a) Hocanın Ahlaki Özellikleri
İbn Cemaa’ya göre, hareket ve davranışlarında ağırbaşlı, ölçülü, mutedil, yumuşak huylu ve mütevazı olması gereken hocada Allah korkusu ve Allah’tan gelene razı olma anlayışı huy haline gelmelidir. Keza o, sahip olduğu bilgiye uygun davranan ve peşin hüküm vermekten de kaçınan bir kimse olmalıdır.
b) Dini Özellikleri
İbn Cemaa, hocanın üstün ahlaki vasıflara sahip olması gerektiğini söyler. Ayrıca o, hocanın dini prensip ve kaideleri yerine getirmesini ve sahip olduğu bilgiye uygun davranmasını da belirtir. Çünkü hoca gerek okulda, gerekse cemiyette kendisine uyulan örnek şahsiyettir. Bu sebeple hocaların büyük bir sorumluluk taşıdığını belirtir. Şu halde hocalar, özelikle çocuklar tarafından taklit edildiklerinin şuurunda olmalı, hareket ve davranışlarını buna göre ayarlamalıdır.
Devamlı tövbe, ihlas, takva, sabır, rıza, kanaat, maddeye esir olmamak, tevekkül, tutumluluk’ kalp doğruluğu, hüsn-ü zan, hoşgörü, ihsan, şükür, güzel ahlak, hayâ, şefkat ve Allah sevgisi.
c) Mesleki Özellikleri
Kendini iyi yetiştirmesi gereken hocanın devamlı olarak bilgisini artırması, branşında yazılan eserleri ve eğitimle ilgili yenilikleri yakından takip etmesi gerekir. Çünkü yükselmeyen, yükseltmez.
Bununla beraber İbn Cemaa, kişinin kendini zorlamamasının esas olduğunu, gücünü aşan Bir şey yapmaması gereğine de dikkat çeker. Aksi takdirde, kendisinde çabuk yorulma, tembellik ve nefret gibi duyguların gelişeceğine işaret eder.
Meslektaşları ile bilgi alışverişinde bulunması gereken hocanın, gerektiğinde çocukları ile de karşılıklı yakıınlaşabileceğine dikkat çeken İbn Cemaa, Şafii ve İbn Hanbel’i örnek vererek, bilginin nereden ve kimden olduğunu bakılmaksızın alınması gerektiğini belirtir.
Ders dışında ilmi araştırmalar yapmak ve bilgi toplamak hocanın asli görevleri arasındadır. İbn Cemaa’ya göre, ilimde, branşında geri kalması, düşünme ve öğrenmeyi bırakması hocaya yakışmaz.
İlmi araştırmaların artırılmasından ve ilmin ilerlemesinden yana olduğunu gördüğümüz İbn Cemaa’ya göre hoca, ilimde belli bir mesafe kat ettikten ve branşının inceliklerine vakıf olduktan sonra eser yazmalıdır. Çünkü eser yazmak, kişiyi ebedileştirir.
Şu halde hoca (âlim), konular üzerinde düşünme, okuyup öğrenme ve araştırma ile meşgul olmalı, yeni bilgiler edinip, sahasında eserler yazmalı, konferanslar vermeli, sohbetler ve yorumlar yapmalıdır. Böylece bilgilerin gelecek nesillere ulaşmasına zemin hazırlamalıdır.
İbn Cemaa, hocanın örfe uygun ve kendine yakışan, uyumlu ve en güzel elbiselerini giyerek derse gelmesini ilme saygı olarak kabul eder. İmam Malik’in bu hususa büyük önem verip özen gösterdiğini, kürsüye oturarak ders verdiğini kaydeder. Çünkü şahsi cazibe ve görünüş çocuğu olumlu yönde etkiler.
