Telefondaki feryat dolu sesin sahibi, genç bir öğretmendi. Kendisi gibi öğretmen olan eşiyle “kıskançlık” yarışına girmişlerdi. İşin dozu iyice kaçmış, yeni kurulan aile, artık “ayrılma” noktasına gelmişti.
“Suç bende” diyordu telefondaki ses. “Eşim biraz göze görünümlü, rahat hareket eden birisidir. Ben de bu davranışlarını hayra yormadım, onu adım adım takip ettim. Her konuştuğuna, her selam verdiğine şüpheyle baktım. Bu açıdan çok şiddetli tartışmalarımız oldu. îş bununla da bitmedi. Ondan intikam almak için, ben de onu kıskandıracak davranışlar içine girdim. İşte o zaman olan oldu. Evimizde bir kıskançlık
fırtınası sürüp, gitmektedir.
Hocam yardım edin. Bu aile yıkılacak!”
Genç öğretmenin feryadı, çok önemli bir problemi anlatmaktadır. Birbirlerini yanlış anlayan ve aşırı hassasiyet gösteren çiftlerin, aile ortamını ne hale getirdiklerine acı bir örnek…
Bu ve benzeri problemler çözülebilir. Çünkü çözümü zor değildir. Yeter ki çiftler, neyi ne zaman yapabileceklerini iyi bilsinler. Ailelerdeki kıskançlık konusuna şöyle başlamak iyi olacaktır:
Ailede kıskançlık, aşırı ölçülere varmadıkça gayet doğal ve yerinde bir davranıştır. Çünkü normal bir kıskançlık, aileye çekidüzen verir, bireylerin birbirlerini kollamalarına ve sahiplenmelerine yol açar. Bir başka ifadeyle, dozunda kıskançlık, sevgi belirtisidir.
Eşini kıskanmayan hiçbir hanım veya bey düşünülemez. Esas problem, kıskançlığın olması değil, kıskançlığın olmamasıdır. Düşünün ki, eşlerin ne yaptığı birbirlerini hiç ilgilendirmiyorsa, böyle bir aile ne hale gelir? Bunun için biraz kıskançlık lazımdır. Ancak kıskançlık yanlış kullanıldığı zaman yakıcı ve yıkıcı olur. Çünkü yalnızca kıskananı değil, kıskanılanı da yıkar.
Eşlerin “Acaba eşim beni aldatıyor mu?” düşüncesi içinde yaşamaları, gerçekten dayanılmazdır. Bu tip insanların hayal güçleri sürekli “aldatma” yönünde çalıştığı için, sevgiye dayanan ilişkiler, onlara mutluluk değil hüzün verir. Özet olarak kıskançlık, saplantı halini aldığı zaman, çiftleri birbirine bağlayan değil, ayrılığı hızlandıran ciddi bir hastalık haline gelmiş demektir.
Neden kıskançlık? Niçin eşler birbirlerinden şüphe ederler? Niçin birbirlerini izleme ihtiyacı duyarlar?
Kıskançlığın temel nedeni, kıskananın kendine olan güvenini yitirmesidir. Bir başka ifadeyle, eşine karşı birçok açıdan kendini eksik ve yetersiz bulmasıdır. Bu, kişide müthiş bir “kompleks” oluşturur. Bu yüzden de eşi üzerinde hâkimiyet kurmak ister. Bu davranışın sonucunda da kıskançlık oluşur. İhanetten dolayı kıskançlık, konumuz dışındadır. Eğer eşlerden herhangi birisi ihanet içindeyse, konu tamamen farklılaşır. Çünkü ihanetin evlilikte yeri yoktur. Derhal o evliliğin bitirilmesi gerekir.
