Doğal Afetlerden Korunma Duası Bize Ne Anlatıyor?

By | 1 Ağustos 2019

Bu duada doğal ve manevî felaketlerin şerrinden Allah’a sığınıyoruz. Bu duayla, insana vereceği sıkıntı en yüksek düzeyde olan deprem esnasında yıkıntı altında kalmak, yüksekten düşmek, suda boğulmak, yangın, savaşırken arkadan vurulmak, yılan ve akrep sokması gibi maddî felaketlerden Allah’a sığınıyoruz. Daha da önemlisi bu duada insana hem dünyada, hem de ahirette büyük üzüntü ve sıkıntı vererek düşkünlük ve aşırı ihtiyarlık; ölüm anında şeytanın kişiyi etki altına alması gibi manevî felaketlerden de Allah’a sığınıyoruz.
Bu duada geçen düşkünlük ve aşırı ihtiyarlık, acziyetin yaşa bağlı olarak ortaya çıkmasıdır. Düşkünlük halinin en bariz vasıflarından biri, “Bildikten sonra bilmemek” diye ifade edilmiştir. Bu durum yaşlılıktaki unutkanlığa kinayedir. Beyzâvi’ye göre bu safhadaki yaşlılık; dermansızlık ve akıl noksanlığı sebebiyle kişiyi bir çocuğa çevirir. Seleften gelen bazı rivayetler, Kuran okumaya devam edenin bu hale düşmeyeceğini belirtmektedir. Zira “İşleyen demir, ışıldar” sözüyle ifade edildiği gibi, Kuran okumak, zihnî melekelerin zinde kalmasını sağlayacak ve hafıza gücünü canlı tutacaktır. Dilimizde ‘ibadet dirisi’ tabiri, dindar yaşlılar için söylenmiştir. İbadetini devam ettiren insanlar hem zihnen, hem de kalben dinç kalacaklardır.
Resûlullah’ın Rabbine sığınarak zikrettiği duada geçen manevî felaketlerin en başında gelen durum, ölüm anında şeytanın kişiyi etki altına almasıdır. Son nefese kadar tevbeler geçerlidir; dua ve niyazlar makbuldür. Şeytan bu gerçeği bildiği için son anda, son nefeste kişiyi imansız, niyazsız ve tevbesiz huzura aldırmak ister. Bu nedenle farklı hile ve vesveselerle kişiyi son anda olumsuz telkinleriyle kirletmek, olumsuz etki altına almak ister. İşte bu duada son anda şeytanın hile ve tuzaklarına düşmemek için Allah’a sığınıyoruz. Böylece bu hile ve tuzaklardan Allah’a sığınarak son nefeste imanla, ihlâsla, dua ve niyazla, tevbeyle Rabbimize kavuşmuş oluyoruz.