Allah’ın birliğini ve peygamber (s.a.v.) getirdiğini tasdik etmek imandır. Salih ameller işleyerek iman parlatılır ve iman kemale ulaşır. Allah-u Teâlâ Kur’an’da şöyle buyuruyor:
“Mü’minler Allah ve Rasûlüne iman ederler, Allah için mallan ve canlarıyla cihad ederler. Onlar imanlarında sadıktırlar.” (Hucurat/15) “Allah’a ahiret gününe, kitaplara, meleklere ve peygamberlere iman edenler, iyilik yapanlardır.” (Bakara/177)
Ahde vefa göstermenin önemine binaen yirmiye yakın hal ve özellik sayılmıştır. Sabır yanlız, bunlardan biridir…
Allah-u Teâlâ şöyle diyor:
“Allah, kendisine iman etmiş olanlara ilim vererek onların derecelerini artırmıştır.” (Mücadele/l 1)
“Fetihten önce Allah için cihad eden ve infak edenler diğerleriyle eşit değildir.” (Hadid/10)
“Onların dereceleri (mükafatları) Allah’ın katindadır. (Ali İm- ran/163)
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“İman çıplaktır, onun elbisesi takvadır.”
“İman yetmiş küsür mertebedir bunların en düşüğü yoldan insanlara eziyet veren taşı kaldırmaktır.”
Bu hadisler imanın kemalinin, takva ve salih amelle çok sıkı ilişkisinin olduğunun isbatıdır. Aynı zamanda, nifak ve gizli şirkin de imana zarar verdiği açıktır.
Yine Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“— Dört şeyi kendinde bulunduran halis münafıktır. Zira oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini müslüman saysa da o münafıktır.
1- Konuştuğu zaman yalan konuşan.
2- Vaad ettiği halde vaadim tutmayan.
3- Emanete hıyanet eden.
4- Dargın olduğu insanların kusurlarını şurda burda söyleyip yayan.
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ümmetimin münafıklarının çoğu kurralardır. (Kur’an okuyanlardır.)”
“Gizli şirk, ümmetime, sofa üzerinde yürüyen karıncanın yürüyüşünden daha gizlidir.”
Huzeyfe (r.a.) dedi ki:
“— Rasûlüllah (s.a.v.) zamanında bir kişi bir kelimeden dolayı ölünceye kadar münafık sayılırdı. Bugün ben o kelimeyi sizlerden on kere işitiriyo- rum!”
Bir alim şöyle dedi:
“— Münafıklığa en yakın kişi, kendini nifaktan çok uzak sanan kişidir.”
Huzeyfe (r.a.) dedi ki:
“Bugün münafıklar peygamber (s.a.v.) zamanından çok daha fazladır. Peygamber zamanında münafıklar, nifaklarım gizlerlerdi. Bugün ise açığa çıkarıyorlar. Gizli nifak, imanın doğruluğuna ve olgunlaşmasına engeldir. Nifaktan en uzak olan ondan en çok korkandır. Nifağa en yakın olan kendisini ondan uzak sanan kişidir.
Haşan Basri (k.s.)’ye denildi ki:
“— Artık zamanımızda münafık kalmadı!”
O şöyle cevap verdi:
“— Şayet bütün münafıklar ölseydi, yolda konuşacak kişi bulamazdım!”
Haşan Basri (k.s.):
“— Şayet münafıkların günahları yeryüzündeki bitkiler gibi büyüyüp, yayılsaydı, ayak basacak yer zor bulurduk!” dedi.
Bir kişi Haccac-ı Zalim hakkında konuşurken Abdullah ibni Ömer (r.a.) bunu işitti. Ona şöyle dedi:
“— Şayet Haccac-ı Zalim burada olsaydı, bunları işittiği halde konuşmana devam eder miydin?”
Adam:
“— Hayır!” dedi.
Hz. Ömer (r.a.)’in oğlu:
“— Biz Rasûlüllah (s.a.v.) zamanında bunları münafıklık kabul ederdik” dedi.
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim dünyada iki dilli (münafık) olursa, Allah’ta onu ahirette iki dilli (münafık) olarak haşr eder.”
‘İnsanların kötüsü insanlara karşı iki yüzlü davranan münafıklardır.”
Haşan Basri (k.s.)’ye, bir kısım insan, “Biz nifaktan korkmuyoruz” diye sordular. Onlara şu cevabı verdi:
“— Allah’a yemin ederim ki, nifaktan uzak olduğuma emin değilim. Zerre kadar nifaktan uzak olmak, bana oluklarla altın akmasından daha hayırlıdır!”
Yine Haşan Basri (k.s.) buyurdu:
“— Konuşmanın kalbe uymaması, âşikâr ile gizliliğin çekişmesi nifaktır!”
Birisi Huzeyfe (r.a.) dedi ki:
“— Ben münafık olmaktan korkuyorum.” Huzeyfe şöyle cevap verdi:
“— Şayet sen münafık olsaydın, nifaktan korkmazdın. Zira münafık kendisinde nifağın olmadığından emindir.”
İbni Ebi Müleyki (k.s.) dedi ki:
“Peygamber (s.a.v.) arkadaşlarından üçyüz kişiye (bir rivayete göre beşyüz kişi) ulaştım, hepsi de nifaktan korkuyorlardı.
Rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) ashabından bir grubla oturuyordu. Ashab bir kişiden, çok överek bahsettiler. Bu esnada adam yeni ab- dest almış, abdest suyunun damlacıkları yüzünden damlar halde çıka geldi. Ellerinde nalını ve yüzünde secde izi vardı. Sahabe Peygamber (s.a.v.) ey Allah’ın Elçisi sana anlattığımız kişi budur” dediler.
Peygamber (s.a.v.) dedi ki:
“— Allah için doğru söyle, buraya gelirken, “Bunların içinde benden hayırlısı yoktur” diye geçirdin mi geçirmedin mi?”
Adam şöyle cevap verdi:
“— Yemin ederim ki geçirdim.”
Peygamber (s.a.v.) şöyle dua etti:
“— Allah’ım bildiğim bilmediğim günahlarımı bağışla.”
Oradakiler:
“— Ey Allah’ın Elçisi korkuyor musun?”
Peygamber buyurdu ki:
“— Allah’ın iki parmağı arasında olan, istediği şekilde oynanan kalbe karşı beni ne emin kılabilir?”
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kıyamet günü nice hesap etmedikleri amelleri açığa çıkacaktır.” (Zümer/47)
Ayetin açıklamasında şöyle denildi. İyilik yaptıklarını sandıkları birçok amelin hepsi kötülüktür.
Sırrı Sakati (k.s.) dedi ki:
“— Şayet bir insan bir bahçeye girdiği zaman, bahçedeki her cins ağaçlar, kuşlar ve diğer bahçeyi süsleyenlerin hepsi aynı dille “Allah’ın selamı üzerine olsun,” ey Allah’ın veli kulu deseler ve o kişinin nefsi buna inansa, o canlıların esiri olur.”
İşte buna benzer hadis ve sözler çoktur. Münafıklığın ve gizli şirkin ne kadar ince ve tehlikeli olduğu açıktır. Hatta Hz. Ömer (r.a.) Huzeyfe (r.a.)’a kendisinde nifak alametinin olup olmadığını devamlı sorardı.
Süleyman Darani dedi ki:
“Bazı kumandanlardan işittiklerimi tenkit etmek istedim. Fakat beni öl- dürtmelerinden korkarak tenkitten vazgeçtim. Bunu yaparken ölümden değil, gönlüme nifak gelmesinden halkın, “hakkı koruma yolunda öldü!” demelerinin kalbime gelmesinden korkarak bundan vazgeçtim. Böyle bir halde insanlar arasında şöhret bulmak, imanın kemaline ve sıdkına aykırıdır.
İki çeşit nifak vardır:
1- İnsanı dinden çıkartarak küfre götüren, ebedi cehennemlik yapan nifak.
2- Uzun bir müddet cehennemde kalmasına sebep olan veya cennetteki derecesini ve sıdkını azaltıp sıddıklıktan alıkoyan nifak.

