Her Ümmet Bir Şefaatçi Arayacaktır

By | 18 Temmuz 2014

kuran

 

Namazı doğru kılmanın önemi nedirİbn Abbâs’ın (radıyallâhu ‘anhumâ) rivayet ettiği bir hadiste Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Benden önce yaşamış her peygamberin kabul olunan bir duası olmuş ve hepsi bu duasını dünyada iken kullanmıştır. Ben ise bu duamı, ümmetime şe­faat olarak ahirete sakladım. Dikkat edin! Ben âdemoğlunun efendisiyim, fa­kat bunda övünme yok Kıyamet günü yer yarılıp insanlar çıkmaya başlayaca­ğında ilk çıkacak olan benim; bunda övünme yok. Kıyamet günü Livâu’l-Hamd sancağı benim elimde olacaktır, bunda da övünme yok Âdem(‘aleyhi’s-selâm) ve insanlık bu sancağın altında toplanacaktır.

Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) anlatmaya şöyle devam etti:

O günün sıkıntısı ve kederi insanlar üzerinde iyice artamaya başlayınca, insanlar Âdem’in (‘aleyhi’s-selâm) yanma gelerek,

–         Ey beşeriyetin babası! Rabbinin katında bizim için şefaatçi ol da aramızda hükmetsin, derler. Hz. âdem (‘aleyhi’s-selâm),

–         O ben değilim. Çünkü ben yaptığım bir yanlış sebebiyle cennetten çıka­rıldım. Zira bu gün benim için nefsimden daha mühim bir şey yok. Nûh’a gi­din, çünkü o gönderilen Resûller arasında ilk nebi olandır, cevabını verir.

Nûh’un (‘aleyhi’s-selâm) yanına giderler, derler ki:

–         Rabbinin katında bizim için şefaatçi ol da aramızda hükmetsin, derler. NÛh (‘aleyhi’s-selâm),

–         O kişi ben değilim. Ben duamı, dünyada inanmayanların suda boğulma­ları için yaptım. Bu gün ben, sadece kendi nefsimle meşgulüm. Siz Allah’ın (celle celâiüh) Halil’i İbrahim’e (‘aleyhi’s-selâm) gidin, der. İnsanlar İbrahim’in (‘aleyhi’s- selâm) yanma giderler. Ona,

–         Rabbinden, hakkımızda şefaatte bulun da aramızda hükmetsin, derler. İbrahim (‘aleyhi’s-selâm) onlara,

–         Ben size şefaat edecek durumda değilim. Zira ben hayatta iken üç yalan söylemiştim, karşılığını verir.

Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) Hz. İbrahim’in bu yalan söylemesi hak­kında şöyle buyurmuştur:

“Vallahi o bunları söylerken, müşriklerle mücadele etmek ve Allah’ın dinini korumak için yapmıştır. O söylediklerinden ilki ayet-i kerimede şöyle anlatıl­mıştır: ‘(Hz. İbrahim’in kavmi yıldızlara bakar, onlarla kâhinlik yaparlardı. Bir

bayram günü İbrahim’e kendileriyle beraber bayram yerine gelmesini istedi­ler) Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı. Ben hastayım, dedi.’

İkincisi, ‘(Herkes bayram yerine gittikten sonra İbrahim puthaneye girdi ve bütün putları kırdı. En son olarak baltayı en büyük putun eline tutuşturdu. Müşrikler İbrahim’e gelip bunu kimi yaptığını sorduklarında) Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi’

Üçüncüsü de İbrahim(‘aleyhi’s-selâm) eşi Sâre ile birlikte Mısır’a hicret ettikle­rinde, Firavun’un kendisine, “Yanındaki kimdir?” diye sorduğunda “Kardeşim­dir?” diye cevap vermesidir.

(Daha sonra Efendimiz (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) kıyametle ilgili konuya döne­rek şöyle devam eder:) İbrahim (‘aleyhi’s-selâm) kendisinden şefaat isteyenlere,

–         Bu gün ben sadece kendi nefsimle meşgulüm, siz Musa’ya gidin. O, Allah (celle celâiüh) ile kelâm etmiştir, der. Bunun üzerine herkes Hz. Musa’nın yanma gelirler. Musa’da(‘aleyhi’s-selâm) onlara,

–         Ben size şefaat edecek durumda değilim, zira dünyada (hata ile) birisinin canına kıymıştım. Bu gün kendimden başkasını düşünemiyorum. Siz İsa’nın (‘aleyhi’s-selâm)yanma gidin. 0 Rûhullahtır, der.

İnsanlar İsa’nın(‘aleyhi’s-selâm)yanma gelirler. İsa(‘aleyhi’s-selâm) onlara,

–         Ben size şefaat edemem. Biliyorsunuz ki, beni ve annemi Allah’tan gayri iki ilâh edindiler. Ben şimdi sadece kendi nefsimle meşgulüm. Fakat size şunu söy­leyeyim: Sizden birinin bir miktar parası olsa ve onu bir sandığa koyup kilitlese, mühürlese; bu kilidi açmadan o sandıktakini alması mümkün olur mu? Onlar,

–         Hayır, diye karşılık verirler. Bunun üzerine İsa(‘aleyhi’s-selâm),

–         Muhammed(sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) ile birlikte peygamberlik mühürlenmiş, yani sona ermiştir. Bu gün, ona verilen vaadyerine getirilecektir. Allah Teâlâ onun geçmiş ve gelecek kusurlarını bağışlamıştır. Ona gidin, der.

Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) hadisi anlatmaya devam ederek:

–         Sonra insanlar benim yanıma gelir. Onlara,

-Allah Teâlâ’nın dilediği ve razı olduğu kişilere şefaat edebilirim. O’nun kal­masını diledikleri de burada kalır.

Allah Teâlâ mahlâkatı arasında hüküm vermeyi murad ettiği zaman bir tellal,

–          Muhammed(‘aleyhi’s-selâm) ve ümmeti nerede? diye seslenir. Bizler en son ümmetiz, fakat hesaba ilk çekilecek olanlarız.

Ben ve ümmetim beraber yol almaya başlarız. Diğer ümmetler bize yol açar­lar. Bizler abdestin üzerimizde bıraktığı eserden ötürü ellerimiz ayaklarımız (tüm abdest azalarımız) nurlu bir şekilde geçer gideriz. İnsanlar bizim için,

–          Bu ümmetin neredeyse hepsi peygamber olacakmış, derler.

Sonra cennetin kapısına varır ve açılmasını isterim. Kapının ardından,

–          Kim o? diye seslenilir. Ben,

–          Ben Allah’ın Resûlü Muhammed! diye cevap veririm. Bunun üzerine kap açılır ben de içeri girerim. Girer girmez Rabbim için secdeye kapanırım. Ber den önce hiç kimsenin hamd etmediği bir şekilde O’na hamd ederim. Sonrı bana denilir ki:

–          Başını kaldır. Şimdi ne söylersen dinlenecek, ne istersen verilecek, şefaat( olduğun kimseler kurtulacaktır.

Ben de başımı kaldırırım ve kalbinde zerre kadar iman bulunan kimseler şefaatçi olurum.”