Flört Mutlu Bir Evlilikle Sonuçlanır mı?

By | 1 Ağustos 2019

Öğretmen odasında hararetli bir tartışma vardı. Arkadaşlarımdan bir kısmı, flört alışkanlığına ve nikahsız beraberliğe karşı çıkarken bir kısım öğretmen de; “gençlerin birbirlerini daha iyi tanımaları ve evliliğe iyi bir başlangıç yapmaları” açısından evlilik öncesi nikahsız arkadaşlığı savunuyorlardı.

Tartışmanın en yoğun yerinde, pervasız giyinişi ve “özgürlükçü hayat bakışı” ile sivrilmiş olan bir bayan arkadaşımız ayağa fırladı. “Bu konuda beni dinlemelisiniz” diye haykırdı. “Çünkü nikahsız beraberliğin ne getirip, ne götürdüğünü en iyi ben bilirim. Bu konuyu en iyi izah edecek olan da benim deneyimlerimdir.” Hoca hanım, işin teorik yanını bir yana bırakarak flörtün acı pratiklerini, tecrübeleriyle birlikte bir bir sıralamaya başladı:
“Çok sevdiğim, âşıkolduğum, onun da beni sevdiğini sandığım bir arkadaşım olmuştu. Her gün çıkıyor ve beraber gezip tozuyorduk. Bizimki çok masumane bir arkadaşlıktı. Bu şekilde birbirimizi daha iyi tanıyacak ve evliliğe de en iyi şekilde hazırlanacaktık. Bu işin felsefesi de kafamızda oluşmuştu. Nikahsız beraberliği, flörtü hayatın bir gerçeği olarak savunuyorduk. Mutlu bir evlilik için bu ön hazırlık lazımdı. Ama günler, aylar geçtikçe işin yönü ve şekli değişti. Kız ve erkeğin hisleri farklıydı, masumane bir arkadaşlık mümkün değildi. Bunu farkettiğim an iş işten geçmişti. Benden alacağını aldı, çekti gitti. Bense çok şeyimi kaybederek yapayalnız kalmıştım.

Dostlar, toplumumuzun gelenekleri çok farklı. Bizler bir Amerika, bir İngiltere değiliz. Bu konuda hata yapıyoruz. Flörtü, nikahsız yaşamayı ve ‘deneme evliliği’ savunmak demek, aile kurumunu yıkmak demektir.”

Hocamızın, gözleri yaşararak yaptığı değerlendirme çok çarpıcıydı. Çok etkilenmiştik. Kimseden “çıt” çıkmamıştı. Son zamanlarda, Avrupa’da ve bazı sosyetik çevrelerde, ailenin kudsiyetini ortadan kaldırmak için, nikahsız beraberlikler moda oldu. Bazı kişiler, evlilikte mutlu olmak maksadıyla; “satın almadan önce dene” prensibini tatbike kalkmaktadırlar. Güya evlenecek adaylar bir müddet birlikte yaşarlarsa, birbirlerini daha iyi tanıyacaklarından, evlilikte de mutlu olacaklarını iddia etmektedirler.
İşin garip yönü ise, iki gencin bir araya gelerek bir müddet evlilik hayatı yaşamaları, birbirleriyle anlaşırlarsa evlenmeleri, anlaşamazlarsa; ikinci, üçüncü hatta dördüncü evlilikleri denemeye kalkmalarıdır. Halbuki deneme evliliklerde taraflar birbirlerine kötü yönlerini göstermezler. Birbirlerini beğendikleri takdirde evleneceklerinden, daima temkinli hareket ederler. Hiçbir zaman doğal olamazlar. Her an terk edilme korkusuyla yaşarlar. Gençlik his ve heveslerinin şevkiyle kendilerini birbirlerine beğendirmeye çalışırlar.

Flört sırasında “Tam istediğim gibi. Her konuda uyum sağlıyoruz” denir. Fakat sorunlar, halayının bitip, kişilerin gerçek yüzünün görünmesiyle başlar. Bu sefer yanlış insanla evlenildiği, daha doğrusu evlendiğini sandığı insanla evlenmediği neticesine varılır. Çünkü flört döneminde taraflar kendilerini sevdirmek için abartıya kaçarlar. Bunu, karşı tarafı sevindirmek amacıyla yaparlar.
Gerçekten duygusal şartlar altında birleşen karı-koca, romantik duygu fırtınası yatışıp da birbirlerini akıl gözleriyle görmeye ve birbirlerine özentisiz ve oldukları gibi gözükmeye başladıkları andan itibaren, geçimsizlikler ve anlaşmazlıklar de ortaya çıkmaya başlar.
Deneme evlilik, ilk çıkış yeri olan ABD’de bile tepkiyle karşılanmıştır. Çünkü böyle bir evlilik, aileyi mukaddes olmaktan çıkarmaktadır. Kadınları, satın almadan denenen bir eşya durumuna düşürmektedir. Evlenip yuva kurmak gibi mukaddes bir beraberliğin meydana getirilmesinde, sadece akıl ve hisler hiçbir işe yaramaz. Nitekim Amerika’da yapılan araştırmalar, evlilik öncesi nikahsız deneme beraberliğinin hiç de iyi netice vermediğini gösteriyor. Evlenmeden önce birlikte yaşayan çiftlerin, evlendikten sonra boşanma ihtimalleri, evlenmeden önce birlikte yaşamayanların boşanma ihtimalinden yüzde elli daha fazladır. Bu neticeye, elli yıllık istatistik neticeleri tetkik edilerek gelinmiştir.
Brigham Young Üniversitesi’nden Araştırmacı Jeffrey Larson; “Daha önce birlikte yaşamış çiftler, nikahlandıklarında umduklarım bulamıyorlar. Evlilikten tatmin olamıyorlar ve istikrarsız bir yuva kuruyorlar” diyor. Larson, evlilik öncesi birlikte olmanın aleyhinde gelişen faktörler olarak şunları tespit etmiştir:

1. Eşler nikahlandıktan sonra, daha önceki gayrimeşru haya darıyla ahlak kaidelerini çiğnedikleri için pişman oluyorlar, vicdan azabı çekiyorlar.
2. Gayrimeşru birliktelikten dolayı ebeveynleriyle araları bozuluyor.
3. Birlikte yaşamak, sonraki evliliği yürütmeyince hayal kırıklığı meydana getiriyor.
4. Doğan gayrimeşru çocuklar veya boşanmalar sonucu ortada kalan bebekler hem kendileri, hem de toplum için büyük bir tehlike oluşturuyor.

Henüz nikahları kıyılmamış karı-koca adayları, başbaşa kıldıklarında daha ileri davranışlara gidebilirler. Bu hususta kendilerini frenlemeleri pek zordur. Hem böyle nikahsız adaylar, ekseriya evlenmeden birbirinden ayrılıyorlar. Geride de, doğru olsun veya olmasın kız hakkında şüpheler kalıyor.