Hz. Muhammed (sav) Medine’ye Hicret Etmişti

By | 1 Ağustos 2019

Hicret eden Müslümanlar, her şeylerini geride bırakmışlardı. Mekke’nin en zengini, Medine’nin en fakiri olmuştu.Gerçi Medineli Müslümanlar, onlara kucak açmış ve tüm ihtiyaçlarım karşılıyorlardı. Ama Peygamber Efendimiz bunu yeterli bulmamıştı. Aralarındaki bağı daha da güçlendirmek için onları aralarında kardeş yaptı. Bunu yaparken de kırkı kırk yararak yaptı. Kardeş yaptıklarının her birinin huyunu, sosyal durumunu göz önüne alarak gerçekleştirdi bu kardeşliği. Bu hareketi Müslümanlar arasında müthiş bir sosyal enerji meydana getirdi. Medineli Müslümanlarda mallarını kardeşleriyle paylaşacak kadar yüce bir fedakarlık duygusu gelişti. Mekkeli Müslümanları ise bu durum rahatlattı.
Bu fedakarlık duygusunu kazanan her bir Medineli
Müslüman, Mekkeli kardeşiyle aşını ve işini paylaşır olmuştu. Hatta fedakarlıkta daha da ileri gidenler vardı. Hz. Abdurrahman b. Avfa kardeş seçilen Sa’d b. Rebi’, ona şu teklifi yapacaktı:

– Kardeşim Abdurrahman! Ben, Medineli Müslümanların en zengini sayılırım. Artık malımın yarısı şenindir.
Fedakarlık ve cömertliğin böylesi ilk defa yaşanıyordu. Ama bu insanlara Peygamber Efendimiz öylesine bir ruh üflemişti ki, dünya malı onlar için sadece ahiret yurdunda yararlı olabilecekse önemliydi. Kabir kapısına kadar akıl ve gönül omuzlarında bir yük olarak taşınacak mal, onlar için bir hiçti.
Peygamber Efendimiz, onların dünyaya bakış açılarını da değiştirmişti.
Dünyanın ebed yurduna bakan yönüne bakmaya başlamışlar, tüm gayretlerini bu yöne yönlendirmişlerdi. Bu nedenledir ki Hazret-i Sa’d gibileri, Müslüman kardeşleriyle alınlannm teri olan mallarını severek bölüşme fazilet ve cömertliğini gösteriyorlardı.
Hazret-i Abdurrahman, Efendisinden (sav) dersini noksansız alanlardandı. Cömert, yiğit ve çalışkandı. Kardeşinin teklifine cevabı, teklif kadar anlamlı olmuştu.
– Kardeşim Sa’d! Allah sana malını hayırlı ve mübârek kılsın. Bana yapacağın en büyük iyilik, alışveriş yaptığınız çarşının yolunu göstermendir!54
Efendimiz, kardeş yaptıklarını inceden inceye dokumuştu dedik ya! İşte onlardan bir ikili de bunlardı. Biri vermek için çırpınan bir cömert, diğeri almamakta direnen bir doygun!
Ticarete başlayan Hazret-i Abdurrahman, Peygamber Efendimizin de duasının bereketiyle kısa zamanda kardeşi Sa’d’ı zenginlikte geride bırakacak duruma gelecekti. Öyle ki tek bir seferde yedi yüz deveyi yükleriyle beraber sadaka olarak dağıtabilecekti.
Vermesini bilene, Yüce Allah (cc) da veriyordu.