Korku ve Ümit Arasında Yaşamalı
Allah’ın gazabı ne kadar çoksa, merhameti de o kadar geniştir.
Eğer bir mü’min. Efendimizin buyurduğu gibi, İlâhî azabın korkunçluğunu bilseydi, cennet ümidine kapılmazdı.
Bir kafir de İlâhî rahmetin ne kadar kuşatıcı olduğunu bilseydi, cennetten ümidini kesmezdi.”
İşte bu korku ile ümit dengesini sağlamak, diğer bir ifadeyle, havf ile recâ arasında yaşamak çok önemlidir, iyi kulların yaptığı gibi Allah’a, hem korkarak hem de ümitlenerek dua etmeli, Allah’ın rahmetinin iyilik eden ve İşini güzel yapanlara yakın olduğunu bilmelidir.
Cambazın ipin üzerinde kalabilmek İçin elindeki sopayla dengesini sağlaması gibi, insan da korku ve ümit duygularıyla dünya-ahiret-cennet-cehennem dengesini sağlamaya çalışmalıdır.
Hiç kimse, hatta peygamberler bile Allah’ın rahmeti ve yardımı olmadan sadece iyilikleri, ibadetleri sayesinde cennete giremez.14 Herkes bu hadîs-i şerifi göz önünde bulundurmalı ve kendisini kesin bir güvencede görmemelidir.
Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, bir kimse hayatı boyunca hep cennetliklerin yaptığı İşleri yapsa, kendisi ile cennet arasında azıcık bir mesafe kalsa, İlâhî takdir gereğince cehennemliklerin yaptığı İşleri yapıp cehenneme girebilir.
Bunun aksi de söz konusudur. Her zaman cehennemliklerin yaptığı İşleri yapan, kendisiyle cehennem arasında azıcık bir mesafe kalan kimse, İlâhî takdir gereğince cennetliklerin yaptığı İşleri yapıp cennete girebilir.
İşte bu gerçeği unutmamalı korku ile ümit arasında dengeli bir hayat sürmelidir.
