Ömer b. Abdülaziz şöyle demiştir:
“Allah (celle celâiüh) bir veya birkaç kişinin işlediği günahlardan ötürü herkesi cezalandırmaz. Fakat ne zaman ki insanlar etraflarında işlenen günahlara karşı duyarsız ve şuursuz kalırsa, işte o zaman tümünü cezalandırır.”
Rivayet edildiğine göre; “Allah (celle celâiüh), Yuşâ’ b. Nûn’a (‘aleyhi’s-selâm),
– Ey Yûşâ’! Senin kavminin iyilerinden kırk bin kişiyi, şerlilerinden de altmış bin kişi helâk edeceğim, buyurdu. Yuşâ’ (‘aleyhi’s-selâm)
– Ey Rabbim! Onlar kötü kimseler; onların azaba müstahaktırlar. Ancak iyilerin suçu ne? diye sordu.
Allah (celle celâiüh) Yûşâ’ya (‘aleyhi’s-selâm) şöyle cevap verdi:
– O iyiler kötülerin yaptıklarına Allah için buğzetmiyor ve engel olmuyor; onlarla birlikte yiyip içiyorlardı. Onların azaba uğramaları bu sebeptendir.”
Ebû Hüreyre’nin (radıyallâhu ‘anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resûl-i Ekrem (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır:
“Kendiniz yapamıyorsanız dahi iyiliği emredin. Kendiniz sakınamıyorsanız dahi kötülükten sakındırın.’’
“İnsanlardan bazdan vardır ki, onlar hayra anahtar, şerre kilittirler. Bazı- ı ;iolan da vardır ki şerre anahtar, hayra kilittir. Allah Teâlâ’nm hayrın anahtarı alanın eline verdiği kimselere müjdeler olsun. Şerrin anahtarlannı elinde bulunduran kimselere de yazıklar olsun”

