İnsan Bu Dünyada Son Derece Âciz Ve Noksandır

By | 24 Temmuz 2014

hasema

İnsan Bu Dünyada Son Derece Âciz Ve NoksandırİNSAN BU DÜNYADA SON DERECE ÂCİZ VE NOKSANDIR
Buraya kadar anlatılanlardan, insanın kalb cevherinin kıymetini, âczini ve büyüklüğünü anladın. Şimdi bil kİ, bu kıymetli cevheri sana verdiler ve sonra seni onun üzerine örttüler! Onu aramaz,zayi eder ve onu unutursan çok aldanırsın ve büyük ziyanlara duçar olursun. Kalbini yeniden aramaya, dünya meşgalelerinden kurtulmaya ve onu kendi yüksek makamına ulaştırmaya gayret et. Onun şeref ve izzeti, öbür dünyada anlaşılacaktır. Üzüntüsüz neş’e, fenâsız bekâ, acısız kudret, şüphesiz mârifet ye Allahü Teâlâ’yı perdesiz görmek olacaktır.
Fakat, bu dünyada onun lyâni insanın) şerefi, kendisinde bulunan istidat ve liyakat ile hakikî şeref ve izzete kavuşmaktır. Yoksa, bugün ondan daha kusurlu ve zavallı kim vardır. Zira açlığın* susuzluğun, sıcaklığın, soğukluğun, hastalığın, ızdırabm, elemin, sıkıntının, hışmın ve hırsın esiri olmuştur. Rahatının ve lezzetinin bulunduğu şeyler, ona zarardır. Ona faydalı olanlar acı ve elemle karışıktır.
Aziz ve kıymetli olan kimse, ya ilim, ya kuvvet ve kudret, ya himmet ve irade, veyahut da yüzünün güzelliği ile kıymetli ve azizdir.
İnsanın İlmine bakarsan, ondan daha cahil kim vardır? Zira* eğer beyninde bir damar eğrilse, öleceğinden yahut delireceğinden korkulur. İNSAN BU DÜNYADA SON DERECE ÂCİZ VE NOKSANDIR İnsan ise, neden olduğunu ve ilâcının ne olduğunu bilemez. Belki de ilâcı yanındadır, onu daima görür, fakat bilmez.
Kuvvet ve kudretine bakarsan, ondan daha âciz kim vardır? Zira sinek ile boy ölçüşemez. Kendisine musallat olan sivrisineğin elinde helâk olur. Arı, iğnesini kendisine batırırsa, uyumaz ve huzursuz olur.
Himmetine bakarsan, bir dâng [yaklaşık olarak yarım graml gümüş veya altın kaybetse, hâli değişir ve üzülür. Açlık zamanında bir lokma verilmezse, bayılır kalır. O hâlde bundan aşağılık olur mu?
Yüzünün güzelliğine bakarsan, çöplük üzerine örtülmüş post gibidir. İki gün kendini yıkamazsa, yüzünde öyle bedlik ve çirkinlik olur ki, kendisinden tiksinir, fena bir koku hissedilir. Onun karnında taşıyıp hamallığını yaptığı ve günde birkaç defa eliyle yıkadığı pis kokulu kazurattan daha aşağı hangi şey vardır?
Bir gün Şeyh Ebû Saidi Ebü’lHayr (rahmetullahi aleyh) sofilerle beraber gidiyordu. İNSAN BU DÜNYADA SON DERECE ÂCİZ VE NOKSANDIR Bir ara, lâğım kuyusunu temizlemekle uğraşanların yanından geçiyorlardı. Yol necasetlenmiş, etraf pislik içerisinde idi. Sofiler burunlarını tutup, hepsi bir tarafa kaçtılar. Şeyh, olduğu yerde durdu ve şöyle söyledi: «Ey insanlar, bakınız bu pislikler bana ne söylüyor. Diyorlar ki, dün pazarda (nefis ve leziz yiyecekler şeklinde) idik. Hepiniz bizi ele geçirmek için, keselerinizi boşaltmıştınız. Bir geceden fazla sizinle kalmadık. Bu hâle geldik! Bizim mi sizden, yoksa sizin mi bizden kaçmanız yakışır?».
Hakikaten insan, bu dünyada noksanlık, âcizlik ve zavallılığın son noktasındadır. Pazara çıkarılma günü yarın olacaktır. Eğer kimyâyı saâdet kalb cevherine düşerse, hayvanlar seviyesinden melekler derecesine yükselir. Yok, eğer yüzünü dünyaya ve dünya arzularına dönerse, yann köpek ve domuzdan aşağı olur. Çünkü, onların hepsi toprak olacak ve elem çekmeyecektir. O ise azabda kalacaktır. Şerefini bildiği gibi, noksanlığını ve zavallılığını da bilmelidir. Bu sebepten dolayı kendini bilmek, Allahü Teâlâ’yı bilmek anahtarlarından bir anahtardır.
Kendini bilmek hususunda bu kadar kâfidir. Böyle bir kitapta söylediğimizden fazlasını anlatmak imkânsızdır. Ve billâhi’ttevfik. Muvaffakiyet Cenâbı Hak’tandır.