Haccın faziletine dair Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz’e “Amellerin hangisi daha hayırlıdır?” diye soruldu.
-“Allah ve Rasulüne samimi imandır.” buyurdu.
-“Sonra nedir?” denildi:
-“Allah yolunda cihaddır.” buyurdu.
-“Ondan sonra nedir?” diye sorulunca:
-“Makbul hacdır.” buyurdu.
Başka bir rivayette ise “Kim Allah rızası için hacc yapar da cinsi münasebette ve onu davet eden hareketlerde bulunmaz ve taat yolundan dışarı çıkmaz ise, o kimse (günahlardan sıyrılıp) anasının onu doğurduğu günkü gibi tertermiz dönmüş olur.”
Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Hacca gidenler ve Umre’ye gidenler Allah’ın elçileridir. Onlar Allah’a dua ederlerse, Allah dualarını kabul eder ve onlar Allah’tan günahlarının bağışlanmasını isterlerse Allah onların günahlarını bağışlar.” buyurmuştur.
Hacc veya umre niyetiyle evinden çıkıp yolda ölen kimsenin defterine kıyamete kadar hac ve umre sevabı yazılır. Mekke veya Medine’de ölen ise, mahkemeye arz edilmez, hesaba çekilmez, kendisine (buyur) cennete gir denilir.
Âİşe [RadıyallahuAnha):
– “Yâ Rasûlallah! Biz cihadı amellerin en faziletlisi görüyoruz. Binâenaleyh biz cihâd etmeyelim mi?” diye sordu.
Rasûlullah da:
– “Hayır; siz kadınlar için cihâdın en faziletlisi mebrûr haccdır” buyurmuştur.
“Beyt’i (yani Kâbe-i Muazzama’yı) kim elli defa tavaf ederse, günahlarından çıkar ve tıpkı annesinden doğduğu gündeki gibi olur.” buyurdu. Hadis-i şerif, kabeyi elli defa tavaf etmedeki sevabın büyüklüğünü ifade etmektedir.
Abdullah b. Ömer (Radıyallahu Anh}’den rivayete göre Rasulullah Efendimiz :
“Kim şu Beytullah’ı yedi sefer tavaf eder ve şartlarını adaplarını eksiksiz sayarak yerine getirirse, bu ona bir köle azad etmiş sevabını kazandırır. Kişi tavaf için bir ayağını koyup diğerini kaldırdıkça her adımı sebebiyle Allah’u Teâlâ onun bir hatasını siler ve sevap yazar.” buyurdu.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem] buyurdu:
“Hacı evinin halkından dört yüz kişiye şefaat eder.”
“Hac edenler ve umre yapanlar, Allah’ın elçileridir. Onların istediklerini verir, dualarını kabul eder ve infak ettikleri dirhemlerin bin kere bin katı onlara geri verilir.”
“Kim bir meyyitin yerine hacc ederse, meyyite bir hac, hac edene yedi hac yazılır.”
“Her kim anasının ve babasının yerine hac ederse, onun haccını yapmış gibi kendisine, on haccm fazlı verilir.”
“Tavaf etmeden, namaz kılmadan dahi, şu beyte bir kere bakmak, bir sene kıyam, rukü ve secde gibi ibadetlerde bulunmaya denktir.”
“Allah’a yemin ederim ki Medine’nin tozunda her türlü hastalığa özellikle cüzam ve alaca hastalığına şifa vardır.”
Bizlerde bundan böyle Kâbe’yi ilk görünce “Yapacağım bütün duaları kabul eyle Ya Rabbim.” diye dua edelim.
Abdullah b. Abbas (Radıyallahu Anh)’den rivayete göre Rasulullah Efendimiz:
“Allah’u Teâlâ, her gün Mekke-i Mükerreme’deki Mescid-i Haram yani Kâbe’de bulunanlara altmışı: tavaf edenlere, kırkı: namaz kılanlara, yirmisi de: Kâbe’ye bakanlara olmak üzere 120 rahmet yağdır.” buyurdu.
” Kâbe’yi çok tavaf edin, zira kıyamet günü sahifeleri- nizde bulacağınız amellerin en kıymetlisi ve en çok heves edilenlerindendir.” buyurmuştur.
“Allah’ım! Hacıyı ve hacmin af edilmesini talep ettiği kimseyi affet.” buyurmuştur.
İbn-i Abbas (Radıyallahu Anh)’in şöyle dediği anlatılmıştır:
-Cennetlerin sekiz kapısı vardır, altındandır; cevherlerle süslüdür. Bunlardan her bir kapının üzerine, bir başka güzel bir cümle yazılmıştır;
Şöyle ki:
Birinci kapıda şu cümle yazılıdır:
-Lâilâhe illallah Muhammedün Rasûlullah (Allah’tan başka ilah yoktur; Muhammed, Allah’ın Rasülüdür.)
Bu kapıdan, nebiler, resuller, şehitler, cömertler gireceklerdir,
İkinci kapıda şu cümle yazılıdır:
-Burası namaz kılanların kapısıdır; ama abdestini tam alan, namazını mükemmel kılan kimselerin gireceği kapıdır.
Üçüncü kapıda şu cümle yazılıdır:
– Burası mallarının zekâtını verip temize çıkanların gireceği kapıdır.
Dördüncü kapıda şu cümle yazılıdır:
– Burası iyiliği emreden, kötülüğe engel olan kimselerin gireceği kapıdır.
Beşinci kapıda şu cümle yazılıdır:
– Nefsini, kötü yoldan şehvete kaptırmayanların gireceği kapıdır.
Altıncı kapıda şu cümle yazılıdır:
– Burası, hacca ve umreye gidenlerin gireceği kapıdır.
Hasan-ı Basri: “Ramazan-ı şerifin, muharebenin ve Haccın akabinde ölenler şehittir,” dedi.
Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh) “Hacılar mağrifet edildiği gibi, Zilhicce, Muharrem, Sefer ve Rebiyülevvelin yirmisine kadar kimler için marifet dilerlerse onlar da affedilirler.”
buyurmuştur.
Hicaza giden hacıları teşyi, gelenleri de günaha girmeden, karşılayıp gözlerinden öpmek ve onlardan dua istemek Selef-i salihinin güzel adetlerindendir.
Ali Bin Muvaffak anlatıyor: “Arefe gecesi Mina’da Mescid-i Hayf da uyuyordum. Rüyamda yeşil iki meleğin semadan indiklerini gördüm. Birisi arkadaşına:
-“Ya Abdullah?” diye seslendi. Arkadaşı:
-“Buyur ey Allah’ın kulu” diye mukabelede bulundu. Öteki:
-“Bu sene Kâbe’yi ziyaret edenlerin kaç kişi olduğunu biliyor musun?” dedi. Arkadaşı:
-“Hayır, bilmiyorum”, diye cevap verdi. Öteki melek:
-“Tam altıyüzbin ziyaretçi var” dedi ve devamla:
– “Bunlardan kaç kişinin haccı kabul olunduğunu biliyor musun?” diye sordu. Arkadaşı:
-“Hayır, bilmiyorum”, diye cevap verince, yine ötekisi:
-“Yalnız altı kişinin haccı kabul edilmiştir”, dedi.
Ali Bin Muvaffak sözlerine devam ederek, sonra onların yükselip gözden kaybolduklarım gördüm ve korku içinde uyandım. Haccımın kabul olup olmayacağından son derece endişe ediyordum. Çünkü altı yüzz bin kişi arasından seçilen altı kişi arasına girmek benim için çok uzaktı. Bu düşünce ile Arafat’ta Meş’ar-i Haram’da bulunurken uyuya kaldım. Tam bu sırada yine aynı kıyafette aynı melekleri gördüm. Aynı şekilde biri diğerine seslenip öbürü de cevap verdikten sonra:
– “Azze ve Celle olan Rabbimizin bu geceki hükmünü biliyor musun?” dedi.
– “Bilmiyorum” deyince, diğeri:
– “Altı kişinin her birine yüzbin kişi bahşetti”, dedi. Yani altı yüz bin kişinin hepsini affetti.
– Ali Bin Muvaffak “Tam bu sırada büyük bir neşe ve sevinç içinde uyandım”, dedi.
Mübarek hacc ve umrenin hadislerle rivayet olunan farziyyetini sizlere beyan ettik. Hacc herkesin gitmesi emr olunan yer değildir. Haccın farz olması için gerekli bir takım şartlar vardır. Bu şartlara göre hacc o kimseler üzerine farzdır.
