EFENDİMİZ’İN KÂBE’DE
NAMAZ KILDIĞI YER
Mescid-i Haram öyle büyülü bir dünyadır ki, oraya giren dışarıya ç çıkmak istemez. Sabahtan ikindiye kadar süren sıcakta, revakların gölgeliğinde oturup ibadet etmek ya da başımızdaki takke ve şapkayı zemzemle ıslatıp tavaf etmek müthiş bir hazdır. Zaten hiçbir şey yapmayıp sadece Kabe’yi seyretseniz bile sevap kazanıyorsunuz Allah’ın izniyle. Mekke’ye ilk kez giden bir arkadaşımızın, “Dört duvardan | ibaret bir yapının insanı bu kadar etkileyebileceğini hiç düşünmemiştim,” demesini hiç unutamıyorum.
Mescıd-ı Haram’da Türkiye’den gelenlerin genellikle oturdukları yer, revaklar söktürülmeden önce müezzin mahfilinin hemen altı idi. Türkiye’den gidenler oraya Türk Mescidi diyorlardı. Burası genelde buluşma noktası olarak kullanılıyordu. Türk Mescidi dediğimiz yer, metaf sonrasında ilk yapı olan Osmanlı revaklarının altındaydı. Burası Haceru’l-Esved ile Rükn-i Yemânî’nin tam arasındaki Kâbe duvarına
