Kalbin Hazır Olması İçin Çare
Namazda kalbin gafleti iki sebeple olur. Biri zâhir, biri de bâtın ile alâkalıdır. Zahiri olan gaflet şöyledir: Namaz kıldığı yerde kalbini meşgul edecek bir şey görmesi veya bir ses duymasıdır. Kalb de göze ve kulağa tâbidir. Bunun çaresi, hiç ses olmayan bir yerde namaz kılmaktır. Eğer orası karanlık olursa daha iyi olur. Göz de bir yere takılmaktan kurtulur. Birçok zâhidler ve âbidler kendilerine küçük ve karanlık bir oda yaparlar. Çünkü açık, rahat yerde kalb daha çok dağılır. İbn Ömer (radıyallahü anhüma) namaz kılacağı zaman, gözü takılmaması için kılıcı, kitabı ve örtüyü önünden kaldırırdı.
İkinci gaflet sebebi bâtınidir. Bu da düşünce ve hayâllerin dağılmasıdır. Bu ise daha zor ve güçtür. Kalbin Hazır Olması İçin Çare Bu da iki şekilde olur.
Biri, kalbi bir zaman meşgul eden bir işten doğar. Bunun çaresi, önce işi yapmak, kalbini ondan ayırmak ve sonra namaza durmaktır. Bunun için Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Yemek hazır olunca ve namaz vakti ise, önce yemeği yeyiniz» (2). Bunun gibi, eğer bir kimseye bir söz söyleyeçekse, önce o sözü söylemeli, kalbi onu düşünmekten kurtarmalıdır.
Diğeri, kısa zamanda olmayacak şeylerde ve işlerde olur. Yahut da âdet olarak kalbi, çeşitli düşüncelerin kaplamasından meydana gelir. Bundan kurtuluş çaresi, kalbi, okuduğu Kur’ânı Kerim ve teşbihlerin mânâsım düşünmekle meşgul eylemektir. Onların mânâsını düşünür ve bu düşünce ile gafletten kurtulur. Bu da, düşünceler galib olmadığı zaman ve o işi isteme çok olmadığı zaman olur. Fakat çok isterse, mânâları düşünmek de o isteği gideremezse; bunun çaresi, müshil ilâcı almak ve bu hastalığa sebep olan maddeyi vücudunda tesirsiz hâle getirmektir. Bunun müshili (ilâcı 1 bu düşünceye hangi şeyin terki sebep olduysa onu söylemeli ve ondan kurtulmalıdır. Bunu yapmazsa, bu düşünceden aslâ kurtulamaz ve namazı daima kalbden konuşmalarla karışık olur. Bu, şuna benzer ki, bir kimse bir ağacın altında oturup, serçelerin seslerini duymak isterse, eline bir sopa alır ve kovar. Biraz sonra serçeler yine hemen o ağaca dolarlar. Kalbin Hazır Olması İçin Çare Eğer onlardan kurtulmak isterse, çaresi, ağacı kökünden kesmektir. Çünkü ağaç orada olduğu müddetçe kuşlar oraya gelir. Bunun gibi, arzular çok olunca, çeşit çeşit düşünceler ondan ayrılmaz.
Bunun içindir ki, Resûlüllah’a (sallâllahü aleyhi ve sellem) hediye olarak güzel bir elbise getirdiler. Üzerinde güzel nakışlar, süsler vardı. Namazda gözü bu nakışlara takıldı, namazı bitirince o elbiseyi sahibine verdi ve eski elbiseyi giydi. Nalinlerin üstüne yeni kayışlar bağlamışlardı. Namazda gözleri onlara dalınca, sökmelerini emretti ve eski kayışlı nalinlerini giydi. Bir gün yeni nalin yaptı. Onlara güzel olmuş gözüyle baktı. Secde etti ve buyurdu ki: «Bu bakışımdan dolayı Allahü Teâlâ’nın beni düşman tutmaması için secde ettim, yerlere kapandım». Dışarı çıktı ve ilk rastladığı dilenciye bunları verdi. Talha (radıyallahü anh) kendi hurma bahçesinde namaz kılıyordu. Ağaçlar arasında güzel bir kuş uçuyor, bir yol bulup çıkamıyordu. Kalbi ona daldı ve kaç rekât kıldığını unuttu. Sonra, Resûlüllah’ın (sallâllahü aleyhi ve sellem) huzuruna geldi ve kalbinden şikâyet eyledi. İşine kefaret olarak, o hurmalığı sadaka verdi. Selef böyle çok şeyler yapmışlar ve kalbi hazır bulundurmanın çaresi bunu bilmişlerdir.
Namazdan önce Allahü Teâlâ’yı hatırlamak kalbde galib gel miyorsa, namazda da kalbi hazır olmaz. Vâki’ olan düşüncelerden kalb, namazda da olsa kurtulamaz. Namazı kalb huzuru ile kılmak isteyenin, namaz dışında kalbine bir çare bulup onu düşüncelerden kurtarması lâzımdır. Bu da dünya meşguliyetlerini kendinden uzaklaştırmakla olur. Dünyada kendisine yetecek kadarına kanaatle olur. Bundan maksadı da rahat ibadet yapmak olmalıdır. Böyle olmayınca, kalb de hazır olmaz. Ancak namazın bazı kısımlarında huzurda olur. O zaman bol bol nafile namazı kılıp kalbi hazır eylemek lâzımdır. Böylece dört rekâtlık bir namazı kalb hazır olarak geçirmeyi elde eder. Çünkü nafileler farzların bağını çözer.

