Herkes Osmanlı’yı Özlemle Anıyor

By | 1 Ağustos 2019

Mukaddes topraklara dünyanın dört bir yanından insan akıyor. Devasa cüssede bir Sudanlı ile ya da 1.40 boyunda bir Malezyalı yan yana ibadetle meşgul olabiliyorlar. Amerikalı bir Müslüman ile bir Yemenli, Habeşli bir zenci ile bembeyaz bir Bosnalı. Çeşit çeşit ve renk renk her bir Müslümanla oturup konuşabileceğiniz ortak konulardan biri de Osmanlı Tarihi. Hemen hepsinin vakıf olduğu bir konu var ki o da Osmanlı’nm Filistin konusundaki hassasiyeti.
Birgün bir Filistinli ile tanışıyorum. Bu zat üniversitede Osmanlı Tarihi üzerine çalışmış. Osmanlı deyince 50 yaşlarındaki Filistinli bir, “Âh” çekiyor ve II. Abdülhamid’den bahsedip, “O, Filistin’e sahip çıktı. Nice teklifler yaptılar kendisine ama o, bir insan elinin kolunun kesilmesine razı olur mu?” dedi ve, “Kudüs’ü ve çevresini vermedi” diye ekledi. Ben de kendisine Mehmed Âkif Ersoy’u tanıyıp tanımadığını soruyorum ve ardından İstiklâl Marşı şairimizin başından geçen acı bir hatırayı aktarıyorum:

1. Dünya Savaşı yılları… Almanya ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu müttefikimiz. Mehmed Âkif bir Necid Çöllerinde bir Balkanlarda vatanı için koşuşturmakla, içimize ekilmeye çalışılan ayrılık tohumlarını etkisiz hâle getirmekle meşgul. Avusturya’da Viyana şehrinde iken çanların aniden çalmaya başlamasıyla şaşırır ve, “Avusturya-Macaristan İmparatorluğu savaşta müttefikimiz. Bu vakit dışı çalan çanlar ile bir şeyi kutluyor gibiler. Onların zaferi bizim de zaferimiz anlamına geleceğine göre neyi kutladıklarını öğrenmeliyim,” diyor ve önüne gelen ilk AvusturyalIya çanların çalış sebebini soruyor. Avusturyalmm verdiği cevap Mehmed Âkifin âdeta kanını donduruyor. “İngiliz Generali Allenby dün Kudüs’e girdi. Onu kutluyoruz.” Halbuki o sırada biz, Almanlar ve AvusturyalIlar beraberce Ingilizlere karşı savaşıyoruz oysa onlar Kudüs’ün bizim elimizden Hıristiyanların eline geçişini kutluyorlar. İşte düşmanın aynı düşman olduğunun acı bir hatırası.
Bu mübarek topraklar gerçekten farklı coğrafyaların kaynaşma noktası olması hasebiyle de bir hayli ilginç yerler. Burada her devletten, milletten, soydan, renkten insanı bir arada görmeniz mümkün. Bir Hintli, Pakistanlı ya da Bangladeşli ile bir Doğu Türkistanlı,
Malezyalı, Mısırlı ya da Sudanlıyı birbirleriyle konuşmaya çalışırken görebilirsiniz. Sonradan Müslüman olmuş sarışın bir Avrupalı ya da Amerikalı ile siyahi bir Nijeryalının diyaloglarına şahit olabilirsiniz. Ama oralara gittiğinizde şunu muhakkak göreceksiniz, kendinizi ve ülkenizi tanıttığınızda size ayrı bir tavır sergileyecekler. Ya kızacak ya da iltifat edecekler. Çünkü oraya dünyanın dört bir yanından gelen her bilinçli insan Osmanlı misyonunu size yüklemektedir. Birazcık kendinizi tanıttığınızda, bu misyonun hakkını vermediğiniz için ya size tavır alacaklardır ya da bir an önce yüklenmeniz için sizi taltif edip teşvik etmeye çalışacaklardır.