Namazın Dış Görünüşü
Namazın dışı beden gibidir. Bir de, hakikati ve özü vardır ki, buna namazın ruhu denir. Biz önce namazın zahirini, dış görünüşünü anlatacağız. En önce yapılacak şey, bedenini ve elbisesini temizledikten, yâni abdest aldıktan ve avret yerini örttükten sonra, temiz bir yerde durmak, yüzünü kıbleye çevirmek, iki ayak arasında dört parmak kadar bir aralık bulundurmak, sırtını dik tutmak, başını önüne eğmek ve gözünü secde edeceği yerden ayırmamaktır.
Ayakta durunca. Kul eûzü birabbi’n nâsi… sûresini okur. Bunu okumaktan maksat şeytanı kendinden uzaklaştırmaktır. Namazın Dış Görünüşü Sonra kendisine bir kimsenin uyması mümkün olacaksa, ezan okur. Yoksa kâmet getirir. Kalbden niyetle hazırlanır ve kalb ile der ki: Allah rızası için bugünün öğle namazının farzını edâ ediyorum. Kalbinde bu mânâ hazır olunca, elini kulaklarına kadar kaldırır. Parmak uçları kulak hizasına gelir ve baş parmağın ucunu kulağının yumuşaklığına değdirir. Avucu omuzlar hizasına getirir. Bu hâlde iken Allahü Ekber der. Sonra ellerini göğsünün altında bağlar. [Hanefi mezhebinde eller göbek altında bağlanır J. Sağ eli, sol elin üzerine koyar. Şahâdet ve orta parmağını, sol elin bileğinin üstüne koyup, diğer parmaklan ile bileği kavrar. Namazın Dış Görünüşü Ellerini kendi hâline bırakmayıp göğse, yâni göğsün altına getirir. Doğrusu da budur. Kollannı yanlara salıvermez, taşırmaz ve bir tarafa getirmez.
Allahü Ekber derken, mübalâğa etmez. Şöyle ki: Allah kelimesinden sonra bir vav (u), ekber kelimesinde be’den sonra bir elif (a) söylememelidir. Yoksa Allahuu ekbâr söylemiş olur. Bütün bunlar vesvese edenlerin ve cahillerin işidir. Namazın dışında, mübalâğasız ve kendini sıkmadan söylediği gibi, namazda da söylemelidir. Ellerini bağlayınca, Allahü Ekber kebıran, ve’lhamdüllllâhi kesi ran ve sübhânallahi bükraten ve esılâ der, sonra; İnnî veccehtü… (*) âyeti kerimesini okur. Bundan sonra, Sübhânekâllahümme ve bi hamdike, ve tebârekesmüke, ve Teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe gayrük der. IMânâsi: Ey benim Rabbim! Sen, şükrünü yerine getirebilmemden çok uzaksın. İsmin mübarektir. Büyüklüğün her büyüklükten daha yüksektir. Senden başka mâbud yokturl. Bu, bütün mezheb lerde ve rivayetlerde böyledir. Sonra, «Eûzü billahi mineşşeytanir racim, innallâhe hüve’ssemîu’lâlîm», deyip Bismillâhirraîımanir rahîm der. Sonra Fatiha sûresini lElham’ıl okur. Uzatma ve şeddelerine dikkat eder. Okurken, harflere bozulacak kadar basmaz. «Dad» ile «zı» yı birbirinden ayırır. Eğer yapamıyorsa câiz olur. Fâ tihayı bitirince Âmin der. Sûrenin sonuna bitişik olarak okumaz. Sûreden az sonra söyler. Sonra bir başka sûre veya Kur’ânı Ke rim’den dilediği yeri okur.
İmama uymuş değilse, sabah, akşam ve yatsı namazının farzlarında ilk iki rekâtta yüksek sesle okur.

