Düşünerek okumalı
Resûll Ekrem Efendimiz, Kur’ân-1 Kerîm’i düşünerek okurdu.
Bazen sabaha kadar sadece bir âyet üzerinde düşündüğü olurdu. Bir gece “Onlara azab edersen zâten onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan elbette sen güç ve kudret sahibi, her şeyi yerli yerince yapansın ”28 âyetine takılıp kaldı.
Ardından da Cenâb-1 Hakk’a yalvararak ümmetine şefaat etme yetkisini aldı.
Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ’ ya, torunu Abdullah:
“Nineciğim!” diye sordu. “Hz. Peygamber’in sahâbîleri Kur’an okudukları zaman ne yaparlardı?”
Esma şu cevabi verdi:
“Aynen Kur’ân-ı Kerîm’în bahsettiği gibi, gözlerinden yaşlar dökülür, vücûtları ürperirdi.”
Sevgili Peygamberimiz Kur’an okurken, Allah’ı tesbih etmekten söz eden âyetlere gelince, Cenâb-ı Hakk’ı tesbîh ederdi o’nun yüceliğine yakışmayan sıfatların kendisinde bulunmadığını söylerdi.
Allah’tan dilekte bulunmakla ilgili âyetlere gelince, Cenâb-ı Mevlâ’ya dileğini sunardı.
Cenâb-1 Hakk’a sığınmaktan bahseden âyetleri okuyunca Ona sığınırdı.
Allah’ın elçisi Kur’an’ı İşte böyle yaşayarak okurdu.
Hz. Âişe Peygamberimiz’in en dikkatli talebesiydi. Kur’an okumayı da ondan öğrenmişti. 0 da Allah’ın kitabını, Resûl-İ Ekrem gibi düşünerek okurdu. “Rabbimiz lütfetti de iliklere kadar işleyen azaptan bizi korudu” âyetini okurken “Allahım! Bana da lutfeyle, beni de o kavuran ateşten koru!” diye dua ederdi.
Peygamber Efendimizin hizmetkârı Enes ibni Mâlik, Kur’ân-1 Kerim’i hatmettiği zaman ailesini toplar, onlarla birlikte dua ederdi.
