Çocuk Eğitiminde Arkadaşlarının Etkisi ?

By | 25 Mart 2015

Çocuk Eğitiminde Arkadaşlarının Etkisi ?Çocuk Eğitiminde Arkadaşlarının Etkisi ?

Genellikle ailenin kurallarına ve değer ölçülerine sıkı sıkı­ya bağlı kalan çocuklarımızdan hoşlanırız. Ama toplum için­de yaşamayı öğrenerek büyümemiş çocuklarımız, ileride bü­yük sıkıntılarla karşılaşabilirler. Çevreleriyle uyuşamayan insanlar, işlerinde de başarılı olamazlar. Çevreyle uyuşmayı öğrenmenin temeli ise üç altı yaş arasında atılır. Çocuğun sosyalleşmeyi öğrenmesi, arkadaş çevresinde oluşur. Çocuk­lukta kazanılan bu beceri, insanın bütün hayatı boyunca önemini korur. Çocuk, arkadaşları arasında, paylaşmayı, kendi sırasını beklemeyi, duygularını dile getirmeyi, başka­sına bir şey sorup sonuca varmayı öğrenir. Haklarını korumasını, ezilmemeyi, olayların dışında kalmak yerine, katıl­mayı bu çevrede öğrenir. Başka çocuklarla ilişkilerinde, ken­dine güvenini pekiştirir.

Arkadaş dünyası, evdekinden tamamen başka kuralları ve yükümlülükleri olan bir psikolojik dünyadır. Çocuk, ar­kadaş grubuna ilk girdiğinde, kendi güçlü ve güçsüz yanla­rıyla karşı karşıya kalır. Çevre tarafından kabul edilen ve edilmeyen yanları olur. Çocuk, başkalarıyla psikolojik alış verişe girmeyi böyle öğrenir.

Arkadaşsız çocukluk düşünülemez. Arkadaşlık ilişkileri, çocuğu, sosyal hayata hazırlar; ezmeden ve ezilmeden yaşa­ma kabiliyeti kazandırır; çocukta, sorumluluk duygusu ge­liştirir. Çocuklara, arkadaşlarına yardım etme fırsatı verilme­lidir. Kendilerine ihtiyaç duyulduğunu bilmek, onları mutlu edecektir.

Bu bakımdan, çocuklarımızın arkadaşsız yaşamayacağını bilmeliyiz. Ama ana baba, çocuğunun arkadaşını seçerek kollama ve kısıtlamaları sürdürürse olumsuz sonuçlar orta­ya çıkar. Şüphesiz, çocuğun arkadaşlık ilişkileri, büsbütün ebeveynin kontrolü dışında olmamalıdır. Çocuğun nerede kiminle oynadığının bilinmesinin dışındaki baskılar, ters tepkiler meydana getirebilir. Evlerde eğitim, düzenli verili­yorsa çocuk, zamanla kendi eğilimine uygun arkadaşı bula­caktır.

Ailelerde, çocuklara maddi ve manevi sevgi ve ilgi ol­mazsa, meydana gelecek boşluğu doldurmak için aynı duy­guları paylaşan çocuklarla arkadaşlık kurabilirler. Onun için aileler, kendi durumlarını kontrol edip, çocuklarının isabet­siz arkadaşlık kurmalarını engellemelidirler.

Çocuğun, kendisine faydası dokunabilecek, kendi kişili­ğinden farklı insanlarla ilişki kurmaya ihtiyacı vardır. Çekin­gen bir çocuğun, dışa dönük çocuklarla beraber olmaya; üs­tüne çok düşülen bir çocuğun, atak çocukların arkadaşlığına; korkak bir çocuğun, cesaretli çocukların arkadaşlığına; yaşı­na göre çocuksu olan bir küçüğün de daha olgun bir çocu­ğun arkadaşlığına ihtiyacı vardır. Saldırgan bir çocuk, güçlü, fakat kavgacı olmayan arkadaşlara yöneltilmelidir. Hayalpe­rest çocuk, gerçekçi arkadaşların etkisine bırakılmalıdır. Bu­rada, ebeveyne düşen görev, çocuğu, kendi kişiliğinden fark­lı arkadaşlara yönelterek düzeltici ilişkilere zemin hazırla­maktır. Evde çocuğun, arkadaşlarıyla birlikte oturabileceği, oynayabileceği bodrum, tavan arası, garaj, bahçe gibi bir yer varsa, burayı onlara ayırmak, çocuğa, bu dönemlerdeki en büyük yardımlardan biri olacaktır.

Her arkadaşın hoş görülmemesi tabiidir; çünkü dövüşçü çocuklar, birbirlerinin saldırganlığını artırırlar. Suça yatkın çocuklar, birbirlerinin topluma ters olan eğilimlerini daha güçlendirirler. Çok çekingen çocukların beraberliği ise ço­cukta, sosyal ilişkilerin daha da zayıflamasına sebep olur.

Bütün bunları göz önünde bulundurarak çocuğun, kendi ar­kadaşlarını seçmesine fırsat verilmelidir.

Eğer çocuğumuzun hiç arkadaşı yoksa ve o, bu durum­dan rahatsız olduğunu iddia etmiyorsa ortada bir problem olduğunu düşünmeli ve bu durumun sebeplerini onunla ko­nuşarak araştırmalıyız. Bu sonuç, tamamen ailenin tutumun­dan da kaynaklanabilir. Birçok ana babanın, çocuk eğitimi konusunda vurdumduymazlıkları, hataları ve yetersizlikleri çocukların böyle durumlara düşmesine sebep olabilir.

Genç insanın arkadaşları sürekli eleştirilirse, bir süre son­ra arkadaşlarının kimler olduğundan ve neler yaptıkların­dan söz etmez. Oysa eleştirilmeyip düşünce ve duygularının paylaşılıp kabul gördüğünü fark ederse hem kendini rahat hisseder hem ailesinden gizli bir şey yapmaz hem de ana babanın, çocuklarının sosyal hayatlarını tanıma imkânı olur.

Büyüklerin ve küçüklerin arkadaş edinmelerine şu hadis ölçü olmalıdır: “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk ta­şıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana ko­kusundan verir veya sen, ondan alırsın. Körük çekene gelin­ce ya elbiseni yakar yahut da sen, onun pis kokusunu alır­sın.” (Buhari, Büyu 38.)

Çocuğunuzun Arkadaş Ortamına Sıcak Bakmasını Sağ­lamanın Yolları

Çocuğunuza zevkli, yeni oyunlar öğretin. Böylece tüm il­gisini bunlara yoğunlaştıracak, arkadaşlarıyla oynarken bun­lardan zevk alacak ve kavga etmeye fırsat bulmayacaktır. Diğer çocuklarla iyi geçindiğinde onun bu hareketini takdir ettiğinizi belli edin. Arkadaşlığın ve dostluğun ne kadar önemli olduğunu sık sık dile getirin.

Arkadaşlarını eve çağırmasını teklif edin. Çocuk, böyle­likle arkadaş ortamına daha sıcak bakacaktır ve başkaların varlığından zevk alacaktır. Bu günlerde çocuğunuza ve arkadaşlarına sürprizler hazırlayın. Zamanla çocuk sadece sürprizleri değil, arkadaşlarını da bekleyecektir.

Çocuğunuza paylaşmanın ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu anlatın. Bir şekerleme veya çikolatası ol­duğunda, bunlardan arkadaşlarına da vermesini tembihle­yin.

Çocuklar bir araya geldiklerinde sınırlarını kendileri be­lirlemeli, oyunun kurallarını kendileri koymalılar. Ailelerin onlara sürekli müdahale etmeleri, çocuklan olumsuz etkiliyor. Çocuğun kendi başına karar vermesini engelleyen aileler, ileride çok daha hırçın çocuklara sahip olabilirler.

Çocukların, Kendilerinden Büyiik ve Küçüklerle Arkadaş­lıkları

Çocukların, kendisinden küçük veya büyüklerle oynama­ları, arkadaşlıkları, ana babaları endişelendirebiliyor. Çocuk­ların kendi yaşıtlarıyla arkadaşlık etmeleri ilkokul ve buluğ çağında büyük önem taşır. Anaokuluna giden bir çocuk için­se arkadaşının yaşıtı olup olmaması fark etmiyor. Yaşıtları­nın bulunmadığı durumlarda çocukların bu tutumlarından rahatsız olmamak gerekir.

Farklı yaşlarda olan, ama buna rağmen çok iyi anlaşan çocuklar görmek mümkündür. Çünkü bu çocuklar, birbirlerini farklı açılardan tamamlıyorlar. Yaşça büyük olan bir erkek çocuk, küçük bir erkek çocukla rahatlıkla arkadaşlık kurabilir. Küçük ona hayranlık duygusu beslerken, o ise kendmi daha güvenli hissedebilir. Böyle bir arkadaşlık aynı zamanda eğitici de olabiliyor. Büyük olan küçüğe bisiklete binmeyi, futbol oy­namayı ve ayakkabılarını bağlamayı öğretebiliyor.

Bazı çocuklar, yaşıtlarının itip kakmalarından, alayların­dan çabuk etkilendiklerinden ana baba veya öğretmene ko­şarlar. Sığınmaya ihtiyaç duyduklarından kendilerinden bü­yüklerle veya daha girişken çocuklarla arkadaş olurlar.

Aşırı kollanan ve kısıtlanan çocuklar arkadaşlık kurmakta güçlük çekerler. Hep başkalarını izleme durumunda kalırlar. Böyle çocuklar, kendi seviyelerindeki çocuklara katılabilmek için hediyeler, oyuncaklar verirler. Yaşıtlarıyla baş edeme­yen veya arkadaş kümelerine giremeyen çocuklar, kendile­rinden küçüklerle oynarlar.

Cinsel kimliğini kazanmakta güçlük çeken erkek çocuk da kendisinden küçük çocuklarla, hatta kız çocuklarıyla oy­namayı tercih eder.

Çocukların, büyük veya küçük çocuklarla arkadaşlıkları her zaman bir problemden kaynaklanmayabilir. Aynı spor türüne ilgi, aynı kuşlara düşkünlük gibi sebeplerle çocuk, yaşıtlarının dışındaki çocuklara yönelebilir. Endişe duymaya gerek yok.

Çocuğunu Arkadaşsız Bırakan Ebeveynler

Çocuklarının, yaşıtlarıyla oynamalarını engelleyen ana babalar vardır. Bu tip ebeveynler, ana babalığın yanında, ço­cuklarıyla arkadaş da olmak isterler. Çeşitli oyuncaklarla ev­de oyalanan çocuk, yaşıtlarının oyununu camdan takip eder. Okul çağı gelince arkadaş bulmaktaki sıkıntılar, bu tarz tu­tumlardan kaynaklanmaktadır.

Kendileri emsalleriyle oturup kalkmayı sevdikleri hâlde, çocuklarını, arkadaşlığın zevkinden mahrum ederler. Tabi, bazen bu tutum, dışarıda kötü huylar kapma endişesi ve sıhhatinin bozulacağı korkusu gibi sebeplerle olur. Sonuçta çocuk, kiminle arkadaşlık kuracağı konusunda bocalar du­rur.

Sokak Arkadaşlığı

Çocukların sokağa çıkma konusu’ var; onu da burada kı­saca ele alalım. Aileler, evlerinde ne kadar iyi terbiye eder­lerse etsinler çocukları, sokaktaki yanlış eğitim almış çocuk­ların yanma gitmek isteyebilecektir. Ne yapılmalı? Çocuğun “Ahlakı bozulacak.” diye sokağa bırakılmaması ve evde ha­pis gibi tutulması hâlinde, bunun sebebini ve gerekçesini ona açıklamak zordur. Onu, sokakta oynayan çocukların kö­tü olduğuna inandırma gayreti, iyi sonuç vermez. İnansa so­kak arzusundan vazgeçecek mi? İnanmış görünür de ailenin isteği üzerine sokağa çıkmazsa kendisinin, bütün çocuklar­dan daha iyi olduğu düşüncesiyle üstünlük psikolojisine ka­pılabilir. Bunun tam tersine, içine kapanarak pısırıklaşabilir de.

Aileler, çocuklarının geleceğini düşünerek iyi bir çevre arayıp da bulmakla beraber, her zaman durumlar müsait ol­mayabilir. Nihayet, hepimiz toplumun bir parçasıyız. Zaman zaman da olsa çocuğumuzu sokağa bırakabiliriz. Evde iyi eğitim verilirse çocuğun sokakta edineceği olumsuzlukları gidermek mümkündür. Evde tutulan çocuğun geliştireceği problemleri gidermek ve tedavi etmek daha zor olacaktır.