Düğünlerde Yapılan Kötülüklerden Bazıları

By | 16 Temmuz 2014

feraceler

 

düğün-töreniGelinin Gerdek Gecesi Kuaföre Götürülmesi:

Günümüzde gelenek haline gelmiş, karşı konulamaz boyuta ulaşmış en kötü münkerlerdendir. Öyle ki bunu yapanlar değil, yapmak istemeyenler engellen­mektedir. Kuaförler genellikle erkeklerden oluşmakta. Bu tür yerlerde neler olup bittiğini herkes bilmektedir. Müslüman bir genç kız, vücuduna yabancı bir erke­ğin dokunmasına nasıl izin verebilir? Ailesini kıskanmayan bir koca için bu çok utanç verici bir durumdur!

Gerdeğe Hazırlamak Gerekçesiyle Kadınların,

Gelinin Avret Yerlerine Bakmaları:

Hiçbir kadın, başka bir kadının avret yerine bakması caiz değildir. Bu ha­ramdır. Çünkü Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem; ‘Hiçbir erkek, başka bir erkeğin; hiçbir kadın da başka bir kadının avret yerine bakmasın buyurmuştur. Kadınlar arasındaki avret yeri, erkekler arasındaki avret yeri gibidir. Göbekten dize kadar olan bölgedir.

Cahil kadınlar birbirlerinin avret yerlerine bakmaktan sakınmamaktadırlar. Birbirleriyle akraba olmalarının bunu meşrulaştırdığını düşünmektedirler. İyi bi­linmelidir ki, bir kız yedi yaşına ulaştığında, onun avret yerine ne annesinin, ne de kız kardeşlerinin bakması caiz değildir.

Evlilik Törenlerinin, Birçok Münkerlerin ve Günahların işlendiği Düğün Solanlarında Veya Otellerde Yapılmasında Israr Edilmesi:

Bu törenlerde, israf ve savurganlıklarla birlikte birçok günah işlenmektedir. Şarkıcı kadınlar ve erkekler çağrılmakta, nefislere hitap eden, kalplere kötülük­leri aşılayan şarkılar ve sözler söylenmektedir. Bunlara gelin ve damatla birlikte bütün davetliler iştirak etmektedir. Bu törenlerin genelinde kadın erkek karışık bulunmakta, açıktan fuhşa, çıplaklığa ve ancak ahiretten nasipsiz kimselerin ya­pabileceği rezilliklere ortam hazırlanmaktadır. Bu törenlerin haram olduğunda hiçbir şüphe yoktur.

Müslüman hanımlar bilmeliler ki, kötü sözlerden, çalgılı aletlerden ve erkek­lerle karışık bir ortamda bulunulmaktan sakınıldığı sürece, düğünlerde def çalın­ması, şiirler söylenmesi, nikâhın duyurulması, sevinç ve mutluluğun gösterilmesi mubahtır.

 Açık ve Dekolte Gelinliklerin Giyilmesi:

Kadınların ve mahremlerin dışında başkalarının da görebileceği ortamlar­da açık kıyafetlerin ve gelinliklerin giyilmesi haramdır, caiz değildir. Yabancıların görmemesi şartıyla, gelin hanım dilediği gibi süslenip-giyinebilir.

Damat ve Gelinin Kendilerine Ayrılan Köşede Erkeklerin ve Hanımların Ortasında, Oturmaları:

Bu büyük bir hatadır. Birçok haramı birden işlemektir. Bu haramlardan biri, kadınlarla erkeklerin en çekici kıyafetler ve süslü oldukları bir zamanda aynı or­tamda bulunmaları ve birbirlerini görmeleridir. Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve- sellem-; ‘Kadınların yanına girmekten sakınınız! buyurmuştur.

Âlimler heyeti, bu türden düğün törenlerinin haram olduğu konusunda fetva vermiştir.

 Törenlerde Kadınların Dans Etmesi:

Kadınların oyun ve danslarını, erkeklerin gördüğü yerde yapmaları en kötü münkerlerdendir ve haramdır. Fakat sadece kadınlar görüyorsa yapılmaması daha güzeldir. Çünkü genellikle danslar, haram olan müziklerin ve şarkıların eş­liğinde yapılmaktadır.

Oyun ve danslar sadece kadınlar arasında yapılsa dahi, bir kadının orada bulunan ve güzel raks eden bir kadını, kocasına anlatmayacağından emin olu­namaz.. Anlatımlar büyük fitne ve fesada neden olabilir.

Törenlerde Fotoğraf Çekilmesi ve Video Kayıt Yapılması:

Kadınların parfümleriyle, süsleriyle, dekolte kıyafetleriyle fotoğraflarının çekilmesi, video görüntülerinin kaydedilmesi çok çirkin ve kötü bir davranıştır. Büyük bir fitnedir. Avret yerlerinin görünmesi ve kayıt altına alınmasıdır. Şer ve fesat tohumlarının ekilmesidir. Hiç şüphesiz, bu şekilde fotoğraf ve görüntü kayıtları haramdır. Günahların açıktan işlenmesi beladır. Bu törenlerde bulunan­lar, özellikle de kadınlar, bu gibi kötü davranışları ve günahları terk etmelidirler. Düğün törenlerinde Yüce Allah’ın helal kıldığı davranışlarda bulunmalı, haram­lardan sakınmalıdırlar.

Düğün Yemeğinde İsraf:

İnsanlar gösteriş amacıyla, özellikle de kadınların kışkırtmalarıyla düğün ye­meklerinde aşırıya gitmekte, birbirleriyle yarışmaktadırlar. Davetli sayısının çok üzerinde, ihtiyaç fazlası yemekler ve ziyafetler hazırlanmaktadır. Daha sonra -aç­lığını giderecek lokma bulamayan fakirlere rastlanmadığından!!)- bunlar çöpe atılmaktadır. Yüce Allah, Kuranı Kerîm’de 22 âyette israfı yermiş ve; “İsraf etmeyiniz, hiç kuşkusuz Allah, israf edenleri sevmez” buyurmuştur. Peygamberi­miz -sallallâhu aleyhi vesellem-, israftan bizleri sakındırmış ve; Yiyiniz, içiniz, sadaka veriniz, israf etmeyiniz ve kibirlenmeyiniz. Hiç şüphesiz Allah, nimetini kulunun üzerinde görmekten hoşnut olur, buyurmuştur.

Düğün Günü Gelinin Namazları Terk Etmesi:

Düğün ve gerdek gecesi için hazırlanma genellikle öğle namazından sonra başlamaktadır. Gelin hanım yıkanmakta, giyinmekte ve makyaj yapılmaktadır. Bu nedenlerle namazlar unutulmaktadır. Hiç tartışmasız, bu haramdır.

‘Mutluluklar ve Erkek Evlatlar Dileriz’ Diyerek Gelin ve Damadın Tebrik Edilmesi:

Bu söz, cahiliye döneminden kalma çirkin bir gelenektir. Günümüzde ev­lenen çiftleri tebrik etmek ve dua amaçlı söylenmektedir. Bu ifadeyi kullanarak, evlenenleri kutlamak nehyediîmiştir. Haşan -radıyallâhu anh- anlatıyor; Akıl bin Ebî Talih, Cesim oğullarından bir kadınla evlenmişti. Orada bulunanlar onlara, “Mut­luluklar ve erkek evlatlar dileriz” diye tebrik ettiler. Bunun üzerine Akıl; “Böyle demeyiniz! Resûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem-’in söylediği gibi; “Allah bu evliliği sizin hakkınızda hayırlı kılsın ve mübarek eylesin” deyiniz” dedi. Peygamberi­miz sallallâhu aleyhi vesellem’in böyle söylenilmesini yasaklamasının hikmeti, belki de cahiliye âdetlerine muhalefet etmektir. Çünkü o dönemde, kız çocuklarının değil, sadece erkek çocukların olması için dua edilirdi. Ayrıca bu duada, Allah’ın ismi zikredilmemekte, O’na hamd ve senada bulunulmamaktadır. Bizim yapma­mız gereken, Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem’in sözlerini ve davranışlarını kendimize örnek almamız ve ona uymamızdır. Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve­sellem evlenenlere şöyle dua etmiştir; (evliliğinizi) her ikinize de mübarek kılsın, bereketi ikinizin üzerinize olsun ve sizi hayırlarda birleştirsin’

j- Düğünde Velime Yemeği:

Tanımı: Düğünlerde verilen yemeğe ‘velîme’ denir.

Hükmü: Evlenen erkeğin imkânı nispetinde velîme yemeği vermesi -âlimlerin çoğunluğuna göre- ‘müekked sünnettir’. İmam Şafiî ve bir rivayete göre İmam Mâlik, vacip olduğunu söylemiştir. Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem velîme yemeği vermiş ve verilmesini de teşvik etmiştir.

• Enes radıyallâhu anh anlatıyor; ‘Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem, Zeynep binti Cahş ile evlendiği günün sabahında, insanları davet etti, insanlar yemek yediler sonra da çıktılar.

  •  Abdurrahman bin Avf radıyallâhu anh evlendiğinde, Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem, ona; “bir koyun dahi olsa, velîme yemeği ver” buyurdu.

Velîme yemeğinde koyun veya diğer hayvanların ikram edilmesi şart değil­dir. Asıl olan Evlenen erkeğin maddi durumuna göre yemek ikramında bulun­masıdır.

  •  Nitekim Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem, Safiye validemizle evlen­diğinde, velime yemeği olarak ‘hays’ ikram etmiştir. Hays: Çekirdeksiz hurma, sadeyağ, keş ve undan yapılan bir yemektir.

Velîme yemeği, gerdek günü veya sonrasında verilmelidir. Nikâh akdi esna­sında değildir. Nitekim yukarıda zikredilen Enes radıyallâhu anh’ın rivayeti bunu ifade etmektedir. ‘Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem, Zeynep binti Cahş ile ev­lendiği günün sabahında, insanları davet etti, insanlar yemek yediler sonra da çıktılar.

Bazı âlimler, velîme yemeği vaktinin nikâh akdinden, düğün sonuna kadar olduğunu belirtmişlerdir.

k- Velîmeye Davet:

Evlenenin fakiriyle zenginiyle sâlih insanları davet etmesi müstehaptır. Çün­kü Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi vesellem-; ‘Mü’minlerden başkasıyla arkadaşlık etme!Yemeğinimuttakilerden,Allah’tankorkup-sakınanlardanbaşkasıyemesin! Davette, fakirlerin ve miskinlerin de nasiplendirilmesi müstehaptır. Ebû Hureyre -radıyallâhu anh- anlatıyor; ‘En şerli yemek, zenginlerin çağrılıp, fakirlerin çağrıl­madığı velime yemeğidir. Davete katılmayan kimse Allah’a ve Resûlü’ne isyan etmiş olur.

I-    Velime Yemeğine Katılmak:

Âlimlerin çoğunluğu düğünlerde velime yemeğine katılmanın, özür sahibi olmayanlar için ‘vacip’ olduğunu belirtmişlerdir. Buna delil olarak şunları zikret­mişlerdir;

  •  İbn Ömer radıyallâhu anh anlatıyor; ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem; “Bi­riniz velime yemeğine davet edildiğinde, ona katılsın” buyurdu.
  •  Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor; ‘Davete katılmayan kimse Allah’a ve Rasulü’ne isyan etmiş olur.

Bu hükümde kadınlar da erkekler gibidir. Ancak davette kadınlarla erkekler arasında haram halvet ortamları oluşuyorsa katılmak caiz değildir.

Oruçlunun davet edilmesi durumu: Yukarıda zikredilen delillerden do­layı, oruçlunun velime yemeğine davet edilmesi durumunda erkek olsun, kadın olsun katılması vaciptir. Oruçlu davete katıldığında, eğer nafile oruç tutuyorsa, orucunu açıp açmamakta muhayyerdir. Dilerse onlarla birlikte yeriçer ve oru­cunu daha sonra kaza eder; dilerse orucuna devam edip, davet sahibine dua eder. Nitekim Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem; ‘biriniz yemeğe davet edil­diğinde, icabet etsin. Dilerse yesin, dilemezse yemesin bir başka rivayette de; ‘biriniz yemeğe davet edildiğinde icabet etsin. Eğer oruçlu değilse yesin; oruçlu ise (davet sahibine) dua etsin buyurmuştur.

m- Velîmeye Katılmamak:

Özür sahibi olmayanlar için velimeye katılmanın vacip olduğu daha önce belirtilmişti. Özür kabul edilen durumlardan bazıları şunlardır;

  1.  İçki, çalgı aletleri gibi münkerlerin bulunduğu bir ortamda verilen davetlere katılmak caiz değildir. Ancak oradaki münkerleri engellemek ve değiştirmek ama­cıyla gidilebilir. Münkerler ortadan kaldırıldığında, katılmak tekrar vacip olur.

Ali -radıyallâhu anh- anlatıyor; ‘Yemek yaptım ve Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem’i davet ettim. Yemeğe geldiğinde evde resimler gördü ve geri döndü. Bu­nun üzerine ben; “Yâ Resûlullah! Annem babam sana feda olsun, geri dönmene sebep olan nedir?” dedim. Bana; “Evde, üzerinde resimler bulunan bir örtü var. Hiç kuşkusuz, melekler içerisinde resim bulunan eve girmezler” buyurdu.

  1.  Davete sadece zenginlerin çağrılıp, fakirlerin çağrılmaması durumunda davete katılmamak caizdir.
  2.  Davet sahibinin haramdan sakınmayan, şüpheli şeylerden kaçınmayan birisi olması durumunda davete katılmamak caizdir.
  3.  Olumsuz hava şartları, düşman korkusu veya cana zarar gelmesinden endişe edilmesi gibi, davete katılmayı engelleyen, şerî bir mazeretin bulunması durumunda katılmamak caizdir.

n- Evlenenlerin Tebrik Edilmesi:

Bir müslümanm kardeşini elde ettiği hayırlardan dolayı kutlaması, bereket dilemesi ve sahip olduğu nimetin devam} için dua etmesi İslam şeriatının güzel- liklerindendir. Nitekim Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem evlenenlere, bere­ket diler, muvaffakiyetlerinin ve birlikteliklerinin devamı için dua ederdi.