Kavgalardaki sınır, çocuklardan birinin ‘sinmesi, ezilmesi’ ve kendini savunamaz hale gelmesi halini alıyorsa, burada müdahale edilmelidir. Buradaki ezilme, fizik zoru olabileceği gibi, söz ile de olabilir. Aşağılama, küçük düşürme, alaya alma gibi davranışlar müdahaleyi gerektirir, asla taviz verilmemelidir.
Müdahale tarzı nasıl olmalı, diye değerlendirecek olursak:
Ebeveynler kardeş kavgalarına genellikle baskı ve zorlama ile müdahalede bulunuyorlar. Halbuki baskı, zorlama, tehdit ile kardeşler arasına girmek, kardeşlerin birbiri ile yaşayacağı olumsuzluktan daha çok yıkıcı olur.
• “Niye kavga ettiniz bakayım? Gel buraya ne yapıyorsun şimdi sen?
Sen çekil bakayım kenara!” tarzındaki ifadeler oldukça yanlıştır.
Doğru müdahale;
(1)Eğer sözel bir aşağılama, argo konuşma, alaya alma varsa
Ebeveyn böylesi bir sözü duyduğunda asla taviz vermeden; “Kardeşine bu şekilde konuşman doğru değil. Bu söz, aşağılayıcı bir sözdür. Bir daha bu sözü kullanma!” diyerek, durumu net ifade etmelidir. Bu konuda asla taviz verilmez. Yeniden kullanmaya kalkarsa, ebeveyn biraz daha ciddi ve kararlı bir duruş ile “Bu sözü bir daha kullanma, bu söz doğru bir söz değil” diye net ifade etmeye devam etmelidir.
Ebeveynin ses tonu baskı oluşturucu değil, fakat kararlı tonda, vurgulayıcı olmalıdır. Bu kararlılığı vücut dili de desteklemelidir. Vücut dili kızgın, sert ve saldırgan değil, ama dik ve kararlı duruş içinde olmalıdır. Çocuğun yüzüne parmak sallayarak değil, eller göğüs hizasında kelebek şeklinde bağlanarak ifade edilmelidir. Ebeveynin bu duruşu, “Bu konuda diyaloga kapalıyım, itiraz kabul etmeden bu davranışı yapmanı istiyorum” olarak algılanır.
(2) Eğer kavga fiziksel bir şekle dönüşmüşse
Önce çocuklar ayırt edilip sakince bir yere oturtulmalıdır. Ebeveyn de çocukların arasında bir yere oturmalıdır. Çocuklar fiziksel olarak ayrıldıkları halde sözel olarak hâlâ bir şeyler söylüyorlar ise, bu sözler aşağılama ifade etmedikçe istedikleri kadar birbirlerine kızmalarına, tepki vermelerine izin verilmelidir. Çocuklar birbirlerine kızgınlıklarını ifade ederek boşaldıktan sonra; “Evet, öğrenmek istiyorum, ne oldu burada?” diye bir soru ile başlanılır konuşmaya.
Çocukların ikisi aynı anda konuşursa, kendini ifade etmekte zorluk çeken çocuğa izin verilir. Diğerine “Bir dakika, önce ben kardeşini dinlemek istiyorum, daha sonra seni dinleyeceğim” diyerek el ile de “Dur” işareti gösterilerek, diğer çocuk durdurulur. Kardeşi konuşurken müdahale etmek istese de “Bir dakika, kardeşinin konuşması henüz bitmedi, bittiğinde seni de dinleyeceğim” diyerek biri konuşurken diğerine izin verilmemelidir. Konuşmasını tam olarak bitiren kardeşten sonra, “Şimdi de sen anlatır mısın, ne oldu burada?” denilerek diğer kardeşe dönülür.
Burada dikkat edilecek olan şey, bir kardeşin anlattığı olayı, diğerine dönüp “Öyle mi, sen mi başlattın?” gibi sorguya dönüştürmeden devam etmektir. Birinin söylediği doğrunun hesabı diğerinden sorulmaz.
(3) Kardeş kavgasında asıl olan şey doğru veya yanlışın kimde olduğunu bulmak değil, hangi davranışta olduğuna karar vermektir.
Dolayısı ile, bir kavgada çocuklardan biri hiçbir zaman mutlak haklı olamaz, her ikisinde de yanlış davranışlar olabilir. Çocuklardan her ikisinde de hangi davranışın yanlış olduğu ifade edildikten sonra, “Ben olsaydım kavga etmek yerine, şöyle çözüm bulurdum” denilerek çocuklara yol gösterici olunmalı.
Bu yol göstericilikten sonra da çocukların bu tartışma veya kavgada hangi davranışları güzel idi ise, onlardan da bahsetmeli. Örneğin; “Kardeşin sana tükürdüğü halde sen ona tükürmedin, bu güzel bir davranıştı aferin Ahmet” diyerek doğru davranışlara da vurgu yapılmalıdır.
