveti galib olan kimse hayvanlar seviyesindedir. Şehveti azalınca meleklere benzer. Bu sebeple meleklere yakın olur. Yakınlık sıfat bakımındandır, yer bakımından değil. Melekler ise Allahü Teâlâ’ya yakındır. O hâlde o insan da, Allahü Teâlâ’ya yakın olur. Akşam hazırlığına koyulur ve bütün istediklerini hazırlarsa, şehveti kuvvetlenir, azalmaz ve orucun rûhu ele geçmez.

