Kötülükle Savaş
Şimdi Peygamber Efendimizi dinleyelim:
Müslüman kötülükle savaşmak ve yapabiliyorsa onu eliyle değiştirmeli,
Buna gücü yetmiyorsa kötülüğü diliyle önlemeli.
Onu da yapamıyorsa, hiç değilse kötülükten nefret etmelidir. Bu kadarcık bir çaba zayıf bir imanın, ama MÜ’mün bir adamın varlığnı gösterir.
Kötülüğe karşı eliyle, diliyle ve kalbiyle savaş vermeyen bir kimsede hardal tanesi kadar bile iman yoktur.
Bu hadis-i şeriflerden çıkaracağımız sonuç şudur:
İyiyi, kötüden ayırt etme, iyiyi benimseyip kötüden nefret etmeyeceğini kaybeden kimse yaşayan ölüden farksızdır.
Peygamber Efendimiz Müslümanların, hiç kimsenin kınamasından korkmadan her yerde doğruyu söylemelerini isterdi.
Bir gün, iyiliği hatırlatıp kötülüğe engel olma konusunu anlatıyordu. Bunu şöyle bir örnekle açıkladı:
Gemi yolcuları alt ve üst katlara yerleştiler. Geminin alt katında seyahat edenler, “Su İhtiyacımızı sağlamak İçin iki de bir yukarı çıkıyor,
Üsttekiler؛ rahatsız ediyoruz. Geminin tabanında bir delik açıp suyu oradan alalım” diye konuştular.
Bu durumda üst kattakiler onlara engel olmazsa, hepsi birden boğulup gider. Eğer onlara gemiyi delmenin yanlış olduğunu anlatırlarsa,
Hem kendilerini hem ötekilerini boğulmaktan kurtarırlar.
