Allah’a tam bir teslimiyetle yapılmayan duaların müstecâp olmadığına ya da kardeşlerimizin ümitsizliğe kapılıp, “Dua ettim de Allah benim duamı kabul etmedi” diyerek günaha kapıldığına zaman zaman şahit oluyoruz. Oysaki dua etmeden evvel, abdest alırken sadece elleri, yüzleri değil, içimizi de yıkamamız gerekir, içimizde şüphelerden, günahlardan, yanlışlardan, lekelerden eser bırakmamalıyız. Allah’a karşı sonsuz ve mutlak bir imanla yakaran dualar, Allah katında kabule şâyân dualardır. Bu hususu burada zikretmeden geçemezdik. Çoğu zaman dikkat edilirse kaynaklarda gösterilen bu dualar, Resulullah’tan beri, hatta İslam ümmetinden önce Kur’an’da zikredilen dualarda dikkat ettiğimiz şey samimiyet ve mutlak bir itaatin, sağlam bir itikadın, duayı, Allah katında icabet edilen dualar kıldığını görüyoruz. Dünün günahkârı, haram ve kötülüklere bulaşmış bir kulu olabiliriz. Unutmayalım ki Allah son halimize, kalbimizin, halimizin, yakarışımızın samimiyetine ve itikadına bakacak.
Bu noktada, Resulullah’tan(sav) bize intikal etmiş bir hadiseyi hatırlayalım. Ömrünü kötü yollarda geçirmiş, hatalı yollarda yürümüş, haramın ve günahın birçoğunu işlemiş bir kadının, bir su kuyusu başındayken yanına yaklaşan bir susamış köpeği görünce, ona o ânda merhamet edip ayakkabısına yahut orada bulunan bir kovaya su doldurup o suyu hayvancağıza içirmesi… Köpek, insana dua eder mi? Hayır, köpeğin halini gören de kadının halini de gören Allah’tır. İşte anlatmak istediğimiz samimiyet budur. Peygamber Efendimiz(sav) o kadın için de “O kadın, Cennet’e girdi” demiştir. Bu hadis, sahih bir hadistir.
Ömrü boyunca yanlış yollarda yürümüş bir kadının, bir köpek ölmesin diye kuyudan su çekip o köpeğe vermesi karşılığında, Allah(cc) onca günahını bir ânda atfetmiştir.
