Bir gazete, zararlı bir alışkanlıktan dolayı intihar etmiş olan bir aile reisinin veda mektubunu yayınlamıştı. Mektubun son kısmı şu cümlelerle bitiyordu:
“Kırk beş yıllık ömrümü, mutlu bir yuvamı, eşimi ve üç çocuğumu elimden alan bu içki ve kumara lanet olsun. Eğer aklınız varsa, birazcık da olsun kendinizi, sevdiklerinizi ve yuvanızı düşünüyorsanız, bu illetlere yaklaşmayın. Beni yiyip tüketen bu canavarlar, size de acımayacaktır.
“Şimdi ‘beni affedin’ demeye utanıyorum. Param bitti; şeref ve onurum tükendi; itibarımı, çevremi kaybettim. Ben rezil bir insanım artık. Nasıl af dileyeyim? Beni asla affetmeye kalkmayın. Kendinizi de bu kötü alışkanlıklara karşı affetmeyin. Ben ölüyorum, bari siz yaşayın…”
Günümüzün en büyük problemlerinden birisi olan ve aile hayatının en büyük düşmanı haline gelen bu zararlı alışkanlıklara düşenlerin sesine kulak vermek lazımdır. Hastaneler, hapishaneler ve kabristanlar bu zavallı insanların feryatlarıyla doludur. Bu zararlı alışkanlıklar, büyük facialara yol açmadan gerçeği iyi görmek lazımdır.
Kumar, alkol ve diğer zararlı alışkanlıklar birleşince, yıkılmadık yuva kalmıyor. Sefil olmayan aile bulunmuyor. Ailenin amansız düşmanı alkol ve kumar, ahtapot gibi boynuna sarılmaya görsün, o aileyi bitirene kadar kollarını bırakmıyor. Kumar borcu için evinin kilimini, hatta namus ve şerefini bile satanlar var. Bütün bir ömrü zayi edenler var. Zillet ve sefalet içinde, varını yoğunu kumar masalarında bırakanlar var.
Bir de bunların aileleri var. Eşleri, çocukları belki de bakıma muhtaç olan anne ve babaları. Bütün bunlar, herkes tarafından bilinen bir gerçek. Kumarın illet olduğunu bilmeyenimiz var mı? Ama çare ne? Korkarım çareyi bilenimiz az. Kumarhanelere küçüklerin girmesinin yasak olması tek başına çözüm değil. Her şey küçüklükten başlıyor. Çocukken eline iskambil kâğıdı alanlar, sonunda kumar da oynayabiliyor. Dikkat edilirse, aileyi yıkan unsurlar, İslam dini tarafından yasaklanmıştır. Yasak edilen her şey insanlığın yararınadır. Bu noktaya dikkat etmek lazımdır.
Aile büyüklerinin alkol alması neticesinde, her yıl bir buçuk milyon çocuğun içkiye başladığı tespit edilmiştir. Bu korkunç bir seyirdir. Çünkü alkol, gerek toplumda gerekse de aile içinde suç işleme oranını arttırmaktadır. Mesela 1999 yılındaki resmî raporlara göre, işlenen genel suçların yüzde altmış altısı, trafik kazalarının yüzde altmış biri, cinayetlerin yüzde seksen beşi, ırza tecavüzlerin yüzde ellisi şiddet olaylarının yüzde ellisi, eşlerini dövenlerin yüzde yetmişi, akıl hastalarının yüzde ellisi, boşanmaların yüzde sekseni alkollüyken ya da alkol sebebiyle meydana gelmektedir.
Ailede, zararlı alışkanlıklara bulaşanlar veya bulaşma eğiliminde olanlara dikkat etmek lazımdır. Kişinin, ailenin, toplumun ve milletin sağlığı, geleceği ve huzuru için, zararlı alışkanlıklarla ilgili topyekûn bir eğitim çalışması yapılmalıdır. Yoksa hızla yayılan bu belanın etkisine her aile şu veya bu şekilde girebilir. Zararlı alışkanlıklar konusunda en büyük görev ise anne ve babaya düşmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalarda, zararlı alışkanlıklardan uzak duran anne ve babaların çocukları da bu alışkanlıklara daha az bulaşmaktadır.
